| |

HATİCE EĞİLMEZ KAYA’DAN ÜÇ KÜÇÜREK ÖYKÜ

Yazar: HATİCE EĞİLMEZ KAYA

Hatice Eğilmez KAYA Bir Yaz Daha Bu gece ay çok güzel, şehir aydınlık ve iyimser… Pencereleri kapalı odamda uyurken ay ışığını göremesem de varlığını duyumsayabiliyorum. Annemi özlüyorum, hem de çok… Üstelik onu ağaçları gökyüzüne gülümseyen bir koruda yitirdiğimden beri. Bir kez daha görsem onu, diyorum dünya gözlerimle. Mümkün değil ki bu… Bari düşüme girse. Deniz kenarına uzanmış annem; itinayla örttüğü, ömrünün son yıllarında kısacık kestirdiği -ki genellikle ben keserdim- kumral saçları açık ve uzun. Omuzlarından sahile doğru uslu bir dere gibi akıyor. Saçları mı yoksa kendisi mi yorgun, bilemedim. (28 Temmuz 2023) Yaz Gecesinde Düş Suyun yüzünde istiridyeler salınıyordu. Sanki hepsi hâlâ yaşa- maktaydı. Ölü istiridyeler dalgaların umurlarında bile değildi, belki de bana öyle geliyordu. Denize baktım, sahile vuran her bir dalga milyonlarca yıllık bir rutinin mermi artığı… Vakit

akşamüzeriydi, gökyüzü kanıyordu, fakat kanı kırmızı değil, lacivertti… Temmuz ayındaydık, hava sıcacık, öyleyse mutluluğa kışın gölgesinin düşmesi nedendi? Düşümde annemin yüzü minicik bir oğul yüzüne dönüştü, şaşırdım kaldım. Annem gitti, Temmuz adlı bir oğul gelmişti sanki. Ne de sevimli bir yüzdü. Belli ki sonsuza dek hayranlıkla bakacaktım ona… Öylesine çok sevsem de hakkını veremeyecektim bu sevginin besbelli. Bin yıldır biriktirdiğim tasalarımı ona yüklüyor- dum… Yüklemesem dedim, olmadı. Ağır aksak bir sevgiydi, bu benimki. Arazı dışarıdan görülmüyordu. Uykumun içinde bile korkuyordum tanımsız bir şeylerden. Umacılar mıydı, orman cinleri miydi beni korkutan. Ya alıp götürürlerseydi bebe- ğimi! Ölmüş kadınların yanakları her gece ıslaktı… (29 Temmuz 2023) Bilmiyorlar Etrafıma bakıyorum; herkes başkalarını bir şeylere benzetiyor, bir şeyleri başkalarına… Oysa teşbih en belalı silah. Ben ve ötekiler… Evrenimde yalnız biz varız. Ben kendimi alıp veririm boyası atmış tezgâhlarda. Eller bin vururlar kalbime, ben binbir… Hakkımda az düşünüp, çok konuşurlar, bakışlarından hissediyorum. Onlara öykünsem de, pek ben- zemediğimden eminim. Allah vere, onlar anlamasa. Öyleyse çok bakmasınlar bana… Mesela ağaçlara bak- sınlar, bulutlara, göçmen kuşlara, çocuklara, kedilere… Ne bileyim bana benzer şeylere… Bilmiyorlar, ah kesin bilmiyorlar. Ben aklı uzaklarda turnayım, kir- piklerim acır en sıcak yaz günlerinde. Serçeler, çayır kuşları, sakalar, kumrular ve ebabiller uzun yaz günlerin- de mutludur, ben değilim. Söylemem kimselere, kışın yaklaşmasına içerlerim. Çünkü günler kısalmaya, o güze- lim ve aceleci haziranda başlar aslında. Düşlerim var benim, kuş uçmaz kervan geçmez bir patikaya tutulmuş hepsi de. Karanlık aysız gecelerde yürürüm, içim ürpererek ve yapayalnız. Sonra binlerce sabah olur, binler- ce akşam, binlerce gündüz, binlerce gece… Tenha patikamın üzerinde başkaları yürürler sonradan, kalabalık bir sokak olur. Arnavut kaldırımı döşenir üzerine. İşte tam da şimdiki anın ortasında, hiç mi hiç zamanı değilken bunları düşünüyorum. Rüyam bir türlü sona ermiyor. (31 Temmuz 2023)

Bu yazı, Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni’nin 12. sayısında yayımlanmıştır.

Similar Posts

  • Zelzele, Yasemin Kaya

    Zelzele ya da deprem, bu olguyla ilk tanıştığımda beş yaşlarındaydım. Bir kış günü, akşamın yeryüzüne yeni indiği bir vakitti, sobanın başında yere çömelmiş patates soyan annem, birden başını korkuyla kaldırdı, yüzüme baktı, “Yer oynadı.” dedi. “Yer oynaması” kelimesini ilk kez orada duydum, annemin korku dolu gözleriyle zihnimde özdeşleşti o kelime.Güzeller güzeli ülkem, 6 Şubat’tan beri…

  • Otopsi, Kemal Bayrakçı

    Volta atıyor gözlerini karartıpşiirimin pimi çekilmiş sözcüklerikaç aşk kanıyor vurduğu neşterdenvuslata düğümlü kaç hasret damlıyor. Kayda değer bir bulgu sana dairyaşadıklarımın külündeki çıngıyüzümün aynasında kırıldı aksinkörlüğümde saklı göz izin ve sair. Bir hecede ağırlıyorum senin tarifiniharflerinde saklıyor kendini siluetinhevesle çıkarıldı kalbimin simetrisitarandı her milimetresi ciğerimin. Yüreğimin derisinden ciltlihayat defterimin sayfalarındayıktığın düşlerimin çığlığı kilitlibir de senden…

  • Merhaba 4, Kamil Akdoğan

    Çayyolu’ndaki tek basılı yayın organı olan Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni’nin dördüncü sayısı ile huzurlarınızda olmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz.Geçen bir ay içinde sadece Nehirden’i değil bütün Çayyolu’nu etkileyecek önemli görüşmeler yaptık, gelişmelere imza attık. Bu süre içinde kadromuzdan ayrılanlar oldu, yeni katılımlar oldu ama sonuçta üçüncü sayımızdan çok daha güçlüyüz. Bu gücün ilk…

  • |

    İnsan Nereye Gider, Fazlı Humar

    öpmeden çiçeğini koklamadanbağrına basmadan henüziçin için tutuşup yanarakinsan nereye gidercanının yarısını bırakarak ölümün kutsal çağındakısalır ayaklarındönüp uzun uzun bakarsınbıraksalar darmadağın aşkınıyeniden yaratacaksıninsan nereye giderhasret kurşunu ile yaşayarak sarılmak istersin delicegüzeller güzeli zeytin ağacınakurban olursun havasına suyunayememiş içmemişsindir hanivar etmişsindir yokluktansonra yer yerinden oynarsökülürsün kökündeninsan nereye gideraziz toprağından koparak kıpır kıpırbir özgürlüğe uyanırsıngüller açmıştır yüzündegökyüzüher zamankinden…

  • |

    Merhaba, 39

    Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi 39. Sayı ile okurlarıyla buluşmanın mutluluğunu yaşıyor. Otuz dokuz sayı edebiyat içerikli bir dergi için hiç de azımsanacak bir sayı değil. Yerelin getirdiği dezavantajlarla beraber düşünülüğünde bu sayının çok büyük bir başarı olduğu ortaya çıkacaktır. Dijitalleşmenin alabildiğine her saniyemize girdiği bir çağda basılı olarak dergi çıkarmanın hiç de anlamlı…

  • İLETKEN

    Acıma bana kurban olamYalnız beni duy başka bir şey istememMektup yaz sayfalarca beni anlatanBazen sevgi dolu, bazen de sitem… Kadeh kadeh bakma gözlerime öyleSızlatma içlendirme beniYalanda olsa sevdiğini söyleÜzme, tutsağın olan kalbimi… Beni gör, beni anla, beni öldürNedenini sorma bu karamsarlığınBir tren olmuş alın yazımBeni sana ve yalnızlığa götürür… 14. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir