müzik ve makamlar ile tedavi

Müzik, eski zamanlardan bu yana tüm canlılar üzerindeki olumlu etkisi bağlamında, insan yaşamında da önemli ve etkisi çok yönlü bir yer edinmiştir. İnsanlar; kahramanlıklarını, üzüntülerini, sevinçlerini, heyecanlarını, sevgilerini çoğunlukla müzik sanatını kullanarak ifade etmeye çalışmışlardır.

Müzik, geçmişten günümüze gerek psikolojik, gerekse fizyolojik birçok rahatsızlığın tedavisinde ilaçlarla birlikte kullanılan bir yöntem olmuştur. Birkaç örnek vermek gerekirse; Müzik, beyindeki hareket, planlama, dikkat, öğrenme, düşünme ve hafızayı içeren bölümleri harekete geçirir. Kişisel modunuzu artıran, kaygınızı azaltmaya yarayan dopamin adlı kimyasalın, beyin tarafından salgılanmasını sağlar. Ayrıca, bağışıklık artırıcı hormonların salgılanmasına da neden olarak vücutta koruyucu bir etki de yaratır. Rahatlatıcı müzik, yüksek kan basıncını azaltarak, migren ve kronik baş ağrısı sorunlarının giderilmesine, yine yatmadan önce dinlenen rahatlatıcı bir müziğin de uyku problemlerinin azaltılmasına katkı sunduğu bilinmektedir. Bir araştırmada da Epilepsi hastası çocukların nöbet sayısını azalttığı da tespit edilmiştir. Dikkat eksikliği sorunu yaşayan çocukların, müzik dinlerken matematikte daha başarılı oldukları ve performanslarının da %40 oranında artabildiği ölçülmüştür.

Eski dönemlerde de Homera, ameliyatlarda, Mısırlılar da doğum esnasında müziği kullanmışlardır. Platon (Eflatun) da M.Ö.400’lü yıllarda müziğin, ahenk ve ritimle ruhun derinliklerine etki ederek, kişiye hoşgörü ve rahatlık verdiğini belirtmiştir. Celcus ve Arateus ise müziğin ruhu yatıştırarak, ruhi rahatsızlıklara iyi geldiğini ifade etmişlerdir.

Türklerde müzik de Türk tarihi kadar eskiye dayanmaktadır. Orta Asya döneminde kullanılan kopuz ve saz, Altaylar ve kuzeyinde de davullar, hasta tedavisinde özellikle “şamanlar” tarafından kullanılmıştır. Müziğe bir de dansın eşlik etmesi, ortak/toplu terapi temelinde tüm Orta Asya Türklerinin ortak özelliği olarak dikkat çekmektedir. Türklerin İslamiyet’e geçmesiyle birlikte tasavvuf müziği de tedavideki yerini almıştır.

Türk Müziğinde de yaklaşık 13 Makam, en erken 13.Yüzyıl ve öncesinde de tedavi amaçlı kullanılmış ve kullanılmaktadır.

Er-Razi, Farabi ve İbn-i Sina, özellikle psikolojik rahatsızlıkların tedavisinde ilaçlarla birlikte tamamlayıcı tıp yöntemi olarak müzikle tedavi yöntemleri de kullanmışlar, hastanın hastalıkla daha iyi mücadele etmesini sağlarlarken, hasta yakınlarına da musiki dinleterek, hastanın çevresinin de olumlu etkilenmesini sağlamışlardır. Selçuklu ve Osmanlı hekimleri, Müzikoterapi yöntemini oldukça yoğun olarak kullanmışlardır.
Bu amaçla kurulan bazı hastaneler arasında; Şam Nureddin Hastanesi (1154), Kayseri Gevher Nesibe Tıp Medresesi ve Maristanı (1206), Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (1228-29), Amasya Darüşşifası (1308), Fatih Darüşşifası (1470), Edirne II.Bayezid Darüşşifası (1488) ve Süleymaniye Darüşşifası (1557) sayılabilir. Adı geçen bu hastanelerdeki müzikle tedavi yöntemleri, tıp dünyası psikiyatrisi ve psikiyatri hastaneciliğinin gelişmesinde de öncü rol oynamışlardır.

