|

Çayyolu’nda Kitap Fuarı

Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni Çayyolu’nda bir kitap fuarının öncülerinden olduğu için çok mutlu şu günlerde.

Tıpkı kendisi gibi bu fuar da uzun yılların bir ürünü aslında, yuvarlanan iki kartopunun sürekli büyümesi gibi ikisi de beraber olgunlaştı ve bugünlere geldi…

Fuarı ilk olarak dillendirmeye başladığımızda birçok kişi bunun altından kalkılamayacak bir organizasyon olduğunu çeşitli biçimlerde dile getirmişti. Oysa bir kez yola çıkıldığı zaman işin zaten yarısı bitiyordu. Gerisi sadece emek isteyen bir süreçten ibaretti. Onu gözünde büyütenlerin ya da olanaksız görenlerin görmediği şey tıpkı o kartoplarının yuvarlanmasında olduğu gibi sürekli devinen bir birikimin artık Çayyolu’nda da açıkça görülmesiydi. Yoksa hiçbir şey üç günde, iki ayda, bir toplantıda olmadı, olamazdı da. Bu zaten doğaya aykırıydı. Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi ile başlayan ama yarım kalan, Cüneyne ile devam eden süreç Nehirden’le epeyce hız kazanmıştı. Bu hız fuarı örgütlemeyi elbette başarabilirdi.

Fuarın bir avantajı uzun zamandır fuar görmeyen Ankara için sunduğu yeni, emsalsiz ve sempatik görünen kurgusuydu. Çayyolu’nun kültüre, sanata, edebiyata gönül vermiş güzel insanları; Çayyolu’nda kültür, sanat ve edebiyat için bir şeyler yapmak isteyen insanların çabasına omuz vermiş ve tamamen amatör bir ruhla düzenlenen bu fuara sahip çıkmıştı.

Tam da burada fuarın hazırlanmasına eşsiz katkılar sunan birkaç ismi özellikle saymak istiyorum. Elbette bu fuarda başta Nehirden okur ve yazarları olmak üzere onlarca kişinin emeği var ama bize mekanı açan Mesa Plaza müdürü Cenk Ayman’a, Çayyolu Tema Vakfı Sorumlusu Aylin Tural’a, nicel ve nitel katılım konusunda büyük emek harcayan Mehmet Gürer’e ve Sevtap Kürkçüoğlu’na çok özel teşekkürler…

Fuarı ilk kez düzenliyoruz ve muhtemelen çok eksiğimiz hatta hatamız olacak. Şimdiden affola ama daha iyileri için bir tecrübe kazanacağımız da kesin ve sonrasında Çayyolu ve Ankara çok daha güzel fuarlara kavuşacak.

Saygılar, sevgiler, selamlar.

Kamil Akdoğan

5. sayıdan

Similar Posts

  • İmge ve Şiir Dili, Hatice Eğilmez Kaya

    Rutin her ne kadar evrenin ortak dili olsa da insan tekdüzelikten sıkılan bir varlık. Hele ki şairler; amansız bir tekrarın baskı ve sıkıntısından şiire sığınırlar, şiir yazarken kullandıkları dilin -ki bu genellikle anadilleridir- bütün olanaklarından yararlanmak isterler. Hatta o dilin içinde özel bir dil kurma arayışına girerler. Şiirde imge, şairin dile ve anlama yönelik bu…

  • Yalnızlık Bazen Yorar

    Benim hayallerimde vardın; önce kurdumyaşamak için; koşarken sen beni düşürdün. Elimden bile tutmadın; arkana bakmadın; sana seslendiğim her saniye beni duymadın. Ben gözlerine bakmaya korkuyor olmama rağmen sen duymadın; kendim tek başıma ayağa kalktım; her yıkılışımda olduğu gibi. Beni ben güçlü yapar, sen değil.

  • cennette esen rüzgarlar, Bahri Yıldızbaş

    İnsan diyorum, özellikle öğretmenler, öğretmenlerin sosyal olanları İLE çok sosyal ve hareketli olanları; binlerce insan tanırlar. Çevreleri, okul arkadaşları, öğrencileri, öğretmen arkadaşları, daireden arkadaşları, velileri, sosyal çevreleri, aileler, komşular, akrabalar, dostlar, dost olmayanlar ve niceleri. Çoğunu unuturlar ve bir daha hatırlamazlar.Yolda görseler bile, tanımadıkları olur.Çok azı, bazen akıllarından geçer.Bazılarını, arada bir hatırlarlar.Bazılarını, hep hatırlarlar.Bazılarını, görmek…

  • |

    Zaman Taşı, Rüzgar Çolak

    Rüzgâr, Uzay ve Tuğra gittikleri müzede; fanusun içindeki siyah göktaşını incelerken; hızla yanlarına gelen Kara Şimşek’in fanusa çarpmasıyla içindeki göktaşı dışarı fırladı.Kara Şimşek, göktaşını havada kapmasıyla birlikte hepsi bir anda zaman tünelinin içine girdiler.Zaman tüneli içinde sırasıyla; Dinozorlar Çağına, Mustafa Kemal’in başlattığı Kurtuluş Savaşına, Korsanlar Diyarına ve gelecek zamanda; 2045’te Bir Güne gittiler. Gittikleri yerlerde;…

  • HAYAT MERDİVENLERİNDE, Ahmet Yılmaz Tuncer

    Acı oyun olmuşKöşe kapmaca oynuyor içimdeŞiddetli bir rüzgârdı ilk estiğindeVe akan su gibiydi ömür diyeTutunmaya çabaladığım sonrasındaÇemberin içindeydi yineRüzgâr ama artık esmiyorduVe aynanın önündeBakınca ben diyeBana benzetilendenBilmem yineO sakakta mısın açıp pencereniBırakıyor musun saçlarını savursun diyeŞimdi ellerimdeKalan hayatım banaEski bir dost içindeKırgınlıklarını taşıyanSoramadım o zamanlar affet önceEllerimi ve ardından gözlerimiSuçlumuz hangimizdiKoşup dururkenHayat merdivenlerinde 39. sayıdan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir