ATÖLYE MARTI KİTAP KULÜBÜ

RÖPORTAJ: SEMİHA BAYSAL – NURGÜL GÜLMEZ

Atölye Martı Kitap Kulübü ile tam da yeni kurulduklarında tanıştım. 2019 yılında. Okuduğum kitapları farklı bakış açılarıyla derinlemesine tartışmak, özümsemek her kitap hakkında bilgi ve kavrayışımı artırmak amacındaydım. Bir okuma grubuna katılmak, belki de kendi başıma seçmeyeceğim farklı kitap türlerini denememe vesile olacağı için okuma dağarcığımı genişletmeye de yardımcı olacaktı.
Pek çok insan sevdiği bir türde okumanın rahatlığına alışır; okuma kulübü bu alışkanlığı kırıp farklı bir türün keyfini deneyimlemeye olanak sağlar. Atölye Martı Kitap Kulübü, bütün bu deneyimleri fazlasıyla yaşadığım üstüne üstlük de çok güzel dostluklar edindiğim bir kulüp oldu. Başka insanların ilgi alanlarını öğrenmek, yeni fikirler ve kavramlarla karşılaşmak, katılım dürtüsüyle okumak ve bilgi elde etmek belki de okumak istemediğim farklı türde kitaplara merak duygumu tekrar uyandırmış paralel okumalar yapmamı sağlamıştı.2024 yılının mart ayına geldiğimiz şu günlerde Atölye Martı ile adım adım ilerliyoruz. Eksilmeyen okuma dürtüsü ile üyelerinin kütüphanesinin dolayısıyla bilgi dağarcığının zenginleşmesi kulübün kurucusu sevgili Nurgül Gülmez’in liderliği ve çalışmalarıyla bağlantılı.Standartları kemikleşmiş bir kulübün devamlılığını sağlamak sadece başarılı bir liderin planlamasıyla gerçekleşir.

Atölye Martı’nın kurucusu Nurgül Gülmez İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu. 16 yıldır İngiliz Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak çalışmalarına devam eden Nurgül Gülmez edebiyat alanındaki çalışmalarına devam ediyor. Bu kulübü Nurgül Gülmez ile yaptığım röportaj ile biraz daha yakından tanıtmak isterim.

ATÖLYE MARTI NE ZAMAN DOĞDU?
2019 yılında Ankara’da kurulan ve “Konar-göçer atölye” mottosu ile yola çıkan atölye, etkinliklerini bir yıl boyunca farklı mekânlarda gerçekleştirdi. 2020 yılı itibarı ile artık yerleşik hayata geçen Atölye Martı o tarihten bu yana etkinliklerine Şili Meydanı’nda devam ediyor.

PEKİ, NASIL KURULDU ATÖLYE MARTI, ARDINDAKİ İTİCİ GÜÇ, İSMİNİN ESİN KAYNAĞI NEYDİ?
İsmini Martı Jonathan Livingston’dan alan atölye, Richard Bach’ın “Artık yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi.” cümlesinden yola çıkarak okumayı, tartışmayı ve paylaşmayı seven, hayatın keşmekeşinde kısa bir mola verip kendine duyarlı bir alan açmak isteyen herkes için bir buluşma noktası olarak kuruldu. Bu süreçteki en büyük motivasyonumuz okuduklarımızı, gördüklerimizi ve deneyimlerimizi kendi konfor alanımız içinde önyargısız paylaşabilmekti.

ATÖLYENİZDE FARKLI ÇALIŞMALARINIZ DA OLUYOR MU?
Kurulduğu günden beri pek çok etkinliğe ev sahipliği yapan Atölye Martı’da yetişkinler için Kitap Kulübü, Kadın Okumaları, Öykü Buluşmaları, Online ve Yüz yüze Yazar Söyleşileri’nin yanı sıra çocuklar için de Okuyan Çocuk Kitap Kulübü adlı bir kulüp bulunmakta. Kitap kulübünde her ay dünya edebiyatından katılımcı oylamaları ile seçilen bir eser okunup tartışılırken, Kadın Okumaları’nda daha çok toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanan kuramsal ve edebi okumalar yapılmakta. Online ve Yüz yüze yazar buluşmalarında da Türk Edebiyatı’ndan bir eser yazarı ile tartışılıyor ve katılımcılar sevdikleri yazarlarla buluşuyor.

EDEBİYAT ATÖLYELERİNDEN BAŞKA ATÖLYELERİNİZ DE VAR MI?
Edebiyat atölyelerinin yanı sıra Atölye Martı’da birçok keyifli hobi atölyesine de katılmak mümkün. Hem çocukların hem de yetişkinlerin katılabileceği Ahşap Boyama, Sulu Boya, Mum ve Sabun Yapımı, Punch Nakış, Akrilik Boya, Heykel, Polimerkil ve Makrome atölyeleri oldukça ilgi görüyor ve katılımcıların zihnini boşaltabileceği eğlenceli birkaç saat geçirmesini sağlıyor.

DİJİTAL PLATFORMLARDA DA YER ALIYOR MUSUNUZ?
Pandemiyle hayatımıza giren dijitalleşme elbette Atölye Martı’yı da içine çekti. O dönemde online olarak devam eden çoğu çalışma pandeminin sona ermesiyle yine eski ritmine dönse de Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinden okurlarla buluşabilmek için “gatherin.life” adlı dijital platformda yeni bir kitap kulübü etkinliği başladı. 2023 yılının Ekim ayında başlayan bu kulüpte de yine dünya edebiyatının en çarpıcı örnekleri Ankara, Almanya, Fransa, Amerika ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden katılan okurlarla masaya yatırılıyor. Yine aynı platform üzerinde gerçekleşen “Chit Chat Speaking Club”da ise katılımcılar İngilizce konuşma pratiği yapma imkanı buluyor.
Sevgili Nurgül Sönmez’i okuma kültürünün gelişmesine sunduğu katkı ve argümanların ve fikirlerin önemine çektiği dikkat için içtenlikle kutluyorum. Atölye Martı’yı sosyal medyadan takip etmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Similar Posts

  • |

    Yüzümde V. Katran

    Sıkıldım ölerek yaşamaktan, onca kuşkudanher gün uyanmak zor kuşların yokluğunamerak edip de bilmemek korkunç bir şeydünya böcek olup kemirirken gövdeyigücün varsa biraz daha kalbir daha acının duldasında. Birden kuruyabilir yaslandığın ağaçinsana da güvenme, tüketilirsin bir günunutulursun, atılırsın hayatının dışınaanla, okyanusun karanlık dibindesinçelik bir kafesin içinde. Kabul et yıkıldığını, toz olduğununasıl olacaksa, yap işte, biraz daha…

  • müzik ve makamlar ile tedavi

    Müzik, eski zamanlardan bu yana tüm canlılar üzerindeki olumlu etkisi bağlamında, insan yaşamında da önemli ve etkisi çok yönlü bir yer edinmiştir. İnsanlar; kahramanlıklarını, üzüntülerini, sevinçlerini, heyecanlarını, sevgilerini çoğunlukla müzik sanatını kullanarak ifade etmeye çalışmışlardır. Müzik, geçmişten günümüze gerek psikolojik, gerekse fizyolojik birçok rahatsızlığın tedavisinde ilaçlarla birlikte kullanılan bir yöntem olmuştur. Birkaç örnek vermek gerekirse;…

  • ÇOCUĞA RENGA

    Seni salılarla salladım ay sardım heveslerin içinGüneşli sabahları süzdüm korkulu düşlerindenBombalardan artan bu amansız çağdaÇaresizliğin kundağında büyüyorsun küskünUzuyor kül rengi huysuz karanlığı insanınKemiriyor yorgun dallarıma yüklediğim senli sevinci Toparlayıp geleceği ısıtacağım günlerinisıcak bir çorba gibiBitecek hüzün sofralarındaki devşirme acılar Koşarım gülüşünle devirerek tiranlarıumut senin rüzgarlı saçlarınUçuşur gözbebeklerinde yedi renktutuşurken kuşların gölgeleri el ele Masalına tutun…

  • HASAN BUYRUK İLE SÖYLEŞİ – 1, Nurdan Öztürk

    Prof. Dr. Hasan BUYRUK Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim Üyesi olarak görev yapmaktayım. 1966 yılında Iğdır’ın Tuzluca ilçesi Kamışlı köyünde doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Iğdır’da tamamlayıp, 1985 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde başladığım Sanat Tarihi eğitimini 1989 yılında tamamladım. Iğdır Lisesi’nde Sanat Tarihi öğretmenliği yanında, çeşitli devlet kuruluşlarında…

  • UFKUNDA YELKEN AÇMAK UMUDA, Cemal Karsavran

    emeğimizin boşa gitmediğini sanarakesir oluruz bazen düşüncelerimizezaaflarımız sürükler bizi bizden öteyerahata erdim derken yanılsamadırdönencenin çemberinde kalırız faraziyelerimizle başa çıkmaya çalışırkenanlık heyecanlar duyar anlık yaşarıznispet ederek hayat penceresindenrüzgara kaptırırız bir yanımızıkalp atışları seyrini kaybeder yüzleşmek çetin bir savaş kıyasıya verileneğrisi doğrusuyla ömürde bütünleşenlibas gibi üstümüze beynimize geçirilenkırmızıdan mora siyahtan sarıya dönenbukalemun düşünce davranışlar isli çıra gibi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir