| |

KAŞIĞI İLE, GAVUR PİSLİĞİ YE­

Yazar: Sevtap KÜRKÇÜOĞLU

Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşıyoruz ! Ana dilimiz Türkçe ! Türk gele- nek ve göreneklerine uygun bir biçimde hayatımızı sürdürmeye çalışırken, modern olma zırvalığı adı altında, önce Türkçemizi katlederek, orijinal kimliğimizden tamamen farklı yerlere sav- ruluyoruz… Milletçe nasıl bir yabancı hayranlığımız varsa, ne dilimize, ne kültürü- müze ne de ülkemize sahip çıkmayı becerebiliyoruz..! Dünyada eleştirip beğenmediğimiz, fakat garip bir şekilde benzeme- ye çalıştığımız bir çok Avrupa ülkesi, kendi dillerine sahip çıkarak, başka ülkelerin dillerini konuşmamak ve kullanmamak üzere adeta yemin etmiş du- rumdalar. Ziyaret ettiğim bu ülkelerden bir kaçını sayacak olursam, başı Fransa, Almanya ve Rusya çekmektedir.Amerika’yı söylemeye gerek dahi duymu- yorum, çünkü kendi dili olan İngilizceyi,uluslararası dil olarak kabul ettiren, tek ülke konumundadır. İnatla kullanmaya devam edip, her cümlenin arasına sıkıştırdığımız yabancı kelimelerin karşılığı, Türkçemizde zaten en güzel şekliyle mevcut- tur. O halde bu ısrar niye ? Uzun bir süre önce, arkadaşımın iş yerine ziyarete gittim. O gün, iş baş vurusu için gelen genç bir hanımla, sorduğu bir soru üzerine, tesadüfen sohbet etmeye başladık. Genç kadın şöyle bir cümle kurdu; ‘’Burada START almak (Başla- mak) için, önce CENTER (Merkez) ile KOMÜNİKASYONA (İletişim) geçtim, daha önce CV mi (Öz geçmiş) ver- miştim ama, her şey çok SPONTANE (Kendiliğinden) gelişti ve ancak şimdi LİNK (Bağlantı) kurabildim’’ dedi. Ben, kadının söylediklerine şaşkın bir ifadeyle bakarak, ‘’Umarım Türkçe konuşmayıda öğrenirsiniz,çünkü burası Türkiye” diyerek oradan hız- la uzaklaştım. Bilmem ne demek istediğimi anlatabildim mi ? Bu işin özeti, ‘’TÜRK MEK’’ olmuyor mu ? BENİMLE TÜRKÇE KONUŞ !

Bu yazı, Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni’nin 12. sayısında yayımlanmıştır.

Similar Posts

  • Kalkın Ayağa

    Yıl 24 Ocak 1972Kalem kırıldı. Ey siz insanlar, ey siz hayvanlar,Onların doğduğu ve onların öldüğü yerler ağlıyor şimdi,Kalkın ayağa. Zalim bir mahkeme, zalim bir karar,Yok oluyor gencecik fidanlar,Onlar ki, daha çocuktular,Onlar ki, daha gençtiler, Ey siz insanlar, ey siz hayvanlar,Kalkın ayağa.İtiraz edin, haykırın,Deniz, Hüseyin ve Yusuf gidiyorlar dar ağacına… “İdamlar Yürüklükte”, “İdamlar Onaylandı” dedi gazeteler,Sen…

  • | |

    Oyun, Ada Altıntaş

    Annem, evde temizlik varDışarı çıkmak ister misin, dediAldım bebeğimi ve suyumuÇıktım dışarıGördüm Ayza ile Arya’yı. Gittik birlikte parka,Kaydık kaydıraklardanSaat oldu akşam 07.30Annem bağırdı camdan;“Hadi gel.” diye. Bay bay dedimAyza ve Arya’yaNeşeyle yattımGördüm güzel bir rüya. (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • Duyguların Sessizliği, Selinnur Karadeniz

    Yaşamak, sadece nefes almak değil.Birinin gözlerine bakıp gerçekten görebilmek,Kelimesi bir sessizlikte bile varlığını hissettirmek,Yalnızlığı saklayan birine“Yanındayım” diyebilmektir…Bazen bir çocuğun korku dolu bakışlarındaSaklanır hayat.Bazen yaşlı bir çiftin ellerinde yorgun amaVazgeçmemiş.Kimi zaman bir dostun suskunluğunda,Kimi zaman hiç tanımadığın birinin yükünde gizlidir.Empati, ruhun en derin aynasıdır.Kendi acın gibi hissedebilmektir başkasının sızısını.Bir damlanın nehir olduğunu fark etmektir.Kendi yüreğini, başka…

  • |

    Dil Yanlışları

    Dil sorunları kolay çözülmüyor. Yazıp çizdiklerimizi dipsiz kuyuya atıyoruz. Aydınlarımızın çoğu Dil nedir, sorusuna bile yanıt aramıyor. Ne ki kimsenin bilmediği yok! Örneğin dilbilim alanında genel kabul görmüş, benimsenmiş Ferdinand de Saussure, Humbold bilinse iyi olmaz mı? Saussure saymaca kuramının düşünürüdür. Nedir saymaca? Dilde adlar, sözcükler ile sesler, biçimler… arasında ilişki çok düşük orandadır. Daha…

  • NİSAN EZGİSİ, Aslı Özer

    Nisan da gidiyorsokakları bomboş bırakıp öylebahara uyanan ağaçlarıyalnız bırakıp öyle gidiyor Mayıs gelir papatyalarıylaserin ılık esen o akşamüstlerindebir balkondan karşılamak umutlarıhayalinde uzanıp çimenlerin ve yaz geldiğindekokusunda kaybolup bir deniz tuzununkum tanelerini silkeleriz omzumuzdansessizce kavuşuruz belkibir tadımlık yaşamaya 38. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir