Dil Yanlışları

Türk Devrim kadrosu 1939 yılında birkaç gün süren Neşriyat Kongresini toplamakla tarihsel bir olay yarattı. Kongrede ilk kez gerçek kitap kavramı tartışıldı, yazar-okur buluşturuldu. Hemen ardından Tercüme Bürosu kuruldu, Tercüme Dergisi yayımlanmaya başlandı. Süreği köy enstitüleriyle, eşzamanlı biçimde yayımlanan yaklaşık (o tarihte) 500 Doğu-Batı klasik yapıtıyla geldi ve hiçbir zaman silinmedi, silinemez. Bu süreci bir yönden de günümüz önemli tartışma konularından Türk edebiyatı-Türkçe Edebiyat-Türkiye edebiyatı tartışmasına değinmek üzere de özetledim. Bilge Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün büyük özenle başardığı Dil Devriminin ulusumuza kazandırdıkları olağanüstüdür ve çağcıl tanıma kavuşturulan Türk ulus düşüncesine dayanır. Türkçenin yüzyıllar sonra yazılı alana tüm görkemiyle girmesi “az zamanda çok ve büyük” yapıtların yaratılmasını sağladı. Bugün Türk yerine Türkçe, Türkiyeli… sözcüklerini, falan budunları, daha çok da Kürtçeyi bahane ederek koymaya çabalayanların Avrupa Birliği, ABD fonlarıyla yemlenen, Balkanlaştırma aracıları oldukları açık gerçektir. Hiç kıvırtmalarına gerek yok. Yurt düşmanlığı yıllardır suç olmaktan çıkarıldı. Bu kesimin epeycesini yayınevleri oluşturmaktadır. Aralarında öyle saçmalıklar egemen ki şaşmamak olanaksız. Tavırları şu: “Biz aslında sizin ırkçı, faşist, soykırımcı… olduğunuza karar verdik; savunmaya geçmeniz suçunuzu kabul etmektir!” Ne hoş değil mi? Şu değerli soruya ise hiç yanıt vermediler: Onlarca budundan oluşan ülkeler Fransız, Alman, İngiliz… edebiyatı oluyor da Türke gelince neden Türkçe, Türkiye… edebiyatı oluyor?.. Açıklayabilseler de mantıklı bulursak biz de benimseyelim. Yayınevleri ulusal yapı içinde sorumludurlar.
Halkın öyle kolayına geldi ki duygu imleri (emoji) havada uçuşuyor. Bu gidişle evrensel bir dil doğdu doğacak. Şaka bir yana, özen gösterilmez ve sınırlanmazsa sözcükleri, çağrışımları, anıları hızla öldürüp yerine geçebilir.
Sözcüklerin yanlış kullanımı sürüp gidiyor. Örneğin olasılık sözcüğünün yerini çok yanlış olarak “şans” sözcüğü almaktadır. Talih, baht, felek diye tanımlanan şans anlamının çok dışında kullanılmaktadır. Olasılık ise Bir şeyin olabilmesi durumu, olabilirlik, ihtimal, diye tanımlanır. Sözlüğün verdiği örnek “O gün fizikçinin yazılı yapma olasılığı vardı” tümcesinde bugün olasılığı sözcüğü yerine şansı sözcüğünü rahatlıkla kullanabilirler.
Anlamdaş sözcüklerin birlikte kullanımına da rastlıyoruz. Daha güçleneceği mi düşünülmekte? Fikir-düşünce, ilgi-alaka…
Bir de okul yerine pat diye mektep geldi ki evlere şenlik. Gerek var mıydı?..

Similar Posts

  • |

    Çayyolu’nda Kitap Fuarı

    Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni Çayyolu’nda bir kitap fuarının öncülerinden olduğu için çok mutlu şu günlerde. Tıpkı kendisi gibi bu fuar da uzun yılların bir ürünü aslında, yuvarlanan iki kartopunun sürekli büyümesi gibi ikisi de beraber olgunlaştı ve bugünlere geldi… Fuarı ilk olarak dillendirmeye başladığımızda birçok kişi bunun altından kalkılamayacak bir organizasyon olduğunu çeşitli…

  • |

    Dil Yanlışları

    Dil sorunları kolay çözülmüyor. Yazıp çizdiklerimizi dipsiz kuyuya atıyoruz. Aydınlarımızın çoğu Dil nedir, sorusuna bile yanıt aramıyor. Ne ki kimsenin bilmediği yok! Örneğin dilbilim alanında genel kabul görmüş, benimsenmiş Ferdinand de Saussure, Humbold bilinse iyi olmaz mı? Saussure saymaca kuramının düşünürüdür. Nedir saymaca? Dilde adlar, sözcükler ile sesler, biçimler… arasında ilişki çok düşük orandadır. Daha…

  • Doğaya İnat Yaşamalıyız, Hatice Eğilmez Kaya

    Anadolu coğrafyasının önemli bir bölümü deprem kuşağında. Binlerce yıldır bize yurt olan ülkemiz fay hatlarının üzerinde bir o yana bir bu yana savruluyor. 6 Şubat depremi gecenin bir yarısında vurdu on binlerce insanımızı. Hepsi öylesine korkunç bir sarsıntı karşısında uyanmış olmalılar. Fakat ne yazık ki çoğu kaçamadı. Anne babaları evlatlarından, evlatları anne babalarından, eşleri birbirinden…

  • |

    Merhaba, 39

    Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi 39. Sayı ile okurlarıyla buluşmanın mutluluğunu yaşıyor. Otuz dokuz sayı edebiyat içerikli bir dergi için hiç de azımsanacak bir sayı değil. Yerelin getirdiği dezavantajlarla beraber düşünülüğünde bu sayının çok büyük bir başarı olduğu ortaya çıkacaktır. Dijitalleşmenin alabildiğine her saniyemize girdiği bir çağda basılı olarak dergi çıkarmanın hiç de anlamlı…

  • Kelebeğim

    Dağlarda kırların koynundaUçuşurum hep bir umutlaMutluluk ararım ormandaÇiçeklerin arasında kelebeğim, kelebeğimince narin, pembe rengimSevgidir, özgürlüktür, felsefemUçar, uçar çiçeklere konarım Ben güzellik, arılık ararımDünyamızda kötülük olmaz benimSevdiğimden başkasınıGörmez gözlerim 5. sayıdan

  • Üç Küçürek Öykü

    Esmer Bir KalabalıkBir genç kızın ayakları ıslanmıştı, durgun akan derenin taşları acıtıyordu parmak uçlarını. Zeytin yeşili sulara baktı, sonra gökyüzüne… Çığlık çığlığaydı göçmen kuşlar, güneyde esmer bir kalabalık. Omuzlarına dökülen saçlarını tuttu. Ansızın neden kar yağdı başına; neden vakit akşam, mevsim kış oldu, anlayamadı. (6 Haziran 2023) Çığlık Çığlığa Sahildesin, yavrusu içinden koparılmış istiridyenin yanı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir