Zelzele, Yasemin Kaya

Zelzele ya da deprem, bu olguyla ilk tanıştığımda beş yaşlarındaydım. Bir kış günü, akşamın yeryüzüne yeni indiği bir vakitti, sobanın başında yere çömelmiş patates soyan annem, birden başını korkuyla kaldırdı, yüzüme baktı, “Yer oynadı.” dedi. “Yer oynaması” kelimesini ilk kez orada duydum, annemin korku dolu gözleriyle zihnimde özdeşleşti o kelime.
Güzeller güzeli ülkem, 6 Şubat’tan beri aralıksız “oynayan yer”le acı çekiyor, can veriyor, yaş döküyor. Hem de öyle böyle değil. Halk türküsündeki mısralar gibi “Derdim çoktur, hangisine yanayım.” Ekilmiş tarlalar gibi uçsuz bucaksız uzanan mezarlara mı, göçük altından çıkarılan yarım bedenlere mi, yetim öksüz çocuklara mı, kışta kıyamette ayak yalın baş açık, bir kalın giysiye bir tas sıcak çorbaya muhtaç sokakta kalanlara mı, yerle bir olan kadim şehirlere mi, toza toprağa gömülen bin yıllık geçmişe mi, böyle mahşerî bir günde yağma veya hırsızlık için iblisî bir ruhla meydana düşen insanoğlunun korkunç vahşiliğine mi, hangisine yanayım?
O geceden beri içimde bir kadın, dizlerini döve döve, saçlarını yolarak yakasını yırtarak iki yana ırgalanarak yana yana ağlıyor, hiçbir büyülü kelime acısını dindiremiyor, ağıtını susturamıyor. Birkaç yıl önce, Ender Balkır’ın söylediği o türküyü ilk duyduğumda demiştim ki kendi kendime: “Nasıl bir acı, bir insana bu sözleri söyletir?”
“Bu nasıl bir derttir dermanı yoktur
Bedenimde değil, ruhumda sızı
Görünmez bir yara acısı çoktur
Bedenimde değil, ruhumdaa sızı”
Şimdi biliyorum o acıyı, günlerdir içimdeki kadın, hiç susmadan bu türküyü söylüyor.
İnsanın en güvendiği şey, ayağını sağlam bastığı topraktır. Ayağının altındaki toprağın kayması yaşanabilecek en büyük ruhsal travmalardan birisi. Milletçe büyük bir travmanın içindeyiz. Deprem bölgesine uzak olan yerlerdeki insanlar da her gece yatağına “Acaba biz de uyuyup sabahı görmeyebilir miyiz?” diye düşünerek giriyor. Yoldan hızlıca geçen bir kamyonun gürültüsü ile tavandan sarkan lambaya bakarak korkuyla yerinden sıçrıyor. Yatmadan önce ailece “eğer deprem olursa” diye yapılması gerekenler defaatle konuşuluyor. Bir korku filminin içinde gibiyiz.
Her ne kadar şair “Yazılan gelirmiş sağ olan başa” dese de kalplerdeki endişe bitecek gibi görünmüyor. Aşık Veysel’in “Benim sadık yarim kara topraktır.” dediği gibi sanırım toprağa güvenmekten başka bir seçeneğimiz yok. Dost dost diye nicesine sarılsak da kara toprak hakikî dostumuz. Yeniden başlamak için, baharlar yeşertmek için kara toprağı sımsıkı tutmalı, kazma ile kürekle yeniden işlemeliyiz. Âdem’den bu deme neslimizi getiren, her gün bizi tepesinde götüren toprağı incitmemeliyiz. Bir çekirdeğe dört bostanın yeşereceği günler uzak değil. Havaya bakıp hava, toprağa bakıp dua almak varken toprağa verilmiş cömertliği unutmamalıyız.
“Hakikat ararsan açık bir nokta,
Allah kula yakın kul da Allah’a
Hakk’ın hazinesi gizli toprakta
Benim sadık yârim kara topraktır.
Bütün kusurlarım toprak gizliyor,
Merhem çalıp yaralarım düzlüyor,
Kollarını açmış yollarımı gözlüyor,
Benim sadık yârim kara topraktır.”
Yaralarımızın merhemi toprak. Toprağımıza sahip çıkmalıyız. Topraktan geldik eninde sonunda toprağa gideceğimizi biliyoruz. Hepimizin sonu bir avuç toprak. Zor günlerde böylesine kenetlenen, bağrı bereketli bir toprak gibi olan güzel insanlarımız, yanan yüreğimize, çöl toprağına dönmüş sinelerimize bir yudum su oluyor. Bu arada bu mahşerî ortamdan da kendine servet çıkarmaya çalışan gözünü toprak doyurasıca insanlara bakıp ibret alıyoruz. Öyle bir doymazlıkla yaşıyorlar ki ‘onları ancak toprak paklar’ diyoruz. Biliyoruz ki onları öldüklerinde toprak bile kabul etmeyecek.

3. sayıdan

Similar Posts

  • | |

    Bağımsızlık, Metin Uras Ertuğ

    Atatürk olsunKazım Karabekir olsunTürkiye’deÖzgürlük olsunŞehitlerimize kurban olsun 1919’da başladı savaşAdı Kurtuluş SavaşıArdından kongrelerArdında da meclis açılışı Tüm dünya kabul ettiBağımsızlığımızı…4 yıl sonundaYıl 1923’teSavaş kazanıldı. Cumhuriyet kurulduFabrikalar açıldıDevrimler yapıldıÜlke yeniden kuruldu. (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • |

    dün, bugün, yarın

    Bin yıl, yüzyıl, yıl, ay, hafta, saat, dakika, saniye, salise. En büyükten en küçüğe sıralanan bu birimler, zaman’ın unsurlarıdır. Zaman nedir? Şairin sorduğu gibi: “Bir su mu, bir kuş mu; iniş mi, yokuş mu?” Fizikten felsefeye her alanda bir tanımı olan olgudur zaman. Her düşünen zihni kurcalayan, her hisseden kalbi örseleyen bir şey. Dünyada cismi…

  • YÜZEYSEL YAŞANAN, SIĞ HAYATLAR

    Standartlarda sıkışıp kalmış, standartların dışında olmak için, aslında içten içe bir çok şey vermeye hazır olan,ama buna cesaret edecek özgüvene sahip olamayan bir insan türüdür sığ insanlar.Cesaret gösterip standartların dışına çıkanlarıda, ağır eleştirerek ayıplayan ve gizliden gizliye kıskanan tiplerdir..Oscar Wilde’ın şu sözü, aslında tamda bu model insanlara biçilmiş bir kaftan gibi, ‘’Her şeyin fiyatını bilirler,…

  • Yaşasın Kahkaham, Fazlı Humar

    yıkılıyor fildişi kulelerinizkorkudan sarsılıyor saltanatınızbaktıkça gülen umutlu yüzümeyaşanacak hürriyet kadar eminimellerimi bir yumruk gibisıkışımdan biliyorumher gülüşümdedüşüyor çehreniztitriyor ellerinizkabus oluyorum her birinizeeydüzenin kemirgenleri sizine kadar öfkelisinizsevdamın gülen aydınlık yüzüne kara bir perdesinizçekin sırıtkan suratınızı geleceğimdenbüyüsün çocuklarsevinçle yeşersin aşklaracılar ve yokluklar içindeneşeyle doğurdu anam beniinatla çağlayacak hayatımsusturamazsınızeysahne simsarları sizibir deniz gibi kabaran neşemegem vuramazsınız aşktadırdireniştedirpatlamaya hazırbir silah…

  • doğa bekçiyle değil, sevgiyle korunur

    Bazı insanlar zarar verir dünyamızdaki muhteşem doğaya, bazıları ise özür diler topraktan, ağaç diker her yere… Daha temiz bir dünya için, daha mavi gökyüzü ve daha yeşil bir dünya için elele veren insanların bir araya geldiği yerdir TEMA Vakfı. Çocuklara doğa sevgisinin ve doğa bilincinin kazandırılacağı dönem erken çocukluk dönemidir. Çocuğun doğa ile etkileşimi erken…

  • kadınca bir kitap kadından insana dair: mendilimdeki kanaviçe, Hatice Eğilmez Kaya

    Leyla Karataş, şiir yüklü bir bulut gibi bereketli… Kadın duyarlığından yıllar yılı damıttıklarını lirik ve dokunaklı dizelere dönüştürüyor. Mendilimdeki Kanaviçe şairin ikinci şiir kitabı. Tema açısından son derece farklı renkler taşıyan, eser duygularını yansıtmakta tereddüt etmeyen bir kaleme ait. Bu nedenle olsa gerek okurun üzerinde “ben” öznesinden yola çıkıp “biz” e ulaşmasına olanak tanıyor. Hırkası…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir