Saçlar ve Değişen Renkler

O, yeni bir şehre tekrar tekrar taşınmaya mecburen alışsa da taşınma korkusuna bir türlü alışamamıştı. Acaba gideceği yeni okul, yeni arkadaşları nasıl olacaktı? Ona eski yaşantısını aratacaklar mıydı? Bu düşüncelerle yeni okuluna doğru yürüyordu. Bu okul küçücüktü. Birinci sınıfa başlayan öğrencilerin heyecanı, sekizinci sınıfa geçen öğrencilerin sınav telaşı… Her türlü duygu vardı o küçük okulda. O ise hemen arkadaş edinmek istiyordu. Derken bir kız gördü. Siyah saçlarının uçlarındaki kızıl, güzel yüzüne çok yakışmış, alnına dökülen kakülü ise ona ayrı bir hava katmıştı. Hemen onunla konuşmalıydı:

-Merhaba, 8/A’nın sırasını biliyor musun? 

-Şurası. Ben de 8/A’dayım.
…
Böylece ilk kez konuştular. Sanırım yeni şehri ona güzel arkadaşlar verecekti.
Aradan aylar geçti. Kızın saçlarındaki kızıl önce mor oldu sonra yeşil… Arkadaşında değişen tek şeyin saçları olmasını isterdi. Sonuçta o aynıydı kız da 

değişmemeliydi. Ama her şey peri masalı gibi olmadı. Yaşanan yanlış anlaşılmalar arayı açtı. Sonunda özür dileyen o oldu, konu kapandı ve aynı kızıl saçlı kız hala arkadaşıydı.

Aylar yılları kovaladı. Arkadaşlıkları iki buçuk yılı doldurmuştu. Bir sürü anıları birikmişti. Birlikte festivallere katılmış, otobüsü kaçırmış ve ilk aşklarını birbirlerine anlatmışlardı. Anımsadıkça hala gülümser o günlere. 

Bu iki buçuk yıl boyunca Irmak’ın saçları yine farklı farklı renklere büründü. O, bu değişiklikleri artık kanıksamıştı. Bir gün Irmak, saçını daha koyu bir renge boyattı. Koyu renkler ne Irmak için iyiydi ne de onun için… Çünkü o, Irmak da değişir mi arkadaşlıkları bozulur mu diye bir korku yaşıyordu. Yine de güvendi aralarındaki bağa. Sonuçta hatalar yapılsa bile o özür dilerdi ve konu kapanırdı.

Bir gün çok mutsuz olduğunu fark etti. Oysaki tüm dostluk ilişkileri iyi gelmeliydi insana. Irmak ile konuştuğu zaman mutlu olsa da eve geldiğinde mutsuzdu. Acaba yanlış bir şey mi yapmıştı, doğruları söylemesi bir hata mıydı, yapılan şakaların incitici olduğunu söylemek yani gerçekleri ifade etmek bir suç muydu? Bu düşüncelerini Irmak’a açmalıydı. Yakın arkadaş değiller miydi? Irmak onu anlayacaktı ve eskisi gibi olacaklardı. Yine aynı şakalara gülüp aynı konularda üzüleceklerdi.

Konuştu. Uzun uzun konuştu. Irmak onu dinlemedi. Dinlenmeyince ona anlatabilmek, kendini ifade edebilmek için çok çaba harcadı. Sonra her şey daha da kötüye gitti. Konuşmalar büyük kavgalara dönüştü. Çok kalp kırıcı kavgalara… Irmak özür bekledi. O ise bu sefer özür dilemek istemedi. Duygularını söylediği için suçlu olamazdı. Bunun için üzgün ve suçlu hissetmemeliydi. Uzun bir süre neyi yanlış yaptığını düşündü. Bulamadı. Bu sefer özür dilemeyecekti çünkü yanlış bir şey yapmamıştı.

Aradan bir süre geçti. Irmak’ın adım atmasını bekledi fakat o adım asla gelmedi. Barışmalarına bir ihtimal dahi yoktu. O hala barışmak için beklese de Irmak yeni arkadaşlar bulmuş ve onu çoktan unutmuştu. O da onu unutmak için çabalamaya başladı. İlk işi sosyal medyada takipten çıkmak oldu. Umarım bütün bu olanları aklından da en kısa sürede çıkarabilirdi. Acı bir tecrübeyle anladı ki sorun renkli saçlar değildi. 

(*) Ümitköy Anadolu Lisesi öğrencisi

14. sayıdan

Similar Posts

  • Kalkın Ayağa

    Yıl 24 Ocak 1972Kalem kırıldı. Ey siz insanlar, ey siz hayvanlar,Onların doğduğu ve onların öldüğü yerler ağlıyor şimdi,Kalkın ayağa. Zalim bir mahkeme, zalim bir karar,Yok oluyor gencecik fidanlar,Onlar ki, daha çocuktular,Onlar ki, daha gençtiler, Ey siz insanlar, ey siz hayvanlar,Kalkın ayağa.İtiraz edin, haykırın,Deniz, Hüseyin ve Yusuf gidiyorlar dar ağacına… “İdamlar Yürüklükte”, “İdamlar Onaylandı” dedi gazeteler,Sen…

  • Denge

    Sevgide denge gerekir. Aşırıya kaçtığın anda bir bakarsın uçup gider parmaklarının arasından en vazgeçemediklerin. Titredikçe üstlerine, atmak isterler kendilerini senin ufuk çizginden uzağa. Öfkede denge gerekir. Gemileri hatta limanları yakarsan, arkanda bıraktığın enkaz en çok senin ruhunu sızlatır. “Keşke”ler pelesenk olur diline. Fedakarlıkta denge gerekir. Dengeyi kuramadan feda ettikçe kendinden, kaybettiklerinin yerinde kocaman boşluklar oluştuğunu…

  • Kayıp Şiir Kişisi

    Hayat kötü sahibi bedenimin beni her gün başka işlere koşuyor Gül ekimi yapıyorum künklerin dokusuna Bir taraçayı civciv rengi boyuyorum Dizeler kızartıyorum göl manzarasında Ki, ne az pişecek ne kapkara kesilecek yüzü Sövgü geçmeyecek içinde beni kırbaçlayan beye O benim her gece sardığım otumdur Uzanıp bir bulutun üzerine köyüme gidiyorum Görüyorum tavus kuşu bir nagant…

  • dilimde kimsesiz küfür, Leyla Karataş

    Kendime saklandımGiz içimizdeymişHurafe dükkânları açıkÇamur, çıplak yüreğim…Deli olmasam nasıl dayanırım zalimeKuru bir yaprak misali sevgilerDarağacına çıksam ne çareBen de kuruyum… Varsın öfkeli desinler banaDilimin kemiği susarOdalarda sessiz türkülerİnci taneleri dökülür toprağaİzbe sokaklarda ulu orta pislikBu ben miyim, sen misin…. Saklandım kendimeGözümüzde mavi ateşDilimizde kimsesiz küfürKorkuyorlar cesaretimizdenBir yanımız göçükSağımızda çukurSolumuza yüklenen ağır emHangi yaramı sarsanız bilmemKimim…

  • 2. Ayvalık Edebiyat Günleri, Canan Sanlı

    Yaşamın Boşluğunu Edebiyatla DolduranMuhteşem Bir Şölen Ayvalık’ta, Mozaik Edebiyat Grubu’nun değerli şair ve yazar Mevlüt Asâr’ın başkanlığında düzenlediği 2. Ayvalık Edebiyat Günleri, edebiyata gönül veren ve yaşamın boşluğunu sanatla dolduran edebiyatseverlerin büyük coşkusuyla adeta bir kültür şölenine dönüştü. 16-24 Mayıs 2026 tarihlerinde, Ayvalık Destek Tasarım Akademisi ve mekânın sahibi Ali Akdamar, edebiyat dünyasının kıymetli isimlerine…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir