Merhaba 14

On üçüncü sayımızla merhaba,

Öncelikle Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği’nin ilk genel kurulundan söz etmek istiyorum.

21 Aralık 2023 tarihinde gerçekleştirildi ve yeni kurullar göreve başladı. Minik ama çok önemli bir adımdı.

Bizler Nehirden ya da Cüneyne okurları, sanatçıları ya da Akdoğan Yayınevi yazarları olarak evet güzel işler yapıyorduk ama şimdi bir dernek çatısı altında çok daha örgütlü, çok daha güçlüyüz. Bu gücümüzün meyvelerini Nehirden’de de aktarmaktan büyük mutluluk duyacağız. Umuyoruz bir sonraki sayımızda genel kurul sonrası ilk gayretlerimizi okuyor olacaksınız. Ama elbette ki amacımız sadece okunan etkinlikler, faaliyetler değil; hep beraber üreteceğimiz işler çıkarmak ya da başka bir deyişle kültür sanat edebiyat alanında yapabileceğimiz her şeyi örgütlemek…

Bunun için aralarında Çayyolu Semt Meclisi’nin de olduğu çok sayıda demokratik kitle örgütüyle iletişim halinde olacağız ve dayanışmanın, birlikte üretmenin koşullarını yaratmaya çalışacağız.

Bir güzel haberimiz de bu sayı ile başlayan gençlik köşemiz.

Çayyolu’nda ilk çıkardığımız dergi olan Çayyolu Kültür Sanat ve Dergisi’nden bu yana bir projeydi gençlik köşesi.

O zamanlar da başlamıştık ama devam ettiremiştik şimdi ise çok daha sağlam adımlarla bu köşeye başlıyoruz. Adımlarımız sağlam zira bu sayıda okuyacağınız gençler kendi okullarında da yazan, çizen, üreten gençler. Üstelik okul dergileri Ümitliyiz’in heveslileri, emekçileri… Nitekim Ümitliyiz dergisi de genel yayın yönetmenleri ve aynı zamanda editörümüz olan Semiha Baysal’ın öncülüğünde ikinci sayısını çıkarmak üzere şu günlerde. Gençlik geleceğimiz ve biz onların yazmaları, üretmeleri için elimizden ne geliyorsa yapacağız.

Saygılar, sevgiler, selamlar…

nehirden 14

Similar Posts

  • MAVİDE YİTEN HAYATLAR

    (1)Yine aynı kâbusla bölünüyor uykuları. Aynı kırık dökük sözler dökülüyor dudaklarından. “Dur, lütfen yapma! Dur… Yalvarırım sana. Dur! Hayır hayır hayııııııır.”Buradaki kadınlar nöbet geçirdiğini söylüyorlar. Nöbet geçirmek ne demek anlamıyorum. Hâlbuki bu ne ilk ne de son olacak, biliyorum. Bağırırken kendini oradan oraya atıyor. Zarar görmemesi için elini kolunu sıkı sıkı tutuyorlar. Koğuşun en yaşlısı…

  • Aşk

    Sevdamız, rüzgârlarla süzülen,Aşkın zarif nakışlarına dokunan bir hikâye.Gökyüzünde dans eden yıldızlar, bize tanıklık eder,Bir masal gibi devam eden bu aşk serüvenine. Gönlümde açan güller ılıman esintilerle büyür,Tüm büyüyen güller senindir sevgilim.Karanlık gecede parlayan yıldızlar,Bize aşkımızın sonsuzluğunu anlatır sevgilim. 14. sayıdan

  • dört mevsim yedi iklimdir insan hayatı

    “Uzun ömürlü bir ağaca” benziyordu Yılmaz Gruda; çok dallı, sayısız meyveli…Elleri, kolları ve başı “gökyüzünü imâ” ediyordu. Gövdesi topraktan beslenircesine güçlü; “bilgelik ve daima öğrenmek / öğretmek” isteğiyle sarınıp-sarmalanmış.“Halkım” diyordu her yazmak eylemine koyulduğunda, sahneye çıktığında, kamera karşısına geçtiğinde. “Halkımdan aldığımı, halkıma misliyle ödemeliyim.” Dil’i sanat, yolu yöntemi yine sanattı. Edebiyat, tiyatro, sinema, hatta reklamcılık……

  • |

    ÜÇ KÜÇÜREK ÖYKÜ

    Tahtadan Kukla Tam günün ortası. Dışarıda yaprak kımıldamıyor. Yabancı arabaların korna sesleri… Hayat durmaksızın uğuldayan ırmak. Gözlerimi kapatıyorum. Belki bir dakika bile değil. Tahtadan yapılmış bir kukla bu. Adam. Sakin ve ağırbaşlı. Koltukta oturuyordu belki de uzanmıştı. Ansızın ayağa kalktı. Kendi kararıyla, istemli. Oyuncak sepetine girdi, kapağı kapattı. Bana doğru bakmıyor bile. Fakat beni gördüğünden…

  • ŞARKILARIMIZ, TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ – III, Hasan Tahsin Deda

    Nehirden Dergisi’nin Mart-Nisan 2026 ve Mayıs-Haziran 2026 sayılarında yayımlanan yazı dizimizin 1.ve 2. bölümünde de yer aldığı üzere, yaşanmışlıklarımızın bir yansıması olarak kalbimizde hissedilenler; önce sözlere, sonra notalarla yoğrulup nesiller boyu unutulmaz eşsiz musiki eserlerine dönüşerek, nesilden nesile aktarılan, gönlümüzde iz bırakan şarkılarımıza ve türkülerimize dönüşürler.Yıllar boyu doyumsuzdurlar ve her seferinde aynı duygu, aynı hazla…

  • VE KADIN VE ADAM VE HAYAT

    Kalabalık bir ortamda buluştu gözleri.Maskeli yüzlerinde harabelerin çiçeği gözleriTakılı kaldı öylece ama bir dakika ama saatlerce…Niye buradalardı? Niye şimdi? Kim bilir kaç kez teğet geçtiler birbirlerini. Belki bir otobüs durağında, belki bir market kuyruğunda, belki tiyatroda belki.. Ama niye şimdi. Yıllar çok şey alıp yükünü tutmuştu çoktan ikisinden de. O gün işte o gün bi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir