Author: nehirden

  • BİR KİTAP KULÜBÜ DÜŞÜNÜN

    Bir kitap kulübü düşünün; her şeyin çok uçucu olduğu bir zamanda, yıllardır edebiyatın insan ruhunda bıraktığı lezzetlerin peşinden hiç vazgeçmeden, günden güne kenetlenerek ve çoğalarak giden… Hayal gücünün sınırlarında, edebiyatın her biri farklı renkteki dehlizlerinde dolaşmaya gönüllü, derin analizlerini sıcacık “kadın” sohbetleriyle süsleyen bir okur grubu. Yaklaşık beş yıl önce, Türk Dili, Edebiyatı öğretmeni ve…

  • Düşüncelerim

    Düşünceler denizinde kaybolan ben,Hiç beklemediğim kadar bekliyorum.Denizimin kalbindeki gizemi çözmeyi,Hiç istemediğim kadar çok istiyorum. Sorgularken evrenin derinliklerini,Sonsuzluğun gizemini çözmek için çabalıyorum.Gözümdeki perdeyi indirmeyi,Hiç istemediğim kadar çok istiyorum. Yaşamın anlamını sorgular dururum,Yaratılışımın güzelliklerine bakıyorum.Bir anlam arayışıyla başlayan yolculuğumu bitirmeyi,Hiç istemediğim kadar çok istiyorum. Gerçeğe yakın olan düşüncelerimi,Çok ama çok seviyorum.Bu yolculuğumda,Hiç istemediğim kadar düşüncelerimle birlikte olmak…

  • ÖLÜLERİN VE YAŞAYANLARIN YÜKLERİ

    Arkadaşlarımla o gece uzanmış Ay’ı izliyoruz. Kımıldamadan, sessizce, üstümüzdeki yüklerle… Soğuk yeller ve dalgalar bizi unutup ve hatta bilerek unutup gidiyor. Sanki orada kalmamızı istermiş gibi. Mezarlıkta sıradan bir gece miydi? Yoksa suçlarımız mı fazla gelmişti? VARIŞ Kaplumbağa ormanda yürüyordu. Tavşan ise zıplıyordu. Zifiride ölüm ikisini de alıp götürüyor. Sorarsanız ikisi de ilerledi. Biri yavaş…

  • Saçlar ve Değişen Renkler

    değişmemeliydi. Ama her şey peri masalı gibi olmadı. Yaşanan yanlış anlaşılmalar arayı açtı. Sonunda özür dileyen o oldu, konu kapandı ve aynı kızıl saçlı kız hala arkadaşıydı. Bu iki buçuk yıl boyunca Irmak’ın saçları yine farklı farklı renklere büründü. O, bu değişiklikleri artık kanıksamıştı. Bir gün Irmak, saçını daha koyu bir renge boyattı. Koyu renkler…

  • Kör ve Yalnız

    Gökyüzüne bakVerdiğin mavi çiçeklereGüneşli bir günde dışarıyaGöremiyorsun değil mi? Yere bakEskittiğimiz sokaklaraYağmurlu bir günde dışarıyaGöremiyorsun değil mi? Yanar gözlerin hasretleÇınlar kulakların matem yeliyleÜşür ellerin düşen tanelerleBiz birbirimizi göremeyiz. 14. sayıdan

  • Ayrı Gece

    Her gece suretini düşünürümSensizken ne eyleyeyim sevgiliYoksan burada sen gece üşürümBırakıp gitme beni ey sevgili Aşık Kerem ne eyledi AslısızSensiz bu cihan neylesin vicdansızAl canımı kurtarayım cefasızEller almasın bu canı sevgili Kuşlar olduysa aşkından divaneHerkes olur etrafında pervaneGönlün varsa senin de çık meydaneO gönül sende ne gezer sevgili 14. sayıdan

  • HALDUN TANER’İN “KONÇİNALAR” VE “FASARYA” ÖYKÜLERİ ÜZERİNDEN SOSYAL STATÜ

    İskambil kâğıtlarının sosyal statüsü Bey’den oyundaki sıralarına göre geriye doğru gittiğimizde güçsüzleşmeye başlar diyebiliriz. Sosyal statüsü en görkemli olan hiç şüphe yoktur ki Bey’dir. Beyin renginin siyah ya da kırmızı olması elbette önemlidir ama renk ne olursa olsun bir bey ya da as bütün kâğıtlar içinde her zaman en itibarlı olanıdır. Haldun Taner’in verdiği örneklerden…

  • Aşk

    Sevdamız, rüzgârlarla süzülen,Aşkın zarif nakışlarına dokunan bir hikâye.Gökyüzünde dans eden yıldızlar, bize tanıklık eder,Bir masal gibi devam eden bu aşk serüvenine. Gönlümde açan güller ılıman esintilerle büyür,Tüm büyüyen güller senindir sevgilim.Karanlık gecede parlayan yıldızlar,Bize aşkımızın sonsuzluğunu anlatır sevgilim. 14. sayıdan

  • PARANIN GÜCÜ

    Güneş batmak üzereydi, günün sona ermek üzere olduğu bu saatleri severim. Kendi kendimle baş başa kaldığım, kendimi sağalttığım, duygularımla iç içe olduğum yalnızlığımın keyfini yaşadığım anlar… Zamanın geçmişin acılarını hafifletmiş gibi hissettiğim, karım Hatice ile yollarımızı ayırdığımızdan beri yaşadığım iniş çıkışlardan uzak kaldığım zaman dilimi.Bahçem avunduğum mekan… Çimen kokusunun içime ferahlık veren tazeliği, yonca çiçekleri,…