Çayyolu Edebiyat Günlerinin Ardından

Normalde büyük alışveriş merkezlerine pek yolum düşmez. Günümüz uygarlığının yeni “tapınaklarını” oluşturan bu yapıların insan merkezli olmayan soğukluğu, elektromanyetik alanı ve klima sistemi, ‘taze hava teneffüs etmek için’ en kısa sürede kendimi dışarı atmama neden olur. Ama geçen hafta, 10-11 Haziran günleri arkadaşımın daveti üzerine gittiğim Mesa Plaza’da nedense böyle hissetmedim! Üstelik iki gün boyunca!
Büyükşehirde yaşarken, iyi hissettiğimiz mekanlara bağlılık kendiliğinden oluşuyor. Güzellikleri görmezden gelirsek, vasata mahkum olmak kaderimiz haline gelebiliyor! Yoksulluk, adaletsizlik, eşitsizlik ve iklim değişimini anında düzeltemeyeceğimize göre…
Gelelim bu mekanda yapılan başarılı bir etkinliğe: Geçen hafta. 1. Çayyolu Edebiyat Günleri, ‘okur- yazar’ buluşması oldu burada. Akdoğan Yayınevi, Cüneyne KSE Dergisi, Nehirden KSE Bülteni ve Mesa Plaza işbirliğinde. Başarılı bir ekip ve organizasyonla, yüz yüze ve samimi bir ortamda, Ankara da gerçekleşti. Entelektüel sorumluluğun gerektirdiği gibi?
Sorumluluk demişken, bazen o kadar yüklenir, ‘edebiyattan’ tek başına o kadar çok şey bekleriz ki; O, bir nevi “kurtarıcıdır” neredeyse! Bu onun kaderidir sanki! Freud amcamız da, analizlerini pekiştirirken bu disipline sıklıkla başvurunca, yeni kuramcılar için verimli bir ekosistem olduğu düşünülerek, ağır bir sorumluluk yüklenebiliyor. Evet ama, metinden önce ne vardı?
Çayyolu’nun farklı bir okur profili var. Refah düzeyinin de diğer bölgelere göre göreceli olarak daha iyi olduğu söylenebilir. Fakat içimizi acıtsa da, artan kâğıt, kira maliyetleri ve diğer nedenlerden kapanan kitabevleri, yayınevleri var. Herhangi bir yerde kendi yağıyla kavrulan bir kitabevinin kapanması, orada yaşayanların refah durumunun zannedildiği kadar da iyi olmadığının da kanıtı değil mi? Bu kapanmalar bir şeyi daha doğruluyor; serbest piyasada, kültürel çeşitliliği azaltmak için, hep birlikte, elimizden gelen ne varsa yapıyoruz. Meslek etiğinin hiçe sayılması, parası olan herkesin de yazar ve yayıncı olabilmesine kapı aralayan bir ortamda güneş balçıkla sıvanamıyor. Nitelikli okur kitlesi arttıkça daha bilinçli tercihler yapılabiliyor, fakat bu, sektördeki krizin önüne geçmede ne kadar etkili?
Tüm kesimlerin bir araya gelerek, kimi şeyleri askıya alıp, ortak karar alması beklenir. Ama popüler kültürün ağına takılıp, diline pelesenk olan ve içi boşaltılan kavramlara harcanan zamandan; sadede gelip, gerçek meselelere zaman ayıramıyoruz. Örneğin birileri, önümüzdeki günlerde; “Kültürel hegemonyayı tartışın!” diyor. İktidarı, muhalefeti bu konuya odaklanıyor! Veya birileri de, eş zamanlı olarak çeşitli mecralarda yer alan, ölüm, sanatçının ölümü, intihar, ahiret-öte dünyayı öne çıkarın! diyor. Der demez; hiç düşünmeden başkalarının acılarından zevk alıyormuş gibi, neredeyse ölüm güzellemesi yapılıyor! Bu yazıların amacı ne? Arabeske bağlarsak, “zaten yakanlar yakmış” bir alev de ‘kalem erbabı’ yakmasın bari! “Katarsis” ise de, deprem sonrası, çoğumuzun dibe vurduğu böylesi bir zamanda yapmasınlar! “Kim okuyor?” diyeceksiniz. Sorun da bu ya!

  1. Çayyolu Edebiyat Günleri bunları çağrıştırmaya devam ediyor günler sonra…
    Yoğun bir emek ve özveriyle yapılan bu “okur-yazar buluşması” çok kıymetliydi. Umarım uzun yıllar, niteliğinden bir şey kaybetmeden değerli şair, yazar, düşünürler ve katılımcı kuruluşlar ile devam eder. Ve eli kalem tutanlar tarafından da kültür-sanatı kaplayan müsilaja neden olanlar ve sorumlulukları yazılıp çizilir. Özellikle de başımızın belası olan ‘intihâli’. Ciddi iseler tabii ki! Aksi takdirde; okurlar da, ancak plajda şezlonga uzanıp güneşlenirken okuyabilecekleri “best-seller” lara “mahkûm” olur! Tek merkezden pompalanan!
    Çeşitlilik mi?
    Başka sezona!

6. sayıdan

Similar Posts

  • yaşlı dostu kent olabilir miyiz?, Mehmet Gürer

    Kent Ne zaman içinde yaşanılır bir KENT olur !Pek çok insan bu soruya“- içinde herkesin rahatça yaşayabileceği bir yer olduğu zaman “Cevabını verecektir !Yaşlı Dostu Kent Kavramı da bu cevabı karşılamak için ortaya çıkıyor.Acaba MARKA Kent “ÇAYYOLU “ YAŞLI Dostu KENT imajına kavuşabilir mi ? Neden olmasın ?Çankaya İlçesine Bağlı Çayyolu, Ümitköy, Konutkent,, Yaşamkent, Alacaatlı,…

  • |

    Çayyolu’nda Kitap Fuarı

    Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni Çayyolu’nda bir kitap fuarının öncülerinden olduğu için çok mutlu şu günlerde. Tıpkı kendisi gibi bu fuar da uzun yılların bir ürünü aslında, yuvarlanan iki kartopunun sürekli büyümesi gibi ikisi de beraber olgunlaştı ve bugünlere geldi… Fuarı ilk olarak dillendirmeye başladığımızda birçok kişi bunun altından kalkılamayacak bir organizasyon olduğunu çeşitli…

  • Denge

    Sevgide denge gerekir. Aşırıya kaçtığın anda bir bakarsın uçup gider parmaklarının arasından en vazgeçemediklerin. Titredikçe üstlerine, atmak isterler kendilerini senin ufuk çizginden uzağa. Öfkede denge gerekir. Gemileri hatta limanları yakarsan, arkanda bıraktığın enkaz en çok senin ruhunu sızlatır. “Keşke”ler pelesenk olur diline. Fedakarlıkta denge gerekir. Dengeyi kuramadan feda ettikçe kendinden, kaybettiklerinin yerinde kocaman boşluklar oluştuğunu…

  • |

    TÜRKİYE’DEKİ TARİH VE KÜLTÜR İSRAFI, Oğuz Mutlu

    Anadolu; tarih boyunca birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış, birçok farklı devletin egemenliği altına girmiş, birçok farklı kültürün gelişimine tanıklık etmiş bir coğrafyadır. Bu topraklar; Truvalıları, Frigleri, Hititleri, Lidyalıları, Urartuları, İyonları da gördü; Pers hakimiye-tini de… Büyük İskender’in hükmü altına da girdi, Roma İmparatorluğu’nun hükmü altına da. Bizans ile Türkler ise, Anadolu için yüzyıllar boyunca…

  • Özlem, Alev Atılgan

    İçimde köpürüp taşanbir özlem eskiye dairne zaman kapasam gözlerimidipsiz karanlıklardanyıldızlar yağardolanır sevdalı bir rüzgardallarında çamlarınodam deniz kokargitar çalar sahilde, yalnız bir çocuk susar denizmartılar susar Sarmaşık sokak çamlı bahçehani hep özlediğim o ahşap evdeuyuyup kalmışkenşiir defterim elimdeannem gelir usulcaüstümü örteralnımda sıcak nefesihep on sekizimdene zaman kapasam gözlerimi.. 38. sayıdan

  • SİMURG’UN GÖLGESİNDEMODERN ŞİİRDE GELENEKSEL KATMANLAR, Aygün Eroğlu

    39.Ey sevgili, can oluyorsun canımda, cananAnt olsun, birlikte içeriz şarabını kereminEllerin Hera, dokunuş tanesidir gönlümün Kalbim gülistanında bir divan oldun ey sevgiliTerennüm ederim dudağımda en güzel şarkılarıBir Simurg olur, uçarım önümde Toros DağlarıHoşlaşırım dilberim, güzelim aşarım yamaçları Mahrem nedir, sır ancak, sezene, anlayana verilirFazlasını bilemezsin, göremezsin sonra geri alınırBir leylağın sevdasını, sadece yaşayanlar bilirBeyaz gül,…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir