On Sekiz, Leyla Karataş
Kim bilir hangi sabahlara astım uykumu
Yarı ölgün yarı yorgun bedenim
Caddelerde yürüyorum
Ayaklarım yokmuş gibi ezgin
Kuş soluğu kadar canım
Perdeli parmaklarım tutmuyor yadigâr sebepleri
Çocuklar koşturuyor etrafımda
Gözleri çakmak çakmak çocuklar
Yemek masalarına serdiğim kırgınlığım
Susamış dudakları çatlamış sabah
Yüzüne kara bir bulut oturmuş gönlümün
Çağırıyorlar dokunuyorlar duymuyorum
Askıda açlık ekmeği gibi,
Her an soğuyorum çivideki torbada
Yavaş yavaş el değmeden
Dünde yitenin külü
Seni anlamak, ah seni anlamak
Su değmemiş meşin kemerlerin acısı
Korkulu şehla bakışlarında kaybolan seher
İntihar buseleri asıldı perdelere
Kısa bir on sekize kapandı
Hoyrat bir zaman kaldı ardımda
Kış geçti gözlerimden
Faşist bir yağmur yağdı
Islak kum gibi ağırdı yüreğim
3. sayıdan