Dil Yanlışları – 1

Dilin önemi üzerine ne yazılsa, söylense eksik kalır. Ne ki gerçeği anlamak çoğu kez güç oluyor. “Derya” içinde olup, deryayı bilmemek gibi ayırdında kişi neredeyse parmakla sayılacak… Osmanlı’dan en iyimseler öngörüyle %7 oranında aldığı okuryazar düzeyini, Latin abecesini benimseyerek (1 Kasım 1928), Türk Dil Kurumu’nu kurarak (12 Temmuz 1932), derleme ve tarama sözlüklerini yayımlayarak aşama aşama ve hızla yükseltmiştir. Tarihsel ayrıntıyı bir başka yazımıza bırakarak günümüzün yaygın dil-Türkçe yanlışlarına değinelim.
Her dil doğası gereği ayrı yapıdır. Dolayısıyla o dilin kurallarına, işleyiş biçimine, söz dizinine kesinlikle özen gösterilmelidir. Bu özeni gösteren kesimi gösterebilmek olanaksız. Bir dönem “hayret bir şey” öbeği yaygındı; bereket unutuldu… İnsanlar için tane denmez. Doğrusu, örneğin, “İki garson,” “On beş asker,” “Üç bilimci”… demektir, yazmaktır. Yine insanlar için “sürü” de denmez. Doğrusu “birçok”, “pek çok” biçimindedir. “Sürdürmeye devam etmek” yanlışına sık rastlanır oldu. Sürdürmeye devam edilmez, sürdürülür. Araba ata koşulmaz; at, arabaya koşulur. (Bu yanlış çok tanınan bir kadın romancımızın romanında da vardır). Bir metnin tümü büyük harfle yazılmaz. Uzakgörüden (televizyon) bir örnek, Türkçemizin sesletim özelliklerine uyulmalıdır; acı bir haber neşeli tonlamalarla sunulmaz. Türkçeye kötülük yalnızca Batı dillerinden değil, Arapça, Farsçadan da gelmektedir. Bu ayrım değerlidir. Yanlışların tümüne yerimiz elvermiyor. Dilimizin mantığını, çağrışımlarını yitirince, tutarlı düşünme yeteneğimizi de yitiriyoruz.

7. sayıdan

Similar Posts

  • |

    ŞARKILARIMIZ, TÜRKÜLERİMİZ VE HİKAYELERİ – II, Hasan Tahsin Deda

    Nehirden Dergisi’nin Mart-Nisan 2026 sayısında yayımlanan yazı dizimizin ilk bölümünde de yer aldığı üzere, yaşanmışlıklarımızın bir yansıması olarak kalbimizde hissedilenler; önce sözlere, sonra notalarla yoğrulup nesiller boyu unutulmaz eşsiz musiki eserlerine dönüşerek, nesilden nesile aktarılarak iz bırakan şarkılarımız ve türkülerimiz olurlar. Yıllar boyu doyumsuzdurlar ve her seferinde aynı duygu, aynı hazla dinler ve eşlik ederiz….

  • gökyüzünde

    Gece yarısı yıldızları seyrederkenSeni gördüm gökyüzünde birdenHayal mi gerçek mi bilmemTutmak istedim o an elindenKızdın bana anidenYıldızlara beni anlattın nedenSanki beni çağırdın gökyüzündenanladım dönmüyor hiç gidenSerap bu gözüme gözükenSeni istedim sensizim neden?Bekliyorum geleceksin anidenKalbim duruverir belki birdenSen gökyüzünden inerken 6. sayıdan

  • Sunu

    dağılan okullara baktımçocukların yüzünden boşalıyorkapkara bir hüzün dalgasızılgıt çeken kadınların eşiğindetapusuz ölümler sıralı bu çılgın paylaşımın arka yüzübahçe duvarını saran ısırgan otlarıdokunduğumuz yerden dalıyorelimizin içindeki can odacıklarınıdiktiğimiz ağaçların gölgesine kurulmuşuzaktan izliyor dilenen çocukları bir çerçi gibi geçtim sokaklarıçocuklar için aldığım öte beribir fişek kırık leblebi halkalı şekerdaha eve girmeden bittiipliğin iğine dolanmış dünyayumağından sıyrılmış gece…

  • |

    Bağımsızlık, Ada Altıntaş

    Yıl 1919 kalktım bir bomba sesiyleHemen koştum annemin yanınaAnnem dedi “Kızım korkma savaş var”Hemen ışıkları kapattım ve girdim masanın altına Sabah oldu çağırdılar babamıGittik babam, annem, ben cepheyeAnnem yemek hazırladıBen askerlerin yaralarını sardım 4 yıl sürdü savaşKazandık CumhuriyetiAldık Bağımsızlığımızı Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR CEMAL SÜREYA

    Türk Edebiyatında ‘İkinci Yeni’ denildiğinde ilk akla gelen isim Cemal Süreya’dır. Edip Cansever, İlhan Berk, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Ece Ayhan ve Ülkü Tamer, Tevfik Akdağ grubun diğer şairleridir. Cemal Süreya gerçek adıyla Cemalettin Seber İkinci Yenicilerin en ağır ismidir. Metin Cengiz; Cemal Süreya İKİNCİ YENİ BİLİNCİNİN KURUCU GÜCÜ adlı kitabında onu şöyle anlatmıştır: “Özerk…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir