kızarmış ekmek kokusu
Hafifçe uzaklaşan bir terlik sesi pıtır pıtır, sonrasında lavabodan gelen bir su sesi şıpır şıpır. Arkasından oturma odasındaki sobanın küllerinin temizlenmesi sırasında çıkardığı gırç gırç sesi, yumuşak yumuşak yere dökülen küller… Sonrasında sobaya dökülen kömürün takırtıları, bir poff ve birbirine karışmış odun kömür kokusu. Radyo düğmesinin açma sesi, gülünce gözlerinin içi gülüyor çalıyor.
Öksürerek genzini temizleyen bir erkek sesinin ayaklarını sürüyerek mutfaktaki tıkırtılara doğru uzaklaşması, mutfaktan gelen mırıldanmalar. Sobanın üstünde hafiften tıslayan bir çaydanlık. Coss diye taşan, demlenen çayın kokusu.
- Çayı demledim, tıraş için sıcak sudan alabilirsin.
Ayaklarını sürükleyen erkek; tıraş kabına sıcak sudan aldı, buz gibi akan çeşme suyu ile ılıştırdı. Tıraş fırçasını suya sokup sabunun üstünde dans ettirerek iyice köpürtüp sakallarına sürdü. Ortalığa miss gibi bir sabun kokusu yayıldı.
Pıtır pıtır yürüyen ses yavaşça yaklaştı, önce karşı yatakta ki Filiz’in saçlarını okşayıp anlına bir öpücük kondurdu sonrasında sıra nihayet Gül’e geldi. Gül’ ün saçlarında da o ipek gibi el dolaştı ve bir öpücükte onun alnına kondu. - Hadi okul saati, hızlıca önlüklerinizi giyip gelin, okul çantalarınız hazır değil mi?
Ablası ile ‘tuvalete önce kim girecek’ kavgasının kazananı bu sefer Gül. Siyah önlükler giyilir, kolalı beyaz yakalar takılır. En son defterler de çantaya konunca tamam.
Mis gibi kızarmış ekmek kokusu; istersen kahvaltıya gitme, bu koku insanı masaya koşturur.Babası büyük bir özenle kızarmış ekmeğe önce tereyağını sürer, sonra kızlara verir. Kızlarda büyük bir özenle toz şeker serperler ne tatlı olur. Of yemede yanında yat. Ama çok yememek lazım. Geçen gün annesi komşu Fatma teyze ile konuşuyordu.’ Tereyağın kilosu 30 lira olacakmış, yakında onu da alamayacağız herhalde.’
- Filiz, Gül hadi otobüsü kaçıracaksınız hızlıca ayakkabılarınızı giyin.
Babaları bisiklete binerek çalıştığı fabrikaya doğru yola çıkarken kızlarda otobüse doğru koşmaya başladılar. Bahçe de ki güllerin üstünde halen daha kırağı vardı, ama onlar hiç üşümüyorlardı.
Zamanla sobalar kovalı oldu,
Sonrasın da kaloriferler kömürlü oldu,
son aşamada doğalgazlı kaloriferler…
Uzun bir süreden sonra memleketlerinde yaşayan anne ile babaları Gül’e kalmaya geldiler. Çoluk çocuk Filizlere yılbaşı kutlamaya gittiler. Eski günler anıldı, mısırlar patlatıldı, tombala oynandı; birinci çinko, ikinci çinko, tombala. Bu oyun nasıl oynanır çocuklara anlatıldı ama, cep telefonlarıyla oyun oynayan; ‘renkli dünyalara’ ne kadar tat verdi şüpheli!
Yine de bir arada olmak, yeni yıla beraber girmek çok keyifliydi.
Yeni yıla güzel dileklerle girildi yavaş yavaş eve dönüldü.
Gülüşerek hep beraber eve girecekler ama ….
Dairelerinin kapısı açmak için anahtarı çevirdiler, kilit açıldı ama kapı açılmadı! Arkadan zinciri takılı. Allah Allah herkes dışarıdaydı ama kapı içten zincirli. Eşi Ömer hızlıca evin ön tarafına geçti, salon camı sonuna kadar açık! İnsan boyunun ulaşamayacağı yükseklikte ki cam açık!…
Anlaşıldı hırsızlık olayı. Polis geldi, merdivenle salon camından eve girdi; tabi ev alt üst. Hırsız mağdurları bilir, evde yere basılacak boş bir alan yok… Ne kadar çok ıvır zıvır varmış meğerse. Herkes eve dağıldı, neler eksik anlamaya çalışıldı.
Bu olayda; kızı en çok severek aldığı imitasyon takılarına, oğlu kumbarasına, Ömer programlarının olduğu laptopa, Gül ise parasal değerinden çok manevi değeri olan, ninesinden kalan incisinin çalındığına üzüldü.
Kalorifer yandığı halde evde bir soğukluk vardı.
Dağınık toplanınca herkes biraz sakinleşti ve yattı.
Hırsız sonuçta pahada ağır, yükte hafif bulduklarını almıştı. Yatacak yatakları, yemek pişirecek ocakları yerinde duruyordu, herkes sağ ve sağlıklıydı. Kısaca yaşamlarını değiştirecek hiçbir şey eksilmemişti. Gül bu düşüncelerle uyudu.
Ertesi sabah kalktı ketle ile çay demledi mis gibi, güzel bir yeni yıl kahvaltısı hazırladı, herkesi öpüp kokladı, kahvaltıya davet etti. Mis gibi kızarmış ekmek kokusu elektrikli ekmek kızartma makinesinden tüm odalara yayıldı. Televizyonda hafiften gelen bir müzik;
Hiç bi kere hayat bayram olmadı ya da
Her nefes alışımız bayramdı…
7. sayıdan