PARANIN GÜCÜ
Güneş batmak üzereydi, günün sona ermek üzere olduğu bu saatleri severim. Kendi kendimle baş başa kaldığım, kendimi sağalttığım, duygularımla iç içe olduğum yalnızlığımın keyfini yaşadığım anlar… Zamanın geçmişin acılarını hafifletmiş gibi hissettiğim, karım Hatice ile yollarımızı ayırdığımızdan beri yaşadığım iniş çıkışlardan uzak kaldığım zaman dilimi.
Bahçem avunduğum mekan… Çimen kokusunun içime ferahlık veren tazeliği, yonca çiçekleri, güller, kadife çiçekleri, sardunyaların arasında içkimi yudumlarken kendimi huzurlu hissederim.
Köşede şimdi uzakta olan kızımla diktiğimiz mor begonvil gülümsüyor gibi. Gözüm demir kapıya astığım” SATILIK” yazısına takılıyor. İçimde keder sızıntısı, zamanın süratle büyük bir kederle beni yolun sonuna getirdiği bu zor verdiğim bu karar…
Oğlumun işlerinin ters gitmesi, banka borçları yüzünden aldı-ğım bu karar bana pahalıya mal olacak…
Bu evi eski olarak almıştım, emekli ikramiyem ve banka kredisi ile bu hale getirmek için çok emek verdim, ama insanın evladı söz konusu olunca gözü bir şey görmüyor…
Demir kapının önünde park yapmaya çalışan araba sesiyle irkiliyorum, akşam olmak üzere olduğundan biraz şaşkınım. Kapıdan giren kişi uzun boylu kişi bana doğru ilerlerken özellikle takım elbisesi, iyi kesilmiş sakalı, fötr şapkası dikkatimi çekiyor. Bana doğru ağır adımlarla ilerlerken” Nuri Amca beni tanımadın galiba! Ben Osman”.
Anımsıyorum, devamlı bir işi olmadığı için karşı çıktığım, karım Hatice’nin ısrarı ile kabullendiğim, çok değil iki yıl önce kiracım olan OSMAN… Genç karısıyla, İzmir deki evi kiralamak için gelmişti. Şimdi karşımda o zaman ki ezik, yalvaran Osman’dan eser yoktu, gördüğüm paranın gücünün esir aldığı, aşağılayıcı tavırda bir Osman duruyordu. Hal hatır bile sormadan hemen konuya girdi, şaşkındım. Tecrübe kutusu olduğum halde yaşamı görerek anlamak yeteneğine sahip olduğumdan olacak onun intikam almak gibi bir tavrı olduğunu sezmiştim.
İçinden(yüzüme söyleyemediğinden)”Bak evini vermek için günlerce uğraştırdığın, işi yok diye karşı çıktığın Osman senin evini satın alacak” der gibiydi. Bu satın alacağını söylerken, kendinden emin, pazarlığa girişmeyeceğini, peşin parayla satın alacağını söylerken alaylı bir tavır sergiliyordu.
Para güçten yana en büyük silahtı, fakat o benim gözümde sadece bir korkuluktan başka bir şey değildi.
Bana beni adeta ezmeye çalışan bu alacağım tavır önemliydi!
“Osman, ev biraz önce satıldı, anlaştım” dedim. Şaşkın bakakaldı.” Satılık yazısı duruyor” dedi,
“Yazı önemli değil, alırım”
O kös, kös iyi akşamlar bile demeden giderken, ben arkasından gülümsüyordum. O bana inanmamıştı, bunu arabasını süratle, kızgın sürmesinden anlamıştım.
14. sayıdan