sen neymişsin be elma

     Meyvelerin yasaklı olanıdır elma. Âdem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olmuştur çünkü.
  Gökten üç elma düşer başınıza her masalın sonunda.
  İçinizdeki düşünceler an olur kemirir elma kurdu gibi beyninizi.
  Elması kızarır okumayı söken küçük oğlunuzun.
  Elma şekerine aş erer komşu kadın.
  “Dalda duran üç alma
  Dalda duran üç alma
  Sen de güzel, sen de güzel
  "Koparma” diye şarkı söyler çocuklar müzik dersinde hatta hızlarını alamayıp flütle çalmaya çabalarlar bu parçayı.
  “Gez, göz, arpacık” diyerek nişan alınmıştır başın üzerindeki elmaya.
  Zehirli hale getirilmiştir Pamuk Prenses’in üvey annesi tarafından ve ikram edilmiştir güzeller güzelini yok etmek için ortalıktan.
  Altın haline bürünmüştür mitolojiye konu olabilmek için ta eski devirlerde.
  Bir oka hedef olmuştur filmlerde, romanlarda.
  Bir elmanın yarısı o, yarısı sen olduğumuzdur çoğu zaman.
  Kırmızısı… Sarısı… Yeşili… Golden’i… Niğde’si… Amasya’sı… Gümüşhane’si.
  Lezzetlidir Allah için. Her derde devadır. Neler yapılmaz ki ondan. Elma tatlısı… Kompostosu… Elmalı pasta… Elmalı kek…
  Bebeklere elma rendesi, elma suyu.
  Yetişkinlere elma kurusu.
  Sirkesi…

  Diyettekilerin baş tacı.
  Elma güzeli seçilir belki bilmediğimiz şehirlerde.
  Yarım elma gönül almadır mesela.
  Elma elmadır hamamda yunan hanımların yanakları.
  Acıdır bazen elmanın tadı.
  Gülgillerden, en çoğu yumruktan küçük ve yuvarlak, kabuğu parlak ve sert, kırmızıdan yeşile kadar türlü renkte, kokusu hoş, tadı mayhoş veya tatlı, dokusu gevrek, ufak çekirdekli yemiş. Seni, seni.
  Sen neymişsin be elma!
  Aaaa… O da ne? Bu patırtı? Şamata? Gökten üç elma düştü. Biri senin, diğeri onun başına. Sonuncusu da elbette benim başıma.
7. sayıdan

Similar Posts

  • Merhaba 2, Kamil Akdoğan

    Bildiğmiz depremlere hiç benzemeyen bir sarsıntıyla vurulmamızın üzerinden bir aya yakın bir zaman geçti ve bu satırların yazıldığı sıralarda kaybettiğimiz can 40 bini aşmıştı. Kimi resmi açıklamalar “artık ümit kalmadı” derken, başka resmi açıklamalar enkaz altında hâlâ 100 binden fazla insanımızın kaldığını söylüyordu. Çok iyi biliyorduk ki enkaz altında kalan sadece yüz binlerce insanımız değildi….

  • Rehberim Sizsiniz

    Minnettarım sizlere,Öğrenciyi evlat gören,Asalet timsali,Babacan öğretmenlerim,Ayrıdır bende yeriniz,İnsan kaybetmek değil,Kazanmak, hedefiniz,Unutulur mu?Destekleriniz Sayenizde,Çalışıyorum,Hayatı ders biliyorum,Saygılarımla, sevgilerimle,Ellerinizden öpüyorumİşleyen demir ışıldar,Eğitim aşkıyla yanar,Çağdaş uygarlık seviyesinde insan,Dağlar deler,Denizler aşarDayanağım,Aşıladığınız umutlar,Olsun isterim,Mutlu yaşam,Bu yolda,Arkadaşım ve rehberim sizsiniz 5. sayıdan

  • Yalnızlık Bazen Yorar

    Benim hayallerimde vardın; önce kurdumyaşamak için; koşarken sen beni düşürdün. Elimden bile tutmadın; arkana bakmadın; sana seslendiğim her saniye beni duymadın. Ben gözlerine bakmaya korkuyor olmama rağmen sen duymadın; kendim tek başıma ayağa kalktım; her yıkılışımda olduğu gibi. Beni ben güçlü yapar, sen değil.

  • dilimde kimsesiz küfür, Leyla Karataş

    Kendime saklandımGiz içimizdeymişHurafe dükkânları açıkÇamur, çıplak yüreğim…Deli olmasam nasıl dayanırım zalimeKuru bir yaprak misali sevgilerDarağacına çıksam ne çareBen de kuruyum… Varsın öfkeli desinler banaDilimin kemiği susarOdalarda sessiz türkülerİnci taneleri dökülür toprağaİzbe sokaklarda ulu orta pislikBu ben miyim, sen misin…. Saklandım kendimeGözümüzde mavi ateşDilimizde kimsesiz küfürKorkuyorlar cesaretimizdenBir yanımız göçükSağımızda çukurSolumuza yüklenen ağır emHangi yaramı sarsanız bilmemKimim…

  • HİÇLİĞİN UMUDUNA BİR POETİK MONOLOG, Bedriye Korkankorkmaz

    uğultulu bir boşlukta sallanıyor dünya.bir yünün karanlığında üşüyorum; sanki anlamsızlığın iplikleriyle örülmüş bir battaniyenin altındayım.kulağıma antik çağlardan kalma bir ses fısıldıyor:“adaletin terazisi hâlâ dengede mi?”sonsuz olasılıkların içinde kayboldum.kafa yormaktan yoruldum ve hiçliğin umuduna sığındım.her umudun, her neşenin üzerine bir karanlık çöküyorsanki sevinç, doğası gereği kısa ömürlü.çocukluk, aşk, gençlik…yaşamı güzel kılan her şeyin yolu neden ölümden…

  • Merhaba 4, Kamil Akdoğan

    Çayyolu’ndaki tek basılı yayın organı olan Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni’nin dördüncü sayısı ile huzurlarınızda olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.Geçen bir ay içinde sadece Nehirden’i değil bütün Çayyolu’nu etkileyecek önemli görüşmeler yaptık, gelişmelere imza attık. Bu süre içinde kadromuzdan ayrılanlar oldu, yeni katılımlar oldu ama sonuçta üçüncü sayımızdan çok daha güçlüyüz. Bu gücün ilk…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir