Sivas, Mehmet Küçükeken

Aşkın aslına erenler de bilsin,
Sivas’ı gönülden sevenler gelsin.
Herkesin dilindedir Ulu Cami’si,
Kelleyi paçayı yiyenler gelsin.

İmranlı, Divriği, Gürün, Yıldızeli,
Al bayrağı elinde tutanlar gelsin.
Vatan aşığıdır yiğidinin her biri,
Hakk’ın yolundan gidenler gelsin.

Ozanı bozlağı, yarenler gelsin,
Sazının teline vuranlar gelsin.
Sivas’ın bağrında kurulan tuzağı,
Oyuna gelmeyip bozanlar gelsin.

İmranlı, Divriği, Gürün, Yıldızeli,
Al bayrağı elinde tutanlar gelsin.
Vatan aşığıdır yiğidinin her biri,
Hakk’ın yolundan gidenler gelsin.

Gurbete gidip de kalmış yareli,
Öz toprağı Sivas olanlar gelsin.
Koyunu kuzuyu güdenler gelsin,
Kangal’ın gücünü görenler gelsin.

İmranlı, Divriği, Gürün, Yıldızeli,
Al bayrağı elinde tutanlar gelsin.
Vatan aşığıdır yiğidinin her biri,
Hakk’ın yolundan gidenler gelsin.

Ana, baba duası alanlar gelsin,
Dostunun hatırını sayanlar gelsin.
Sivas’tan yolları geçenler gelsin,
Mehmet’i, Ali’yi sevenler gelsin.

İmranlı, Divriği, Gürün, Yıldızeli,
Al bayrağı elinde tutanlar gelsin.
Vatan aşığıdır yiğidinin her biri,
Hakk’ın yolundan gidenler gelsin.

39. sayıdan

Similar Posts

  • On Sekiz, Leyla Karataş

    Kim bilir hangi sabahlara astım uykumuYarı ölgün yarı yorgun bedenimCaddelerde yürüyorumAyaklarım yokmuş gibi ezginKuş soluğu kadar canımPerdeli parmaklarım tutmuyor yadigâr sebepleriÇocuklar koşturuyor etrafımdaGözleri çakmak çakmak çocuklarYemek masalarına serdiğim kırgınlığımSusamış dudakları çatlamış sabah Yüzüne kara bir bulut oturmuş gönlümünÇağırıyorlar dokunuyorlar duymuyorumAskıda açlık ekmeği gibi,Her an soğuyorum çivideki torbadaYavaş yavaş el değmeden Dünde yitenin külüSeni anlamak, ah…

  • İnsan Nereye gider, Fazlı Humar

    öpmeden çiçeğini koklamadanbağrına basmadan henüziçin için tutuşup yanarakinsan nereye gidercanının yarısını bırakarak ölümün kutsal çağındakısalır ayaklarındönüp uzun uzun bakarsınbıraksalar darmadağın aşkınıyeniden yaratacaksıninsan nereye giderhasret kurşunu ile yaşayarak sarılmak istersin delicegüzeller güzeli zeytin ağacınakurban olursun havasına suyunayememiş içmemişsindir hanivar etmişsindir yokluktansonra yer yerinden oynarsökülürsün kökündeninsan nereye gideraziz toprağından koparak kıpır kıpırbir özgürlüğe uyanırsıngüller açmıştır yüzündegökyüzüher zamankinden…

  • BAKÜ’NÜN IŞIKLARI NEFT DOLUDUR, M. Fazıl Alasya

    Azerilerin can şehri BaküDerin soluk üfler Hazar’danDalgalar yürek yürek çarparYahşi bir selâm gelir Anadolu’yaGönüller birleşir Türkçe’de Bakü her sabah başka uyanırMahmur gözlerini neftle yıkarSonra çarşılar kaynaşırAlışverişler harmanlanır“Alev Kuleleri” vardır ihtişamlıAma yoksulluk kokar dar sokaklar Bakü’nün sürme gözlü dilberleriSalınır ve süzülür geniş caddelerdeSevda türküsü “Aykız” yükselirGotik mimarinin ışıltısındaGeceler masala dönüşürÇelişkiler taşısa da,Bakü hep kardeşlik aynasıdır 39….

  • TÜRKİYE’DEKİ TARİH VE KÜLTÜR İSRAFI, Oğuz Mutlu

    Anadolu; tarih boyunca birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok farklı devletin egemenliği altına girmiş, birçok farklı kültürün gelişimine tanıklık etmiş bir coğrafyadır. Bu topraklar; Truvalıları, Frigleri, Hititleri, Lidyalıları, Urartuları, İyonları da gördü; Pers hakimiye-tini de… Büyük İskender’in hükmü altına da girdi, Roma İmparatorluğu’nun hükmü altına da. Bizans ile Türkler ise, Anadolu için yüzyıllar boyunca…

  • Bahara Güzelleme, Yasemin Kaya

    Bahar ne güzel bir mevsimdir. Şimdiye kadar kaç şair, kaç yazar ölümsüz mısralarla, satırlarla onun güzelliğini anlatmıştır da hâlâ her eli kalem tutanın, gönül dili şakıyanın ‘bahar’la ilgili söyleyecek, söylenmiş söylenmemiş, duyulmuş duyulmamış iki çift lafı vardır. Geçmişten bugüne dünyaya gelen insan sayısınca bahar vardır, o insanlar kaç yıl yaşadıysa da o kadar bahar görmüşlerdir….

  • Yol Hayallerimiz

    Beylik cümleler vardır hani: “Hayat bir yoldur,” derler ya da “ömür biter, yol bitmez.” Hayat, hakikaten bir yoldur, senelere yayılan, iki yanı çakırdikenli, bazen çiçek kokuları bazen atık kokuları içinde akıp giden; geriye dönüp tekrar aynı yoldan geçmenin, aynı manzarayı görmenin imkânsız olduğu; menzili mezar olan bir yol. Bugün mecâzî anlamlı o yoldan değil, gerçek…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir