Bahara Güzelleme, Yasemin Kaya

Bahar ne güzel bir mevsimdir. Şimdiye kadar kaç şair, kaç yazar ölümsüz mısralarla, satırlarla onun güzelliğini anlatmıştır da hâlâ her eli kalem tutanın, gönül dili şakıyanın ‘bahar’la ilgili söyleyecek, söylenmiş söylenmemiş, duyulmuş duyulmamış iki çift lafı vardır. Geçmişten bugüne dünyaya gelen insan sayısınca bahar vardır, o insanlar kaç yıl yaşadıysa da o kadar bahar görmüşlerdir. Bu sonsuz kere sonsuzu hesap etmeye çalışmak gibi bir şey. Ya da kumsaldaki kum tanelerini saymaya çalışmak gibi. Herkesin baharı vardır ve kendine göredir ama mutlaka ki güzeldir, diridir, tazedir, canlıdır, renklidir, umut doludur.
Baharı sevmeyen var mıdır acaba? Uzun bir kıştan sonra ısınan havayı, suyu, toprağı; yeşil yeşil köpüren ovayı, yaylayı, dağı; gelin gibi bezenen ağacı, yaprağı, dalı; mavi mavi parlayan göğü, denizi sevmeyen, o olağanüstü dirilişten hazzetmeyen var mıdır ki?
Bahar, yalnız insanları değil, diğer canlıları eski tabirle hayvanâtı (hayvanlar) ve nebatâtı (bitkiler) da coşturur. Baharı görüp de ben açmayacağım diyen bir çiçek, ben uçmayacağım diyen bir böcek, ben kaçmayacağım diyen bir kelebek olabilir mi?
Kainat ve insan, aynı yapbozun birbirine bağlı, birbirini tamamlayan, varlıkları iç içe geçmiş parçalarıdır. Varlık, sonsuz bir düzen içinde, sükûnetle kendi halinde akarken en büyük sanatkâr olan Yaratıcı, yarattıklarına ikramlar hazırlamıştır. Renkler, sesler, tatlar bu ikramların içine gizlenmiştir. Rengin, sesin, tadın en harikalarını da bahar mevsimi içinde taşır. Uçsuz bucaksız bir kır ortasında rengârenk çiçek tarlalarını; kenarında hafif şırıltıyla nazlı nazlı akan dereyi; bin bir çeşit meyveyle dolu ağaçları; karşıda mavi gök üzerine beyaz bulutların, başında öbeklendiği yemyeşil dağları hangimiz sevmeyiz ya da özlemeyiz? İlkokulda ya da ortaokulda Resim derslerinde acemi çizgilerle yaptığınız resimleri hatırlayın, hangimizin resim defterinde böyle bir resim yoktur?
Ünlü Divan şairi Nef’i’nin bahar için yazdığı bir kaside bile vardır. Bilirsiniz kasideler devlet ya da din büyüklerini övmek için yazılan şiirlerdir. Hicivleriyle ünlü olan sivri dilli, mutsuz, karamsar Nef’i bile baharın güzelliğiyle mest olmuş, bahara kaside yazmıştır.
Esdi nesim- nev-bahar, açıldı güller subh-dem. Açsın bizim de gönlümüz, sâkî meded, sun câm-ı Cem.
(İlkbahar rüzgârı esti, sabah vakti güller açıldı. Ey sâki, bize Cem’in kadehini sun, bizim de gönlümüz açılsın.) Her kelimesinde sanat olan beyiti açıklamaya kalkışmayacağım ama sadece Cem’in kadehinin Divan edebiyatında özel bir anlam içerdiğini söylemek istiyorum. İçindeki canlara can katan içeceğin hiç bitmediği, içen herkese yaşama hazzı ve coşkusu veren bir kadehtir o. Bence o kadeh, baharın tâ kendisidir. Bu şiiri Hacı Arif Bey bestelemiştir, tavsiye ediyorum, bir bahar manzarasıyla, bahar kokuları içinde Zeki Müren’in sesinden şarkıyı dinleyiniz.
Bahara yazılan şiirleri araştırınca o kadar çok şairden o kadar çok şiirle karşılaşırsınız ki şaşırırsınız. Baharın güzelliği, hisseden bütün ince ruhları galeyana getirmiş, bahara üç beş söz söylemeden geçememişler. O hepsi birbirinden güzel şiirleri tek tek saymak mümkün değil. Ben yalnız bir tanesiyle yazımı bitireceğim. Ziya Osman Saba, ‘Baharı Beklerken’ adlı şiirinde bakın ne demiş:
O günü görmek için sade bekleyeceğiz,
Göreceğiz bir sabah yeşil tomurcukları.
Hazırlanıyor gibi, gökyüzü, ufuk, deniz,
Bir sabah dökülecek baharların baharı.

Bu bahar, yalnız mesut günler taşımaktadır,
Baş başa kalacağız kenarında bir suyun,
Göz alabildiğine yeşil uzanan çayır,
Bir saadet içinde sessiz otlayan koyun.

Bu bahar güleceğiz en içten bir sevinçle,
Bir melek ordan bize uzatacak elini.
-Beni bırakma kalbim, kalbim sen bana söyle.
Ümitlerinin en güzelini!..

Ömrünüz baharlarla dolsun, baharınız şen olsun…

4. sayıdan

Similar Posts

  • SILADAN AHLAR, Emine Ceylan

    süreğiyse affedilen sapmalarkurtlanmış bir kütüğün istemez büyümeyiboşlukları yeğleyen haz için varolmanınacınası duruşuyollarda kayboluşuyaş almış bir ergenin terk edilmiş caddelerarşınlanmış patika şaşkın koşuşturmalaryüreğin ırağına sılaya varacakkenyardan yere çakılma suya düşererdeme evrilesiumutlu bekleyişler uzar hatalar suça hüsranagebedir gel gitlerilk büyük sarsıntıda. 39. sayıdan

  • İLETİŞİMİN, TOPLUMUN MERHEMİ OKUMAK, Tuğçe Yerdelen

    “Demokratik çağdaş toplum olabilmek için yeni iletişim becerileri kazanılması gerektiği belirtildi. Şimdi, şöyle bir soru aklınıza gelebilir: iletişim sadece toplumsal amaçları gerçekleştirmek için mi gereklidir? Hayır ! İletişim, aslında hem kişisel, hem de toplumsal bir süreçtir. Bir başka deyişle, iletişim, iki kişiyi ilişki içine sokan psikososyal bir süreçtir” Doğan CüceloğluKendimi tanımlarken ömrümü okumaya adamış birisi…

  • ESARETİN ADI YOK, Nadire Öksüz

    vagondanboyu kadar uzayan gölgesi girdi önce ..Kapkara peçenin ardından bakaniri zeytin tanesi gözlerindetaşıdığı umudu ileGürültü ile oturdu sessizliğine inat.yan koltukta düşüncelerine yer açtıkapladığı yer şuncacık koca alemde…gözleri iri zeytin taneciği . birazdan uzun ve koyu bir karaya çalacak olangeceye bakıyordu pencereden.Vagonda cılız bir gün ışığıVagonda renkli kadın yüzleribakışları kavruk parmaklarına kaydı..karşıdaki bir çft elinkırmızı boyalı…

  • Sivas, Mehmet Küçükeken

    Aşkın aslına erenler de bilsin,Sivas’ı gönülden sevenler gelsin.Herkesin dilindedir Ulu Cami’si,Kelleyi paçayı yiyenler gelsin. İmranlı, Divriği, Gürün, Yıldızeli,Al bayrağı elinde tutanlar gelsin.Vatan aşığıdır yiğidinin her biri,Hakk’ın yolundan gidenler gelsin. Ozanı bozlağı, yarenler gelsin,Sazının teline vuranlar gelsin.Sivas’ın bağrında kurulan tuzağı,Oyuna gelmeyip bozanlar gelsin. İmranlı, Divriği, Gürün, Yıldızeli,Al bayrağı elinde tutanlar gelsin.Vatan aşığıdır yiğidinin her biri,Hakk’ın yolundan…

  • 23 Nisan

    Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyetin kurucusu ve modern Türkiye’nin mimarıdır. Onun liderliği altında birçok reform gerçekleşti. Türkiye’yi modern bir devlete dönüştürdü. Atatürk’ün mirası sadece siyasi ve sosyal yeniliklerden ibaret değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası alanlarda anlamlı olan bazı önemli günlerin de tanıtılmasında da büyük rol oynadı. Bu günlerden biri de 23 Nisan’dır.23 Nisan 1920 tarihinde,…

  • HİÇBİR ŞEY KAYBOLMAZ, Selinnur Karadeniz

    Hiçbir Şey KaybolmazBazı şeyler görünmezdir ama hep vardır.Bir rüzgâr eser tenine dokunur,Bir anlığına geçmişin elleri değmiş gibi.Camın buğusunda beliren iz,Kaybolsa bile bırakıldığı yeri hatırlar.Bazı anlar geçer ama hiçbir zaman ölmez.Bir sokakta yürürsün, hiç bilmediğin bir şehirde,Ama sanki daha önce orada bulunmuş gibi.Bir şarkı çalar uzaktan,Kim bilir hangi zamanda, kimin yüreğinde yankılandı?Ama yine de içini titretir,Çünkü…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir