insan ne vakit ölür?, Leyla Karataş

Gül kurusu duygular, yarım yaşamlar

Ne çok özleriz o saflığı

Ruhlarımıza hapsolmuş takvim yaprakları bir bir düşer

Kelime dağarcıklarını dinleyen ufuk sordu

Lekesiz mutluluk kitabı yazılmadı mı

Küfür gibi dile gelir ikilemler

İçime dokunur güle dokunmamış gamsız uykular

Yüzümüze vuran derdest sabahları

Bilemezsiniz

Aslında gidilecek yer hiç olmamıştır

Kucaklayacak şafak

Sürüklenir ığıl ığıl birbirine günle gece

Tek başına değiliz, yalnızız

Çifte kavrulmuş acının damağımızda bıraktığı o tadı

Silemezsiniz

Nereye yansıyacağı belli olmayan özlemin mekruh aksi

Her gönülde kopmak üzere olan uçurtma kuyruğu

Tozlanmış raflarda üzerinden geçtiğimiz satır satır yürekler

Hafızanızdan hiç gitmeyen o roman şehirler

Gidemezsiniz

Dile düşer sevda

Yılgın haykırışlar

Yıkık sonlara kucak açan sarsıntı

O sancı tesadüf fırtınası mıdır

Yalan arayışların boğuk sesi

Tepenizde mış gibi yaşatılan adınız yazılı taş

Ne uzun yolculuktur, dar bir oda susuz uykusuz

Kimsesizsiniz

Üzüntülü bayram sabahları

Geride yıkık dökük hatıralar

Yazılmayı bekleyen onca gülüş

Sırça saraylardan kaçan ölüm kanatları

Tutunamayanlar

Düş müydünüz

İnsan ne vakit ölür…

4. sayıdan

Similar Posts

  • Uğultu, Sevgi Erol Öçal

    Kararsız ve telaşla esen rüzgarSoluğunda fırtına kokusu varOrtalığa ıslık yayarDenizlerde kükreyen rüzgar dalgalara köpük yığarKorkudan savrulur ağaçlar uğuldarGöğe fırlar incecik kumlarGri bulutlar yağmur toplarBulutları kovalar rüzgarOrtalık taru marTemizlenen gök masmavi karRüzgarın kamçısı yüzlerde patlarKaranlık gecenin soğuk yıldızları parlarİzleri siler rüzgarÇalılarda haykırıp uğuldar 39. sayıdan

  • Yüzümden

    I. Yüzümden / Veysel ÇOLAK Beni onaracak bir şey olsaydı söylerdin bir soru bıraktın önüme ve yakıcı bir merak gece yeniden daha yırtıcı, daha canavar ısırdıkça dalgasını geçiyor sonrası paramparça. Düşünmek faydasız ölüyor güneşi görmeyen ağaç kırılmış boynu, yaprakları sapsarı bunlar olur, hayatsa dayanılmaz. Yenilerek yaşamaya alıştım hazırlandım yeniden savrulmaya yüzüme bakmamaya, unuttu demeye kayıp…

  • Maviş

    Kim bilebilirdi ki o masmavi gözleri olan çocuğun hayatının nasıl olacağını. Daha annesinin karnındayken sıkıntılarının başlayacağını. Çevresindekilere gülücükler saçan, etrafındakilerle kolayca kaynaşabilen, sevimli maviş gözlü bir çocuktu o. Onu görenler mutlu, o da gördüğü kişilerle mutluydu. Maviş’e anne ve babası “Haydi bakalım anaokuluna gitme zamanı geldi,” dediler. “Gidelim,” dedi içinden ama “Uyumak ve çocuklarla oyun…

  • |

    ÜÇ KÜÇÜREK ÖYKÜ

    Tahtadan Kukla Tam günün ortası. Dışarıda yaprak kımıldamıyor. Yabancı arabaların korna sesleri… Hayat durmaksızın uğuldayan ırmak. Gözlerimi kapatıyorum. Belki bir dakika bile değil. Tahtadan yapılmış bir kukla bu. Adam. Sakin ve ağırbaşlı. Koltukta oturuyordu belki de uzanmıştı. Ansızın ayağa kalktı. Kendi kararıyla, istemli. Oyuncak sepetine girdi, kapağı kapattı. Bana doğru bakmıyor bile. Fakat beni gördüğünden…

  • HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR CEMAL SÜREYA

    Türk Edebiyatında ‘İkinci Yeni’ denildiğinde ilk akla gelen isim Cemal Süreya’dır. Edip Cansever, İlhan Berk, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer, Tevfik Akdağ grubun diğer şairleridir. Cemal Süreya gerçek adıyla Cemalettin Seber İkinci Yenicilerin en ağır ismidir. Metin Cengiz; Cemal Süreya İKİNCİ YENİ BİLİNCİNİN KURUCU GÜCÜ adlı kitabında onu şöyle anlatmıştır: “Özerk…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir