HİÇ ORMANIM YANMADI
Leyla KARATAŞ Özlemin rengi olur mu Anlatabilir mi uzak kalmışlığı dağın tepesi Hiç umulmadık sevinçleri getirir mi rüzgâr Saklar mı perdelerdeki…
Leyla KARATAŞ Özlemin rengi olur mu Anlatabilir mi uzak kalmışlığı dağın tepesi Hiç umulmadık sevinçleri getirir mi rüzgâr Saklar mı perdelerdeki…
Sevgili okurlarım, son zamanlarda kendime sıkça sorduğum o kadar çok soru var ki. Bir anne, çalışan bir kadın ve özünü kalemine yansıtmayı amaçlayan bir insan olarak ülkenin ve insanlığın içinde bulunduğu durum için kaygılanmamak mümkün değil. Günden güne eksildiğimizin farkındayım. Yaşam standartlarımızın normalin çok altına düşmüş olması, doğal afetler, hastalıklar nefes almamızı ve insanca yaşamamızı…
Yıkık dökük sayfalar arasında Dostluk bir dokunuştu Gönül teline uzanan dildeyiz Sesimizi doğaya bıraktık Saklandı ayrık otları Kır düştü doğrularımıza sevdiğim Sinsi bir diz çöküşe gitti feryat Soluğumuzda ki aşk Gülüyor serseri duruşlar Kim vurduya komşu muyuz Düğümlü mü kelimelerimiz Tekinsiz yolculuklara koşan gün Darası mı bozuktu adaletin İnsanlığın çulu çaputu kirli Kabuğumuz sırtımızda Menzilini…
Karşı dağlara bakınBürünmüş kına kınalar, yanağınızda yeşilNe zaman geçtiniz yanımdanSızlanan hava dallarımı yalayarak gittiGörmedim canımdan çıkışınızıBarış neredeBir uçurum yüreğimTopraktan eşiklerde durgunlukSavaş kiminleTemmuza düşse gölgeniz, yaşar mıSuya vuran haset, renklerime küskünKöklerim hevesle karşılardı o suyuBir alfabe gibiyimKırk katırdan ağır Gülüşünüze koştu vefaGiydiğiniz yangınlar kudurduSoyunduğunuz yağmur, yıllara inkârBeddua yastıkları hep uykuluBir alfabe gibiyimAğaçların aklına uydu kalemimSatırlarım sürgündü……
Viran evler Zulasında kelebek kanatları Ekmeğimizdeki acı Sayfalarda suskun çocuklar Sızlar yamalı insanlık Düşer ağrılara zaman Kelepçeler, yansımayan o renkler Acı satın alınır mı Davet edilir mi hasret Sığar mı dünyaya yitik şehirler Sınırı var mı emeğin Yokluklara gömülür kıyametler Özgürlüğün içine mahkûm Saçlarımızı saran yel Serilir hayaller ipten ipe Eli kopmuş yürekler Ana ocağı,…
Gül kurusu duygular, yarım yaşamlar Ne çok özleriz o saflığı Ruhlarımıza hapsolmuş takvim yaprakları bir bir düşer Kelime dağarcıklarını dinleyen ufuk sordu Lekesiz mutluluk kitabı yazılmadı mı Küfür gibi dile gelir ikilemler İçime dokunur güle dokunmamış gamsız uykular Yüzümüze vuran derdest sabahları Bilemezsiniz Aslında gidilecek yer hiç olmamıştır Kucaklayacak şafak Sürüklenir ığıl ığıl birbirine günle…
Kim bilir hangi sabahlara astım uykumuYarı ölgün yarı yorgun bedenimCaddelerde yürüyorumAyaklarım yokmuş gibi ezginKuş soluğu kadar canımPerdeli parmaklarım tutmuyor yadigâr sebepleriÇocuklar koşturuyor etrafımdaGözleri çakmak çakmak çocuklarYemek masalarına serdiğim kırgınlığımSusamış dudakları çatlamış sabah Yüzüne kara bir bulut oturmuş gönlümünÇağırıyorlar dokunuyorlar duymuyorumAskıda açlık ekmeği gibi,Her an soğuyorum çivideki torbadaYavaş yavaş el değmeden Dünde yitenin külüSeni anlamak, ah…
Kendime saklandımGiz içimizdeymişHurafe dükkânları açıkÇamur, çıplak yüreğim…Deli olmasam nasıl dayanırım zalimeKuru bir yaprak misali sevgilerDarağacına çıksam ne çareBen de kuruyum… Varsın öfkeli desinler banaDilimin kemiği susarOdalarda sessiz türkülerİnci taneleri dökülür toprağaİzbe sokaklarda ulu orta pislikBu ben miyim, sen misin…. Saklandım kendimeGözümüzde mavi ateşDilimizde kimsesiz küfürKorkuyorlar cesaretimizdenBir yanımız göçükSağımızda çukurSolumuza yüklenen ağır emHangi yaramı sarsanız bilmemKimim…
Bu yazarın Akdoğan Yayın Ağı içerisindeki diğer yazılarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz.