cennette esen rüzgarlar, Bahri Yıldızbaş

İnsan diyorum, özellikle öğretmenler, öğretmenlerin sosyal olanları İLE çok sosyal ve hareketli olanları; binlerce insan tanırlar.

Çevreleri, okul arkadaşları, öğrencileri, öğretmen arkadaşları, daireden arkadaşları, velileri, sosyal çevreleri, aileler, komşular, akrabalar, dostlar, dost olmayanlar ve niceleri.

Çoğunu unuturlar ve bir daha hatırlamazlar.
Yolda görseler bile, tanımadıkları olur.
Çok azı, bazen akıllarından geçer.
Bazılarını, arada bir hatırlarlar.
Bazılarını, hep hatırlarlar.
Bazılarını, görmek isterler.
Bazılarını, özleyip görmek isterler.
Çok azıyla sohbet ederler, görüşürler.

Ve öyleleri var Kİ, bir defa bile görseler, akıllarının bir yerlerinde kalır.
Hatırladıkça, görmek isterler.
Görmeseler de hatırlarlar.
Akıllarındakini gönüllerine yazarlar, yüreklerinde büyük bir yer açarlar.
Arada bir “nasıl” diye kontrol ederler.

Arkadaş, ahbap, meslektaş ve dost olarak yüreklerinde saklarlar.

Unutmazlar.
Niye diye de sormazlar.
Özlerler.
Özlerler.
Görmek isterler.
Yüreklice “neredesin” diye sorar.
“Görüşelim” der.
Görüşmek, muhabbet etmek, bir kahve içimine sığmayacak sohbet etmek isterler.

Tesadüfen, birbirlerinin yükselenleri ve mıknatıs gibi çekim kuvveti çıkarlar.
Kalitelidirler, yüreklidirler, sadıktırlar, sırdaştırlar, post satmayan dostturlar, sevmeyi ve sevilmeyi de, ayrıca severler.

“Neredesin?”
“Bir kahve içimi, dökebilir miyiz içimizi?” derler.

Sevgiyle selamlarını ve özlemlerini gönderirler. Kötülüğü tanımazlar, sevmeyi severler.

Mutlu, huzurlu ve sevgi dolu akşamlar dilerler, cennette esen rüzgarlara.

4. sayıdan

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir