Blog

  • Bir Zamanlar

    Şimdiki gençler bilmezler, eskiden kamplar vardı. Bunlar pırıl pırıl deniz kenarlarına kurulmuş, tertemiz, mis gibi yemekler çıkaran, devletin memurlarının ya da işçilerinin tatil yapabildikleri, gençlerin güzel arkadaşlıklar kurdukları yerlerdi.Doğa, anne ve babasıyla gitti bu kamplardan birine, babası üst düzey yönetici olduğu için deniz kenarında, ferah bir oda vermişlerdi onlara ama Doğa pek memnun değildi bu…

  • Carandiru

    Arjantin doğumlu Hector Babenco’yu yıllar önce sinemalarda gösterim olanağı bulan Örümcek Kadının Öpücüğü (1985) adlı filmle tanıdı sinemaseverler. Carandiru (2003) vizyona girmeden sinemalarda gösterilen fragmanları beni heyecanlandırmıştı. Babenco yine bir hapishane filmi çekmişti ve oldukça çarpıcı, renkli ve ilginç olabileceğini düşünüyordum. Öyle de bulmuştum. Evet bazı kanlı sahneleri vardı ama bu anlattığı öykünün bir parçasıydı….

  • Tren Garı

    Arkalığı yoktuoturup gövdeni devirdiğin bankın“Aman dikkat edin hanımefendi” deyipgörünmez ellerimle tutupdüşmekten kurtarmıştım seniO vakit çevirmiştin yüzünü yüzümeHangi kentin yağmur sonrası ormanıydıesmer teninde yeşil gözlerin bilmemBilmemnerden gelirsinnereye gidersinLakin o günbir ben bıraktım tren garındaTekrardan döndüğündemasalsı yüzün ve gözlerinleormanı olması için yüreğimin…

  • Kalkın Ayağa

    Yıl 24 Ocak 1972Kalem kırıldı. Ey siz insanlar, ey siz hayvanlar,Onların doğduğu ve onların öldüğü yerler ağlıyor şimdi,Kalkın ayağa. Zalim bir mahkeme, zalim bir karar,Yok oluyor gencecik fidanlar,Onlar ki, daha çocuktular,Onlar ki, daha gençtiler, Ey siz insanlar, ey siz hayvanlar,Kalkın ayağa.İtiraz edin, haykırın,Deniz, Hüseyin ve Yusuf gidiyorlar dar ağacına… “İdamlar Yürüklükte”, “İdamlar Onaylandı” dedi gazeteler,Sen…

  • |

    “ALİYE HARİKALAR ÜLKESİNDE”

    “Alice Harikalar Diyarında,” 1865 yılında, Lewis Carroll (gerçek adıyla, Charles Lutwidge Dodgson) tarafından, Matematik Profesörü olduğu Oxford Üniversitesi, Christ Church’ün Dekanı Henry Liddell’ın kızı Alice Liddell için kaleme alınmıştı. Gerçek Alice olan Alice Liddell, kitaptaki Alice’e ilham kaynağı olmuştu. Kitaptaki Alice, Victoria Dönemi İngiltere’sinde yaşayan bir kız çocuğuydu. Dolayısıyla, Lewis Carroll, bu kitapta öyküsünü anlatırken,…

  • |

    MÜFREDATI OLUŞTURAN ANLAYIŞ NASIL OLMALI?

    Montaigne, “Ezber bilmek, bilmek değildir.” der. Montaigne bu sözü söyleyeli beş yüz yıla yakın zaman geçmiştir. Bu söz Orta Çağ’ın eğitim, öğretim sistemine karşı çıkış, isyan ediştir. Montaigne yüzyıllarca tekrarlanan kalıplaşmış bilgilerin yenileşmesini gelişmesini istiyordu. Ve şöyle diyordu: “İyi kafa dolu kafa değil, işleyen bir kafa… O zaman sorulması gereken soru şu olmalı: Peki, ne…

  • Dil Yanlışları

    Türk Devrim kadrosu 1939 yılında birkaç gün süren Neşriyat Kongresini toplamakla tarihsel bir olay yarattı. Kongrede ilk kez gerçek kitap kavramı tartışıldı, yazar-okur buluşturuldu. Hemen ardından Tercüme Bürosu kuruldu, Tercüme Dergisi yayımlanmaya başlandı. Süreği köy enstitüleriyle, eşzamanlı biçimde yayımlanan yaklaşık (o tarihte) 500 Doğu-Batı klasik yapıtıyla geldi ve hiçbir zaman silinmedi, silinemez. Bu süreci bir…

  • Kestim Kara Saçlarımı

    4 Kasım 2015 tarihinde aramızdan ayrılan ve 1950‟li yıllardan sonra şiir yazmaya başlayan Gülten Akın, 1940 sonrası Türk edebiyatının önemli şairlerindendir. Yaşadığı dönemde Milliyet gazetesinin kitap ekinin 2008 yılında yaptığı bir anket sonucu, yaşayan en büyük şair unvanını alması onun önemini bir kez daha ortaya koymuştur. 1933 yılında Yozgat‟ta doğan şairin çocukluğu kalabalık bir aile…

  • Üç Küçürek Öykü

    Esmer Bir KalabalıkBir genç kızın ayakları ıslanmıştı, durgun akan derenin taşları acıtıyordu parmak uçlarını. Zeytin yeşili sulara baktı, sonra gökyüzüne… Çığlık çığlığaydı göçmen kuşlar, güneyde esmer bir kalabalık. Omuzlarına dökülen saçlarını tuttu. Ansızın neden kar yağdı başına; neden vakit akşam, mevsim kış oldu, anlayamadı. (6 Haziran 2023) Çığlık Çığlığa Sahildesin, yavrusu içinden koparılmış istiridyenin yanı…

  • Yüzümden

    I. Yüzümden / Veysel ÇOLAK Beni onaracak bir şey olsaydı söylerdin bir soru bıraktın önüme ve yakıcı bir merak gece yeniden daha yırtıcı, daha canavar ısırdıkça dalgasını geçiyor sonrası paramparça. Düşünmek faydasız ölüyor güneşi görmeyen ağaç kırılmış boynu, yaprakları sapsarı bunlar olur, hayatsa dayanılmaz. Yenilerek yaşamaya alıştım hazırlandım yeniden savrulmaya yüzüme bakmamaya, unuttu demeye kayıp…