İmge ve Şiir Dili, Hatice Eğilmez Kaya

Rutin her ne kadar evrenin ortak dili olsa da insan tekdüzelikten sıkılan bir varlık. Hele ki şairler; amansız bir tekrarın baskı ve sıkıntısından şiire sığınırlar, şiir yazarken kullandıkları dilin -ki bu genellikle anadilleridir- bütün olanaklarından yararlanmak isterler. Hatta o dilin içinde özel bir dil kurma arayışına girerler. Şiirde imge, şairin dile ve anlama yönelik bu arayışının bir ürünüdür. Kendisinden yenilikçi ve özgün olmasını beklediğimiz imge için; bir tasarımdır, sözcüklerle oluşturulan bir kurgudur, diyebiliriz.
İnsan hem varoluşsal olarak hem de tinsel yapısının sınırlarını belirleyen dili kullanımında sıradan olmaktan ürker. Tekdüzelik onun için sıkıntı vericidir; neredeyse her zaman yeniye ve farklıya eğilim gösterir. Özellikle şairler, tekrardan ibaret olan dış dünyaya bakıp şiiri kendilerine mekân edinirler. Kurdukları alt evrende anadillerinin olanaklarını zorlayıp konuşma dilinden de yazı dilinden de farklı bir dil üretirler. Şiir dili adı verilen bu dil ses ve öz bakımından özerkliğini elde etmekle yükümlüdür. Şiirde imge, işte bu kaçınılmaz olan yükümlülüğün bir ürünüdür. Kendisinden yenilikçi ve özgün olmasını beklediğimiz imge için; bir tasarımdır, sözcüklerle oluşturulan bir kurgudur, diyebiliriz.
Başlangıcı bilinmeyen zamanlardan beri konuşuyor, binlerce yıldır yazıyoruz. Konuşma ve yazı dili süreç içerisinde birbirinden ayrılmıştır. Şiir dili ise her ikisinden beslenir, bununla birlikte hiçbirine tam olarak uyum sağlamaz. Kendine özgü, sonsuz genişliğe sahip bir alanda varlığını sürdürür. Şair, sözü fazlalıklarından arındırmayı, aynı zamanda da yetkin kılmayı amaçlar. İmge bu hedef için son derece mahir bir yol göstericidir.
Düş kurma yetisiyle doğrudan doğruya bağlantılıdır imge. Algısal olan reel dünya ile şairin iç dünyaları arasındaki iletişimden kaynaklanır. İmgeyi sanatçının kişisel geçmişi, algı dünyası, duyarlılıkları, edindiği kültürel birikim, dünya üzerindeki siyasal ya da sosyal duruşu besler. Modern şiir biçem, dil ve içerik açısından imgeden önemli oranda yararlanır.
İmge şairin düşsel yetenekleri ile doğrudan doğruya bağlantılıdır. Gücünü algıya dayalı olan dış dünya ile şairin iç dünyaları arasındaki iletişimden alır. Bellek, yaşanmışlıklar, yaşanmışlıklardan ya da öğrenilmişliklerden damıtılan birikim, çağrışım yetisi, dile hâkimiyet, kişisel ve ortak bellek gibi birçok unsur yan yana gelerek şiirde imgelemi oluşturur.
Şairler kapalı ya da açık yazsınlar, hiç fark etmez; her biri okunmak ve anlaşılmak ister. Şiir dillerini kurarlarken -herkesin, her yerde, çoğu kez tek düze kullanmakta olduğu- anadillerinin sınırlarını zorlayıp insanlara, okumaya yahut işitmeye alışık olmadıkları neredeyse sınırsız olasılıklar sunarlar. İşte bu olasılıklar dil içinde dil, evren içinde evren kurar ve şairlerin dizelerini olanca cömertliği ile besler. İmgeler, söz ve anlam sanatları, simgesel anlatım, söylemeyip yalnızca işaret etmek, en açık olanda bile kapalı ve keşfedilmeyi bekleyen kuytuluklar oluşturmak şiir dilinin en sağlam vurucu güçleridir.

4. sayıdan

Similar Posts

  • Kahvendeki Köpük Olayım

    Sıcacık bir kahve olmalı senin fincanındaŞöyle bol köpüklüDoyumsuz lezzetteEllerinin arasında tutmalısın beniHissetmeliyim her bir hücreni, her bir zerremdeKeyif almalısın her yudumdaVe birbirinden farklı olmalı damağında bıraktığım tatİlk yudumundaki köpük kadar güzel olmalıyım her daim, kıvamındaDilinin üzerinde şöyle bir dolaştırıp duyumsamalısın enfes yanımıYorgunluğunu alıp dinginlik bahşetmeliyim sanaKeyif almalısın tadım damağına eriştiğindeKokum başını döndürmeli, tatlı bir sarhoşluk…

  • Yıldızım

    Serveti hayallerde bulan, Mahzun düşlerimde, Geceler boyu parlayan, Yıldızım, Kaydın gökten, Ansızın Gönül yaramın merhemi, Yaydın mutlu hislerimi, Sevdiysem seni, Gerisi teferruat, Cancağızım Deldin dağları, Aştın denizleri, Efkârlı yüreğini, Dikerek gökyüzüne, Haykırdın acını, Lakin Ağlamayacaksın, Bundan böyle, Huzurla dolacaksın

  • ANNEMİN ETEĞİ, Sevgi Erol Öçal

    Annemin çiçekli basmadan eteği benzerdi kırlaraYaşadıklarıysa eski mertek evin dumanı hesabı bacasız acıSinmişti tüm dumanı sanki bahtınaOysa annemin hayalleri hep kır çiçeği karlı dağ zirvesiArnavut kaldırımlı O yokuştan yürürdü annemKöşesinde taş duvarları olan yokuşuSabahın aydınlığı ağarırken annemi alırdı arnavut kaldırımlarıAlacakaranlık basmadan annem dönerdi keranları ahşap köhne evineDış duvarları badanasızÖn tarafı camsız ahşap kapısı korunaksızO evBenzerdi…

  • |

    İnsan Nereye Gider, Fazlı Humar

    öpmeden çiçeğini koklamadanbağrına basmadan henüziçin için tutuşup yanarakinsan nereye gidercanının yarısını bırakarak ölümün kutsal çağındakısalır ayaklarındönüp uzun uzun bakarsınbıraksalar darmadağın aşkınıyeniden yaratacaksıninsan nereye giderhasret kurşunu ile yaşayarak sarılmak istersin delicegüzeller güzeli zeytin ağacınakurban olursun havasına suyunayememiş içmemişsindir hanivar etmişsindir yokluktansonra yer yerinden oynarsökülürsün kökündeninsan nereye gideraziz toprağından koparak kıpır kıpırbir özgürlüğe uyanırsıngüller açmıştır yüzündegökyüzüher zamankinden…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir