Geç Kaldım Dedi Tanrı, Yasemin Yazgan
Harfler çok üzgündü. Silinmek korkusu sarmıştı içlerini. Kullanılmadıkları için kendilerini suçlamaya başlamışlardı. Tozlu raflarda nefes darlığı başlamıştı.
Adam, tahta masasına çökercesine oturdu. Bugün bir şeyler olacaktı. İçine doğmuştu. Son bir gayretle bağırdı: “Silkinin, çeki düzen verin kendinize, hemen buraya gelin!” Şaşıran harfler coşku içinde uçuşmaya başladılar. Uçuşunu tamamlayan, deftere yerleşiyordu. Adam da harfler de çıldırmış gibiydiler.
Yorgunluktan kalem elinden düştüğünde defterin son sayfasına gelmişti. Ama niye son sayfa boştu? Bazı harfler kayıptı. Ayağa kalktı, deli gibi aranmaya başladı. Onları bulması gerekiyordu. Her yeri didik didik aradı, yoktular. Öylesine derinlere gitti ki neredeyse boğuluyordu. Çünkü kendi şiirini yazmamıştı daha…
Sokaktan gelen seslerle kendine geldiğinde perdeyi aralayıp dışarı baktı. Gözlerine inanamadı. Yer yarılmış, çocuk fışkırmıştı. Milyonlarca çocuk, ellerini açmış, gökten düşen yıldızları dolduruyorlardı avuçlarına. Bir içgüdüyle o da camdan elini çıkardı. İşte bir yıldız da onun elindeydi artık. Hem de Çoban Yıldızı’ydı. Hiç düşünmeden dışarı fırladı. Koşmaya başladı. Çocuklar da ardı sıra koşuyorlardı. Böyle bir şeye ilk kez tanık oluyordu ve sanırım aradığını bulmuştu. Boş sayfayı dolduracak, kendi şiirini yazabilecekti.
Aniden durdular. Önlerinde, her birinin feneri sönmüş, uçsuz bucaksız bir kask dizisi vardı. Avuçlarındaki yıldızları sırayla kasklara takmaya başladılar. Adam da asırlık bir çınarın en yüksek dalına astı yıldızını. Çocuklar, gözlerindeki yaşları sessizce silerken Tanrı eğildi, çocukların gözyaşlarını sildi.
“Üzgünüm,” dedi. “Özür dilerim hepinizden, geç kaldım.”
Adalet, gözyaşlarına değen bir öpücükle uyandı sabah. “Hadi,” diyordu annesi, “geç kaldın okula.”
Adalet, gözlerinden düşen iki damlayı sildi. Sessiz bir çığlık düştü içinden.
“Zaten,” dedi, “Tanrı da geç kaldı…”
38. sayıdan