Müzikle Tedavi’de yoğunluklu olarak kullanılan makamlar şunlardır;

  1. Rast Makamı: Havale ve felç tedavisinde, kalp rahatsızlıklarında kullanılır. Neş’e ve huzur vericidir.
  2. Irak Makamı: Asabiyette, bilinç dışı davranış bozukluklarında kullanılır. Dinginlik verir.
  3. İsfahan Makamı: Zihin açıcıdır. Anıları tazeler. Zekayı artırır. Hareket kabiliyetini artırır. Güven vericidir.
  4. Zengüle Makamı: Kalp, menenjit, mide ve karaciğer rahatsızlıklarında kullanılır. Uyku hali vericidir.
  5. Rehavi Makamı: Baş ağrısında kullanılır. Sonsuzluk hissi verir.
  6. Buselik Makamı: Kulunç, bel ve baş ağrıları ile göz rahatsızlıklarında kullanılır. Kuvvet verir.
  7. Zirefgend Makamı: Sırt ve eklem ağrılarında kullanılır.
  8. Büzürk Makamı: Ateşli hastalıklara iyi gelir. Zihni temizler, vesvese ve korkuyu uzaklaştırır.
  9. Hicaz Makamı: Çocuklarda görülen idrar zorluğunda kullanılır. Üro-genital sisteme, böbreklere ve göğüs bölgesine etki eder. Alçak gönüllülük hissi verir.
  10. Uşşak Makamı: Kalp, karaciğer, mide ve sıtma hastalıklarında kullanılır. Gülümseme, gevşeme hissi uyandırır.
  11. Neva Makamı: Kadın hastalıklarında kullanılır. Gönül okşayıcıdır. Kötü düşünceleri uzaklaştırır. Ferahlık verir.
  12. Hüseyni Makamı: Çocukların karaciğer ve kalp hastalıklarında beden ısısını düşürmede, mide hararetinde kullanılır. Sükunet ve ferahlık verir.
  13. Nihavent Makamı: Karın bölgesinde, kan dolaşımında ve tansiyon rahatsızlıklarında kullanılır. Barış ve huzur hissi verir.

MÜZİK DİNLEMENİN VE ŞARKI SÖYLEMENİN FAYDALARI

“Yürürken şarkı söylüyordum, çünkü mutlu olduğumda, ne bir arkadaşı, ne iyi bir ahbabı, ne de mutlu anında mutluluğunu paylaşacak bir kimsesi olmayan her mutlu insan gibi, durmaksızın kendi kendime bir şeyler mırıldanırım” diyor Dostoyevski, “Beyaz Geceler-Bir Hayalperestin Anıları” adlı kitabında.

Bireysel veya toplulukla birlikte şarkı söylemek üzerine 2018 yılında İsveç’te Göteborg Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada; Şarkı söylemenin insan vücuduna ruhsal ve fiziksel birçok olumlu katkısının bulunduğu bir kez daha bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Uzmanlar tarafından; çağımızın hastalıklarından biri olan ve günümüzde özellikle kent yaşamında birçok insanı etkileyen “Kronik Stres”in tedavisine ve beynimizi genç tutmaya yönelik olarak, stresi kontrol altına alma ve iyileşme sürecine olumlu katkı adına “müzik dinlemek”, özellikle de “şarkı söylemek” ve “müzikal ortamlarda bulunmak” önerilmektedir.

Bu bağlamda günümüzde en yaygın ve etkili “müzikal ortamlar” arasında şarkı söyleme imkanı da yaratan topluluklar, “Amatör Korolar”dır. Tabi ki bu konuda da müziği en doğru metotlarla öğrenip icra eden ve “doğru kişiden, doğru olarak öğrenilmesi” adına da müzikalitesi yüksek koro şeflerinin yönetimindeki korolara başvurulması, önemli bir farkındalıktır.

Unutmayınız ki “müzik, ruhun gıdasıdır.” Bedenimizi gıdalarla beslerken ruhumuzu da müzikle beslemek, ruhen ve bedenen sağlıklı toplumlar oluşmasını sağlayarak, -eline silah tutuşturulmuş bir çocuğun ruh hali ile eline müzik aleti tutuşturulan çocuğun ruh halinin farklı olacağı gerçeğinden hareketle-, gelecek nesillerin de olumlu yönde gelişmesine katkı sunar.

Zira bu yıl büyük bir onur ve gururla 100. Yılını kutlayacağımız Cumhuriyetimizin kurucusu büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği üzere; “Bir milletin musikicilikteki meyline ehemmiyet verilmezse o milleti ilerletmek mümkün olmaz… Müzik, yaşamın bir parçası değil kendisidir. Yani hayat müziktir. Müzik ile alakası olan tek varlık, insandır. Müziksiz bir hayat da zaten mevcut değildir… Müzik, hayatın neşesi, ruhu, sevinci ve her şeyidir.”

7. sayıdan

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir