dört mevsim yedi iklimdir insan hayatı

“Uzun ömürlü bir ağaca” benziyordu Yılmaz Gruda; çok dallı, sayısız meyveli…
Elleri, kolları ve başı “gökyüzünü imâ” ediyordu. Gövdesi topraktan beslenircesine güçlü; “bilgelik ve daima öğrenmek / öğretmek” isteğiyle sarınıp-sarmalanmış.
“Halkım” diyordu her yazmak eylemine koyulduğunda, sahneye çıktığında, kamera karşısına geçtiğinde. “Halkımdan aldığımı, halkıma misliyle ödemeliyim.” Dil’i sanat, yolu yöntemi yine sanattı. Edebiyat, tiyatro, sinema, hatta reklamcılık… Fakat benim için haza şairdi! “Mezar taşıma şair yazın.” dyecek kadar şiire aşku sevda ile bağlı. Seksen yılı aşkın bir “sanat maraton’u” Yılmaz Gruda’nın hayatı. “Dört mevsim, yedi iklim” içeren.
Çayyolu/ Cüneyne dergisi adına Gruda’yla bir söyleşi yapmak isterken bulmuştum “Mavilerden şairi”. Beni en çok Gruda’nın şairliği ilgilendiriyordu. Yine de on yedi soru sordum şaire; şiirle, romanla, tiyatroyla, sinemayla ilgili. Öyle bir yazdı ki şair, “koskoca kitap” oldu.
Gruda’nın deyişiyle Opus 1: “San’at Üzre Bir Derûn Söyleşi”
“Dört mevsim, yedi iklim” insan hayatına ilişkin “külliyat” olacak kadar tecrübesi ve birikimi vardı Yılmaz Gruda’nın, bunlardan seçerek devşirdiklerini yazdı.
Ve Opus 2: “Hayat’a Dair El-Altı Kitâbı”
“Zaman” diyordu bilge çınar. “Tıpkı, Buz gibi, hızla eriyen, akıp giden Zaman!” Eğer bilinçli kullanırsak bize çöller, denizler, dağlar aşırtacak zaman. İnsan “katman katman bir varlık”, sadece etten kemikten ibaret değil. Kimliksiz, ifadesiz, dümdüz olmak hayatta başımıza gelebilecek “en dehşetli tehlike”. Ve muhteşem bir motto / slogan: “Kitap önünde: insan” Oku, incele, anla, keşfet onu…
“Anadolu ve Doğu bilgeliği”, Batı kaynaklarını da “es geçmemek” üzerine kurulu bir duruşu vardı Yılmaz Gruda’nın. Kıymetli şair/ yazar/ aktör’den “önünde şapka çıkartmamız gereken” bir sanatçı tanımı: “Sanatçı, belli bir dünya görüşü doğrultusunda, toplum’un, yüksek düzeyde bir düşünce’ye erişmesi… giderek, değişmesi, gelişmesi ya da dönüşmesi amacı ile… ülke’nin varolan temel niteliklerini, beklentilerini özümseyerek, … görsel, anlatımsal, müziksel imge’lerle kotarılmış yaratı’larla… alanındaki birikimlere katkıda bulunan ‘çilekeş’lere denir…” Çile “aydınlanma kapısı” her birinde… “Karanlık bilinçlere” inat!
Yolcu “yola revan olur.” Uzun ya da kısa; kolaylıklarla ya da zorluklarla, belki de tehlikelerle dolu olabilir yolu. Hayatlarımız da yol. Gerçi dünya da bir “gölgeliktir” ya! Sonsuzluk denen muamma yolculukta Allah onunla birlikte olsun! Bizleri sanata, edebiyata, şiire yaklaştıran belki de gerçeklerle aramızdaki uzaklık ya da yakınlığı kendi isteğimize göre ayarlama uğraşı /uğraşısıdır. Ve bazen de takıldığımız ayrıntılardır. Şahsım adına söyleyeyim kimi ayrıntılara takılıp en genel olanı göremediğim anlar çok olmuştur. Yılmaz Gruda’nın Sanat Yelpazesi adı altında bir çalışma taslağım için çoğunu internet sahaflarından aldığım onlarca kitabım oldu. Ustanın rahatsızlığının en yoğun olduğu günlerde imzalaması için kendisine gönderdim. İmza için hali yokken eline ulaşmış otuza yakın kitap. Kitapları görünce “Ne yapmış bu kız, nasıl imzalayayım ne yazayım ben şimdi?” diye öfke ile karışık sormuş. Bir yandan da imzalamış. Çoğuna “aynen” yazmış. Artık her “aynen” dediğimde onu anımsıyorum. Hüzün, sevgi ve mahcubiyetle… Ruhu şad, mekanı cennet olsun.

7. sayıdan

Similar Posts

  • |

    Merhaba, 6

    Geçtiğimiz haziran ayında Çayyolu tarihinin en büyük ve en önemli kültür sanat ve edebiyat etkinliklerinden birini başarıyla gerçekleştirdik. 1. Çayyolu Edebiyat Günleri Okur Yazar Buluşmasına aralarında ulusal çapta tanınmış çok sayıda isimle beraber yüzlerce şair, yazar, sanatçı katıldı. İki günün yetmediğini gördüğümüz bu etkinliğe binlerce insan adeta akın etti. Bu etkinliğin bir kitabını düşünüyorduk ama…

  • Ferzan Özpetek

    Hem Türk hem de İtalyan vatandaşı olan Ferzan Özpetek İstanbul’da doğar. Yirmili yaşlarından beri İtalya’da yaşayan yönetmen orada sinema tarihi, sanat tarihi, kostüm dersleri alır ve yönetmen yardımcılığı ile de sinemaya adım atar.İlk filmi Hamam’ı 1997’de çeker. Daha ilk filminde iyi bir yönetmenle karşı karşıya olduğumuzu anlarız. Hamam’da bir İtalyan’ın gözüyle İstanbul’u gezerken, Türkiye’yi özellikle…

  • Çayyolu

    Ankara’nın gelişen ve değişen yüzüne şahitlik eden semtlerinden biri olan Çayyolu, son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşayarak ilçe statüsüne yükselmiştir. Eski zamanlarda sakin bir köy iken, bugün modern yapıları, geniş caddeleri ve hızla artan nüfusuyla dikkat çeken bir yer haline gelmiştir. Çayyolu’nun ilçe olması gerekmektedir, bölgenin gelişimine ve kalkınmasına da yeni bir ivme kazandıracaktır. Çayyolu’nun…

  • Dil Yanlışları – 1

    Dilin önemi üzerine ne yazılsa, söylense eksik kalır. Ne ki gerçeği anlamak çoğu kez güç oluyor. “Derya” içinde olup, deryayı bilmemek gibi ayırdında kişi neredeyse parmakla sayılacak… Osmanlı’dan en iyimseler öngörüyle %7 oranında aldığı okuryazar düzeyini, Latin abecesini benimseyerek (1 Kasım 1928), Türk Dil Kurumu’nu kurarak (12 Temmuz 1932), derleme ve tarama sözlüklerini yayımlayarak aşama…

  • müzik ve makamlar ile tedavi

    Müzik, eski zamanlardan bu yana tüm canlılar üzerindeki olumlu etkisi bağlamında, insan yaşamında da önemli ve etkisi çok yönlü bir yer edinmiştir. İnsanlar; kahramanlıklarını, üzüntülerini, sevinçlerini, heyecanlarını, sevgilerini çoğunlukla müzik sanatını kullanarak ifade etmeye çalışmışlardır. Müzik, geçmişten günümüze gerek psikolojik, gerekse fizyolojik birçok rahatsızlığın tedavisinde ilaçlarla birlikte kullanılan bir yöntem olmuştur. Birkaç örnek vermek gerekirse;…

  • çayyolu: başkentin gelişen halkı

    Ankara, Türkiye’nin başkenti olması nedeniyle hem tarihi hem de modern yapılarıyla dikkat çeken bir şehirdir. Bu güzel şehrin bir semti olarak önemli bir yere sahip olan Çayyolu, Ankara’nın gelişen ve modernleşen yüzünün en güzel örneklerinden biridir. Bu yazıda, Çayyolu’nun başkentteki önemine ve özelliklerine dair bir yolculuğa çıkacağız. Ankara’nın Yeni Yüzü: Çayyolu Ankara, Türkiye’nin politik ve…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir