2. Ayvalık Edebiyat Günleri, Canan Sanlı

Yaşamın Boşluğunu Edebiyatla Dolduran
Muhteşem Bir Şölen

    Ayvalık’ta, Mozaik Edebiyat Grubu’nun değerli şair ve yazar Mevlüt Asâr’ın başkanlığında düzenlediği 2. Ayvalık Edebiyat Günleri, edebiyata gönül veren ve yaşamın boşluğunu sanatla dolduran edebiyatseverlerin büyük coşkusuyla adeta bir kültür şölenine dönüştü.

    16-24 Mayıs 2026 tarihlerinde, Ayvalık Destek Tasarım Akademisi ve mekânın sahibi Ali Akdamar, edebiyat dünyasının kıymetli isimlerine kusursuz bir ev sahipliği yaptı. Program saatlerinin dışında, birbirini tanısın tanımasın tüm sanat dostlarının kurduğu samimi bağlar ve sıcak buluşmalar çok anlamlıydı.

    1. Edebiyat Günleri’nin zengin programı, Ayvalık’ın tarihi ve kültürel dokusunu edebiyatın gücüyle birleştirmeyi başardı. Sanatın, şiirin ve sözün buluşturduğu yazarların kitap tanıtımları, imza günleri, kültür içerikli paneller, yazarların liselerde öğrencilerle gerçekleştirdiği ilham dolu sohbetler, müzik ve şiir dinletileriyle zaman su gibi akıp nehirlere karıştı.

    Bu güzel sofrada ağırlanan, edebiyatın ve sanatın farklı disiplinlerinden gelen isimleri taçlandırmak gerekirse; Feyza Hepçilingirler, Bülent Güldal, Ahmet Günbaş, Tahir Şilkan, Murat Tuncel, Sevsen Aslantepe, Ayşe Dikici, Hülya Duman, Emine Türker Özgen, Aynullah Akça, Turgut Baygın, Şebnem Ayça, Dr. Halit Umar, Halit Ultav, Nolan Bahit, Necla Feroğlu, Ömer Solak, Halil Genç, Hatice Eğilmez Kaya, Kamil Akdoğan, Canan Sanlı, Cemal Akça, Durmuş Taşdemir, Kifayet Ceylan, Nilüfer Yıldırım, Christian Salazar, Sevil Arslan, Moein Mahboob, Gülnur Ünlütürk, Dilek Sever, Zeynep Özatalay, Murat Başol, Neyran Günüçer, Ali Akdamar, Afşin Kum, Özgür Mumcu, Nevzat Çelik ve Uğur Karataş bizlerleydi. Tüm dostlarımızın özgün yapıtları ve sunumlarıyla sundukları katkılar, bu verimli zaman dilimine atılmış unutulmaz birer imza niteliğindeydi.

    Bu süreçte gurur verici, edebiyat dolu özel oturumlara da imza attık.

    18 Mayıs 2026 Pazartesi: Ayvalık’ın yetiştirdiği kalemler olarak edebiyatseverlerle kalpten kalbe uzanan köprüler kurduğumuz çok özel bir buluşmada bir araya geldik. Yönlendiriciliğini üstlendiğim bu panelde; kıymetli yazarlarımız Feyza Hepçilingirler, Sevsen Aslantepe ve ben, edebiyatın derin sularına daldık, satır aralarındaki dünyaları paylaştık. Kitap tanıtımları ve imza etkinliğimizle devam eden bu unutulmaz gün, okurlarımızın yoğun ilgisi, içten sevgisi ve ilham veren enerjisiyle tam anlamıyla bir şölene dönüştü.

    KALPTEN KALBE UZANAN KÖPRÜLER VE DERGİLERLE EDEBİYATIN MUTFAĞI

    19 Mayıs 2026 Salı: 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı gibi çok anlamlı bir günde; Akdoğan Yayınevi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Kamil Akdoğan, Akdoğan Yayınevi Editörü şair-yazar Hatice Eğilmez Kaya ve ben, edebiyatın en verimli bahçeleri olan dergileri masaya yatırdık. Yine yönlendiriciliğini üstlendiğim bu oturumda; yerelden evrensele uzanan dergicilik anlayışını, Antakya, Cüneyne, Nehirden dergilerini, edebiyatın mutfağını ve geleceğini derinlemesine gözden geçirdik.

    Panel bitiminde, sevgili Mevlüt Asâr Hocamız bizlere çok anlamlı bir sürpriz yaptı. Mozaik Edebiyat Grubu’nun ortak bir emekle hazırladığı; öykülerin, denemelerin ve fotoğrafların mozaik taşları gibi birbirini tamamlayarak yaşamla buluştuğu “Donmuş Zaman İzleri” kitabını armağan etti.

    Satırlarında ve karelerinde yaşamın izlerini taşıyan bu çok değerli armağan için başta Mevlüt Asâr Hocamıza ve Mozaik Edebiyat Grubu’nun tüm kıymetli dostlarına yürekten teşekkür ederiz. Emeklerine, kalemlerine sağlık.

    Hemen akabinde Hatice Eğilmez Kaya, Emine Türker Özgen ve benim katıldığım kitap tanıtım, imza etkinliğinde okurlarımızla yeniden kucaklaştık; şiirlerimizle yaşama ses olduk.

    Ayvalık Mozaik Edebiyat Grubu’nun düzenlediği bu muazzam programların hazırlanmasında emeğini esirgemeyen, edebiyata sunduğu katkılarla yolumuzu aydınlatan değerli şair ve yazar Mevlüt Âsar Hoca’mıza sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz.
    Bizleri yalnız bırakmayan, edebiyata, sanata, sese ve söze değer veren tüm okurlarımıza yürekten teşekkür ederiz. Paylaştıkça çoğalan nice edebiyat günlerine…
    Ayvalık, 21.05.2026

    39. sayıdan

    Similar Posts

    • cennette esen rüzgarlar, Bahri Yıldızbaş

      İnsan diyorum, özellikle öğretmenler, öğretmenlerin sosyal olanları İLE çok sosyal ve hareketli olanları; binlerce insan tanırlar. Çevreleri, okul arkadaşları, öğrencileri, öğretmen arkadaşları, daireden arkadaşları, velileri, sosyal çevreleri, aileler, komşular, akrabalar, dostlar, dost olmayanlar ve niceleri. Çoğunu unuturlar ve bir daha hatırlamazlar.Yolda görseler bile, tanımadıkları olur.Çok azı, bazen akıllarından geçer.Bazılarını, arada bir hatırlarlar.Bazılarını, hep hatırlarlar.Bazılarını, görmek…

    • “s excuse”

      Ailece yemekleri çok lezzetli self servis olan mekanda menülerimizi aldıktan sonra yerimize geçtik. O zaman 6 yaşında olan oğlumuz çatalını yere düşürdü. Yenisini almaya kasaya doğru yöneldiğimde bir kadının garsonun karşısına geçip sinirli bir şekilde bir şeyler söylediğini gördüm. Yaklaştığımda kendimi Türkiye değil de Florida’da bir restoranda hissettirdi kadının sözleri. O an sanki 1,52’ lik…

    • |

      ÜÇ KÜÇÜREK ÖYKÜ

      Tahtadan Kukla Tam günün ortası. Dışarıda yaprak kımıldamıyor. Yabancı arabaların korna sesleri… Hayat durmaksızın uğuldayan ırmak. Gözlerimi kapatıyorum. Belki bir dakika bile değil. Tahtadan yapılmış bir kukla bu. Adam. Sakin ve ağırbaşlı. Koltukta oturuyordu belki de uzanmıştı. Ansızın ayağa kalktı. Kendi kararıyla, istemli. Oyuncak sepetine girdi, kapağı kapattı. Bana doğru bakmıyor bile. Fakat beni gördüğünden…

    • ÖLÜLERİN VE YAŞAYANLARIN YÜKLERİ

      Arkadaşlarımla o gece uzanmış Ay’ı izliyoruz. Kımıldamadan, sessizce, üstümüzdeki yüklerle… Soğuk yeller ve dalgalar bizi unutup ve hatta bilerek unutup gidiyor. Sanki orada kalmamızı istermiş gibi. Mezarlıkta sıradan bir gece miydi? Yoksa suçlarımız mı fazla gelmişti? VARIŞ Kaplumbağa ormanda yürüyordu. Tavşan ise zıplıyordu. Zifiride ölüm ikisini de alıp götürüyor. Sorarsanız ikisi de ilerledi. Biri yavaş…

    • | |

      Bağımsızlığımız, Arya Özberk

      Biz bağımsız bir ülkeyiz.Biz bağımsızlığımızı savaşarak kazandık,Dört yıl sürdü kazanmamız,Verdiğimiz mücadelenin sonunda bağımsızlığa kavuştuk. 1919 yılında başladı Kurtuluş Savaşı.Atatürk anladı, ülkemizin işgal edildiğini,Hemen işe koyuldu, ülkemizin bağımsızlığı için.1923 yılında kazandık bağımsızlığımızı. (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

    • |

      şen olasın ülkem, dumanın tütmez

      Bu bahar memleketimden insan manzaraları”Son birkaç gündür halka hakarete başlayanlara “kaçış rampası” uyarım: Bizim gibi her anlamda sömürülen ülkelerde siyaset belalı, kirli iş. Hatta bataklık. Tek kurtuluş tam ve doğru demokrasi. Kendine demokrat olmak değil. Türkiye’de herkes fakat herkes yalnızca kendini, bir de kendine benzeyeni beğeniyor ve seviyor. Ötekilerimiz, insan sayımız kadar çok. Oysa olanca…

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir