Aşiyan’da Tevfik Fikret Anısına Saygıyla…

Yazar: Semiha Baysal

N E H İ R D E N K Ü L T Ü R S A N A T V E E D E B İ Y A T B Ü L T E N İ D o s y a 1 . Ç a y y o l u E d e b i y a t G ü n l e r i

D o s y a 1 . Ç a y y o l u E d e b i y a t G ü n l e r i M a k a l e S e m i h a B a y s a l Kimilerinin çok sevdiği kimilerininse bir düşman gibi gördüğü şair Tevfik Fikret; Osmanlı’da ‘İstibdat’ denilen, sıkıyönetim olarak anılan bir dönemde yaşamıştır. Kaynaklarda İstibdat yönetiminin Tevfik Fikret’in babasını da sürgüne gönderdiğini okuyabiliyoruz. O dönemde aydınlar çareyi bu yönetimden kaçmakta bulmuşlardır. Şairimiz ve arkadaşları da Yeni Zelanda’ya kaçmayı planlamış ancak maddi engeller nedeniyle gidememişler. Hatta orada oturacakları evleri bile çizen Tevfik Fikret plan işlemeyince, Aşiyan’daki evi bu çizimlere göre yaptırmış.1945 yılından beri Hasan Ali Yücel’in girişimleriyle müze olarak hizmet veren evde, Tevfik Fikret ve ailesine ait eşya ile Tanzimat Edebiyatı ve özellikle Edebiyat-ı Cedide döneminin önemli sanatçılarının eşyası sergilenmektedir. Müzenin özelliklerinden önce Edebiyatımızda bir dönem yaşanan meşhur Akif- Fikret kavgasını anlatmak isterim. Tevfik Fikret, II. Abdülhamit saltanatının son yıllarında iki

S A Y I 1 0 – K A S I M 2 0 2 3 tane şiir yazar: Sis ve Tarih –i Kadim’dir bu eserler. 1905 yılında yazdığı Tarih-i Kadim yayımlanmaz ama 1912’ye kadar dost meclislerinde okunur. Şair, meşhur SİS adlı şiirinde 2. Abdülhamit’in sıkıyönetimine ve bu yönetime payitahtlık yapan İstanbul’a kin kusar. Bu şiirlerden sonra Akif, Fikret’i ‘zangoç’ ; Fikret de Akif’i ‘Molla Sırad’ olarak ifade eder. Mehmet Akif dini inançları sağlam, sanatını da inançlarının emrine vermiş bir şairdir. Şiirlerinde sadece Tevfik’e değil şairin etrafındaki genç edebiyatçılara da saldırır. Bu bir din çatışmasına dönmüştür artık. Tevfik Fikret barış ve adaletin olduğu bir dünyaya özlem duyduğunu belirtmiş ve özlem duyduğu dünyada kul ile Tanrı’yı birbirinden ayıran bir din istemediğini belirtmiştir. İki şair arasındaki bu tartışma Fikret’in ölümü üzerine Akif tarafından kapatılmıştır. Şimdi gelelim Aşiyan’daki eve. Müzenin bölümleri salon, Edebiyat-ı Cedide bölümü, Abdülhak Hamit Tarhan bölümü, çalışma odası, yatak odası, Şair Nigar bölümü, mutfak, çamaşırhane ve bahçe olarak sıralanabilir. Şairin mezarı da bahçede yer almaktadır. Müzede bütün bölümler dikkate şayan ama iki unsur var ki çok heyecan vericiydi. Biri daha eve girmeden dikkatimizi çeken ve evin ön yüzünde yer alan ‘’Sokrat’ın Penceresi’’ idi.Tevfik Fikret doğrularından vazgeçmektense ölümü yeğleyen Sokrates’ten çok etkilenmişti anlaşılan. İki bin yılını aşkın zamandan beri anlaşılmadığını düşündüğüm Sokrates’i, şairin bu pencereyle yaşatması benim açımdan en etkileyici tasarımdı. Müzenin bütün bölümlerinde yer alan ve şair tarafından yapılan birçok tablo Fikret’in iyi bir şair olmasının yanı sıra iyi bir ressam olduğunu da göstermekteydi. Kelimenin tam anlamıyla çok yönlü bir sanatçıydı. Şairdi, denemeciydi, ressamdı, eğitimciydi, editördü, kendi evinin tasarımını yapacak ve bu konuda özgün sonuçlara ulaşacak ölçüde mimardı. Salon bölümünde yer alan ve son halife Abdülmecid’in SİS şiirine ithafen yaptığı ve şaire hediye ettiği ‘’SİS TABLOSU’’nun da çok ilginç bir hikayesi var. Tablo baktığınız M a k a l e

N E H İ R D E N K Ü L T Ü R S A N A T V E E D E B İ Y A T B Ü L T E N İ uzaklığa veya bulunduğunuz konuma göre değişen simgelerden oluşuyor. Tabloya ilk bakıldığında, sisli bir hava ile sıradan bir sandaldan başka bir şey görülmüyor. Tablonun biraz gerisine gidildiğinde, Süleymaniye’nin kubbesi, minareleri, Galata Köprüsü fark ediliyor. Bu tablonun karşısında uzun süre kaldım. Öne, arkaya, sağa, sola ilerleyerek en sonunda bütün simgeleri görmeyi başarabildim. Şu var ki bu tabloyla o zamanlar ülkenin üstüne çöken sis anlatılıyor olabilir mi diye aklımdan geçirmedim de değil. Tevfik Fikret’in ölüm yıl dönümlerinde, evinde anılması geleneğini Rıza Tevfik başlatmıştır. 1918’de, Aşiyan’a gelen bir kalabalığın içinde Mustafa Kemal de vardır ve taziye defterine şunları yazmıştır: “Anma gününün kutsal ziyaretiyle bulunmakla övünen Fikret Dostları” “Vatanım bütün yeryüzü, milletim insanlıktır” diyerek ölümsüzleşen Tevfik Fikret, yüz sekiz yıldır “Sokrat’ın Penceresi”nden bakarak, Bebek’te bulunan Aşiyan Müzesi’nde ziyaretçilerini beklemektedir. Türkiye’de aydınlanma kavgasına güçlü şiiriyle katılan Tevfik Fikret’in güncelliği de, birikimlerinin yaşamda karşılık bulmasının bir başka kanıtıdır. Yazdıkları ve yaptıkları her yönüyle bugün de işlevsel bir sanatçıdır; ilkeli, savaşımcı bir aydındır.

D o s y a 1 . Ç a y y o l u E d e b i y a t G ü n l e r i D o s y a 1 . Ç a y y o l u E d e b i y a t G ü n l e r i M a k a l e S e m i h a B a y s a l

S A Y I 1 0 – K A S I M 2 0 2 3 Sis şiirinden birkaç dizeyle yazımı sonlandırıyorum. Dizeleri okuduktan sonra Tarih-i Kadim ve Sis şiirlerinin diğer satırlarını da merak etmenizi ve okumanızı umuyorum. Ey mahkemelerden durmaksızın sürülen hak Ey kuruntuların saldırısıyla duyguları bitkin Vicdanlara uzatılan gizli kulak; Ey dinlenme korkusuyla kilitlenmiş ağızlar. Ey ulusal çaba ki nefret edilmiş ve horlanmış Ey kılıç ve kalem,ey iki siyasi tutuklu Ey korkunun yüzüyle iki büklüm gezmeye alışmış Eşref ve adamları,koca bir ünlü kesim Ey kimsesiz başıboş çocuklar…Hele sizler hele sizler Örtün ve sonsuza dek uyu. Ey dünyanın koca kahpesi! M a k a l e S e m i h a B a y s a l

Bu yazı, Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni’nin 10. sayısında, Kasım 2023 tarihinde yayımlanmıştır.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir