|

VE KADIN VE ADAM VE HAYAT

Kalabalık bir ortamda buluştu gözleri.
Maskeli yüzlerinde harabelerin çiçeği gözleri
Takılı kaldı öylece ama bir dakika ama saatlerce…
Niye buradalardı? Niye şimdi? Kim bilir kaç kez teğet geçtiler birbirlerini. Belki bir otobüs durağında, belki bir market kuyruğunda, belki tiyatroda belki.. Ama niye şimdi. Yıllar çok şey alıp yükünü tutmuştu çoktan ikisinden de. O gün işte o gün bi şey oldu. Gözleri asılı kaldı gözlerinin içinde.
“Seni tanıyorum ben. Ayak tırnağından saçının teline kadar Sesinin erkeksi tınısından, gözlerindeki parlaklığın kıvılcımına kadar, umutlarını, umutsuzluklarını, küser huyunu, küfürlerini, sevda sözlerini.. örselenmelerini biliyorum. Tanıyorum ben çok uzun zamandır bekliyorum. Yüreğini okuyorum gözlerinden. Sen bana geç kaldın efendim.”
“Ben de seni tanıyorum. Genç kız ürkekliğindeki bakışından, maskeyle gizlemiş olsan da dudağının kenarındaki hafif tebessümünü biliyorum. Konuşsan neler anlatacağını biliyorum. Nasıl kırıldığını, yeniden yeniden toparlanıp hayatın onca yükünü nahif omuzlarına yüklendiğini, yakınmasız kabule geçişini, kadere teslim olmayan inatçı başkaldırışını biliyorum. Daha önceleri neredeydiniz?”
Aynı yerde işe başlamışlardı. Aylarca gözleriyle konuştular. Nasılsın? Nerde kaldın? Seni beklemekten yüreğim kuş gibi çarpıyor? Hasta mısın? Öksürüyorsun. Ne çok isterdim sana nane limon kaynatayım….Onca kalabalığın içinde siyah maskeler üzerinde açan harabe çiçeklerini suladılar.
Sonra toprak suya nasıl hasretse işte öyle buluştular hiç konuşmadan. İmkansızlığı içtiler gözlerinden imkansızca, plansızca, hesapsızca…
Diğer maskelilerin tiz, haset, kıskanç seslerini duyamadılar. Gözlerine akan yürekleri kenetlenmişti.
Ama hayatın başka planları vardı. Gözlerini kaçırdılar başka maskelilerin bakışlarına. Birbirlerini aradılar ama yoktular o gözlerde. Sanki hiç var olmamışlardı. Kayboldular kendi maskelerinin içinde.
Adlarını dahi bilmiyorlardı birbirlerinin. Aynı üzümüm salkımlarıydılar ama başka şişelerde şarap olmuşlardı.

12. sayıdan

Similar Posts

  • Maviş

    Kim bilebilirdi ki o masmavi gözleri olan çocuğun hayatının nasıl olacağını. Daha annesinin karnındayken sıkıntılarının başlayacağını. Çevresindekilere gülücükler saçan, etrafındakilerle kolayca kaynaşabilen, sevimli maviş gözlü bir çocuktu o. Onu görenler mutlu, o da gördüğü kişilerle mutluydu. Maviş’e anne ve babası “Haydi bakalım anaokuluna gitme zamanı geldi,” dediler. “Gidelim,” dedi içinden ama “Uyumak ve çocuklarla oyun…

  • HALİT ÖZBOYACI ŞİİRİNDEYALNIZLIĞIN VE BELLEĞİN İZLERİ: Biz Çocukken Büyüdük, Hatice Eğilmez Kaya

    “Bir yanımda mutlaka senÖbür yanım acıyla dolarakÜstümüzdeki gökyüzünüTek tek yıldızlarla donatarakHatta çoğalarakGeçip gidiyor hayat önümüzden” Halit Özboyacı, şiirimizde geleneksel yapı ile modern duyarlılığı harmanlayan bir şair, onun şiiri lirik ve toplumcu gerçekçi çizgide ilerler. Sanatsal gelişimi, gençlik yıllarındaki lirik heyecanlardan olgunluk dönemindeki derin felsefi ve toplumsal arayışlara doğru evrim gösterir. İlk dönem şiirlerinde memleket manzaraları,…

  • Ayrık otu, Çocuk, Aşk

    Yıkık dökük sayfalar arasında Dostluk bir dokunuştu Gönül teline uzanan dildeyiz Sesimizi doğaya bıraktık Saklandı ayrık otları Kır düştü doğrularımıza sevdiğim Sinsi bir diz çöküşe gitti feryat Soluğumuzda ki aşk Gülüyor serseri duruşlar Kim vurduya komşu muyuz Düğümlü mü kelimelerimiz Tekinsiz yolculuklara koşan gün Darası mı bozuktu adaletin İnsanlığın çulu çaputu kirli Kabuğumuz sırtımızda Menzilini…

  • çocukluğun gizli yeri, Sergül Gültekin

    Bir dut ağacı hatırlıyorum. O ağacın dallarına kurmuştum gizli yerimi. Bir evdeki tek kişilik koltuklardan birisini evin köşesine bitiştirerek arada kalan ufacık yerde kuruyordum kendi dünyamı. Her çocukluğun bir gizli yeri vardır, benimki bu ikisiydi. Neden yaparız bunu diye düşündüm geçen gün. Daha çocukken neden yuva içerisinde yalnızca bize ait olan bir yere daha ihtiyaç…

  • |

    Yeni Yıl, Bora Mütevellioğlu

    Yeni yılı, yeni yılEn mutlu yılDilekler geliyor bu yılSevindiğimiz en mutlu yıl Noel baba geliyorHediyeler veriyorHediyeler gelinceBizler çok seviniyor Noel ağacı hazırlanıyorBahçeyi beyaz yorgan kaplıyorHerkes seviniyorSokaklara çıkıyor Sonra geliyoruzSaat 23.59 oluyorBir dakika kalıyorBitince 2026 oluyor (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • Gül ve Kil

    Mevlana’nın Mesnevisinde çok güzel bir hikaye vardır ki arayana-anlayana çok sırlı kapılar açar. Adamın biri attardan kil alır, eskiden kil, vücut temizliğinde kullanılırdı. Adam kili eve getirdiğinde kilden çok güzel bir gül kokusu geldiğini fark ederek şaşırır. Ve kile sorar: “Sendeki bu güzel koku nereden gelmektedir?” Kil, adama cevap verir: “Ben attar dükkânındayken gülyağı şişeleriyle…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir