HALDUN TANER’İN “KONÇİNALAR” VE “FASARYA” ÖYKÜLERİ ÜZERİNDEN SOSYAL STATÜ
İskambil kâğıtlarının sosyal statüsü Bey’den oyundaki sıralarına göre geriye doğru gittiğimizde güçsüzleşmeye başlar diyebiliriz. Sosyal statüsü en görkemli olan hiç şüphe yoktur ki Bey’dir. Beyin renginin siyah ya da kırmızı olması elbette önemlidir ama renk ne olursa olsun bir bey ya da as bütün kâğıtlar içinde her zaman en itibarlı olanıdır.
Haldun Taner’in verdiği örneklerden biri de Kız’dı. Kupa kızı örneğinde gördüğümüz gibi, kız bir bey kadar itibarlı değildir. Onun toplumsal yeri, üniversite okumamış bir kızınki kadardır.
Jokerler ise, yerine kullanıldığı kartların işlevini görürler. Bu yüzden toplumsal statüleri, yerlerine geçtikleri kartlarınkilerle aynıdır. Değişiklik gösterir.
Onlular ve dokuzlular, en önemli oyunlara katılabildikleri için üstünlerdir. Haldun Taner Onlular için “Asların halktan yetişme vezirleridir.” (s: 48) demiştir. Burada beyden sonra gelen vezir hakkında da minicik bir ipucu vardır aslında. Vezir de bey gibi halktan değildir. Dokuzlular ise, kendinden güçsüz kartlardan daha güçlü olmalarını sağlayan diğer resimsiz kartlara yaranırlar. Kendinden üstün gördüklerine hizmet eder, fakat kendini daha üstün gördüğü kartlara yukarıdan bakarlar.
Son olarak konçinaların (altıdan ikiye kadar olan kartlar) bir iskambil oyununda çok da işlevsel olmadıklarını anlatmış Haldun Taner. Diğerlerinin sosyal statüsünün yüksek olması için, toplumsal statüsü az olan bu kartlara da ihtiyaç duyulduğunu söyler. Haldun Taner, konçinaları “alt basamaklar” olarak tanımlamıştır. Alt basamaklar, üst basamakların var olmasını sağlar. Yaşadığımız dünyaya çok kolay uyarlanabilecek tanımlamalardır bunlar. Tıpkı konçinaların bir iskambil destesindeki en kalabalık kitle olduğu halde oyundaki en az itibarlı kağıtlar olmaları gibi milyonlarca iyi eğitim görmemiş insan da kendilerinden sayıca çok daha az olan bir grubun daha iyi yaşaması için çalışırlar…
Konçinalar öyküsünde olduğu gibi, Fasarya öyküsünde de çok bariz ve ayırt edilebilir toplumsal statü eşitsizliği var. Fasarya, hikayede önemsiz biriymiş gibi anlatılmış. Ne kadar çok çalışsa ve çabalasa bile bir başarı elde edememiş. Oysa ki Ercüment onun aksine hiç çalışmamasına ve yeteneği olmamasına rağmen takım kaptanı olmuş. Bunun sebebi takımın ihtiyaçlarını karşılaması, yani parasıdır. Fasarya çıplak ayakla oynarken Ercüment’in türlü giysiler ve aksesuarlarla oynaması hikayede onun sosyal statüsünün daha üst seviyede olmasını sağlamış. Zengin olmasa büyük ihtimalle Fasarya’dan bir farkı olmayacak. Onun gibi, toplumsal konumu yok denecek kadar az olacak. Hatta belki de yetenekli olmadığı için Fasarya’dan daha da önemsiz bir karakter olacak. Fakat zenginliği onu toplumsal statü olarak kat kat yukarı çıkarmış. Bakılacak olursa aslında Ercüment’in tek belirgin özelliği zenginlik. Aslında Fasarya’dan daha üstün olmayı hak edecek bir role sahip değil.
(*) TED Ankara Koleji öğrencisi
14. sayıdan