ELLERİNDEN ÖPERİM DENİZ

zamanın ördüğü fırtına
yaşanan bunca acı
aklımdan uçar gider seni görünce
bir ana kucağısın
insanı bağrına basan
kederi tasayı unutturan

çocuk olurum
kumsalında mutluluk
dalgalı eteğinde
sevinçten bir çığlık
tutuşur umudun elleri
kuşlar içimde sonsuz mavi
cıvıldar söz dinlemez ufkum
aşka döner yeryüzü

insanmışım derim
özgürmüşüm meğer
ne eşsiz yaşam
ne muazzam dünyasın sen
ellerinden öperim deniz

Fazlı Humar

Similar Posts

  • Mavi Kuş

    MAVİ KUŞ Ilık sabah güneşi, rüzgârla salınan tül perdelerden sızıp halının çiçekleriyle oynaşıyordu. Kırmızıdan laciverte, oradan yeşile, beyaza… Hatta şu kenardaki siyaha kadar uzanan renklerin arasında adeta göz kırpıyordu.Behzat, çayından bir yudum daha almak için gözlerini okuduğu dergiden ayırdığında, salonun ortasını boydan boya kaplayan, senesi unutulmuş emektar halıda daha önce hiç görmediği bir şey fark…

  • Yol Dizeleri

    GecedeBulutların savrulmasından Damlalar birbiriyle yarıştı.Gözleri ela köpekçikİnsan yüzlerinden medet umduKovamadı kimseAğzına lokma götürenlerehal dilince konuştu.Sonra bir köşecikteUykuya yenik düştü.Kadınlar sohbeti severdi.Yılan gibi kıvrılan yollarakızı ve oğlu için katlandı.Ben sustum.Benim hikayem kimseninkine benzemezdi.Arkadaşım yolu yarıladı ben ancak hareket ettim.Uykuluk yerimi hazırladım.Geceye yıldız düşündümAydın’a gelmiştikHava parçalı bulutluGüneşin ışıkları süzülüyor arasındanGece nasıldım ya der gibi…Uzun yol eridi birazBen…

  • BEYAZ SAYFA AÇIK KALSIN

    Doğumla önüme defter konduİsmim yazılmadı sadeceKaderim de çizildi, gizliceMasum yılların fotoğrafı çekildiGeri dönülmez anılar not edildiAcılar da birikse, hep umutlaAçık kalsın beyaz sayfalar Yıllar geçti, unutulmazlar yazıldıİhtilaller, depremler, krizlerleÖmür defterim pas tuttuAşklarsa gül yaprağı gibi iliştirildiSorgulamaya çalıştımsa yıllarıAklım yetmedi, ruhum sustuÇözemedim gitti bu devranı Sonunda duvara tosladı DünyaAçgözlü lordlar işgalindeÖzgür ülkeler gördümKara notlar düştüm sayfalaraKorku…

  • Delinin Düşü

    Güneş, pencereden usul usul sızıyordu. Yatakhanenin ağır rutubet kokusu, iyice içime işlemişti. Sıra sıra dizili yataklarda horlayarak hülyalar aleminde dolaşanların kükremeyi andıran seslerini saymazsak, ortamın sessizliğini bozan tek ses, duvar saatinden duyulan “tik-tak”lardı.. Bu sükun ortamını bozmaya bence hiçbir mahlukun hakkı yoktu. Saat “tik-tak”ları; sessizliğin içinde dalga dalga yankılanıyordu ve bana dini ayinlerde okunan ilahileri…

  • Ölü Bir Balığın Hikâyesi

    Duvarda asılı kalmış bir saatli maarif takvimi. Sararan yapraklarından birini kopardım. 30 Haziran 1975. Bu duvar, bu takvim ve bu ev çürümeye sıcacık bir yaz günü terk edilmiş. Vazgeçmek, bir şeylerden umudunu kesmek böyle bir haldir zaten. Arkana bakmadan çekip gittiğinde hayal bile edemeyeceğin ayrıntıları da geride bırakıverirsin bir çırpıda. Kenarda duran sehpanın üzerindeki akvaryumu…

  • VEYSEL ÇOLAK’IN “YAPAYALNIZ ANILAR” ŞİİRLERİNDE KURAMSAL ÖRGÜLER…

    VEYSEL ÇOLAK’IN “YAPAYALNIZ ANILAR” ŞİİRLERİNDE KURAMSAL ÖRGÜLER… Bugünlerde elimde değerli şiir düşünürü, şair Veysel Çolak’ın “Yapayalnız Anılar” adlı şiir kitabı var. Şiirlerle buluşmaya çalışıyorum. “Yapayalnız Anılar” insana hüzün veren bir kitap adı. Kitap adları kitapta yer alan şiirlerin şemsiyesi bir bakıma. Yalnızlık, hüzün, özlem, acı, endişe, öfke, yenilgi, ölüm, kırgınlık, sevgiye çağrı, tutku, umut sarmalı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir