Adımızla Yaşarız

Geleneklerimizde, yeni doğan bebekler için “Adıyla yaşasın” denilen güzel bir “temenni” dileği vardır
.
Bu dileğin anlamı da; adı gibi bir insan olsun, adının anlamını yaşatan bir kişi olsun, demektir.

Konuya yaradılış temeline inerek baktığımızda da; Hz. Âdem, Hz. Havva, Hz. İsa ve Hz. Yahya gibi isimlerin ortak özelliğinin, isimlerinin Yaradan/ Allah tarafından verilmiş olduğunu görürüz.

Buradan da anlaşılıyor ki isim/ad koymak, insana Yaradan tarafından tevcih edilen bir fiildir. Dolayısıyla dünyaya gözlerini açan bir bebeğe isim koymak, sıradan bir iş de değildir. Buradan hareketle dini bir konuya da değinmişken, İslam Dininde de çocuğa isim koymak, anne-babanın evladı için en önemli görevleri arasında yer almaktadır.

“Sizler kıyamet günü isimlerinizle ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız. Öyleyse isimlerinizi güzel yapın” hadisinde de çocuklara güzel isim koymanın ne kadar önemli olduğunun ifade edilmesi açısından dikkat çekicidir.

İsim koymanın dini önemini de vurguladıktan sonra, dini ya da ruhani inanışların yanı sıra dönemsel etkilerin de kullanılan isimlere etkisinin tarih boyunca hep olduğu gerçeğini de göz ardı etmeden, verilen isimlerin geçmişten günümüze çocuğun Psikolojisini etkilediği hususuna da değinmek gerekmektedir.

Ad/ İsim, kişide aidiyet bağı oluşturmakta ve çocuğun ömür boyu taşıyacağı bir markası niteliğindedir. İsim, aynı zamanda toplumsal aidiyet bağı da oluşturmaktadır. Çocuğun kendi ismine ve içinde yaşadığı topluma duyduğu aidiyet duygusunu kaybettirmemek de gerekmektedir. İsim verirken aidiyet duygusunu göz önüne almak çocuğun toplumsal uyumunu da kolaylaştırmaktadır.

Zira isminin anlamını benimsemeyen çocuklarda, zihinsel ve psikolojik olumsuz etkilere rastlanmaktadır. Benimsenemeyen, aidiyet bağı oluşturamayan türdeki isimlerin, çocukta “düşük benlik” algısına yol açabildiği gibi yeterince başarılı olamamasında da rol oynadığı, psikologlar tarafından dile getirilmektedir. Dolayısıyla çocuklarına anlamsız isimler veren aileler, onları farkında olmadan duygusal çatışma ve problemlere sevk ettiğini de göz önünde bulundurmalıdırlar.

Bazı isimler, çocuğa ağır gelebilmektedir. Kelimelerin titreşimleri bile bir madde üzerinde tesir ediyorsa, insan üzerinde de etkili olması muhakkaktır. Dolayısıyla çocuğa verilen bir ismin verdiği titreşimler, çocuğun ruh dünyasına da ağır gelebilir ve çocuk bu ağırlığı taşıyamayarak, ruhsal bir bozukluk dahi yaşayabilmektedir.

Yani “Savaş” ismi çocukta saldırganlık ve agresifliği çağrıştırırken, “Kader” ismi de tembelliğe sürükleyebilmekte, “Yeter” ismi ise çocukta motivasyon eksikliğine neden olabilmektedir. Ayrıca hem kız hem de erkek çocuklara konulabilecek olan isimler de çocukların cinsel kimlik gelişimlerini, olumsuz etkileyebilmektedir.
Bir de “yüklü” isimler vardır ki; çocuklar, ismini taşıdığı büyüğün, kahramanın onların üzerine yüklediği yükünü de taşırlar. Onlardan “büyük adam” olmaları beklenir. Aile büyüğünün adını yaşatmaya çalışmak ise bir başka yük olabilmektedir. Adları aynı olsa da, kimsenin kimseyi idame ettirmesi beklenmemelidir. Çünkü bu durum, yorucu bir süreci de beraberinde getirir. Böyle bir yükü taşımak da zordur. Tıpkı eğer adınız güç simgesi ise güçsüzlüğünüz, adınız kahramanlığı anlatıyorsa korkmanız, adınız güzelliği tanımlıyorsa yetersizliğiniz, çocukluğunuz boyunca hep yüzünüze vurulur. Gençliği, diriliği anlatan isminizin anlamı ise yaşlılığınızda hüzün olarak karşınıza çıkar.

Tabiİ ki herkes için kendi çocuğu özeldir. Çocuğumuza en güzel ismi verme çabamızın toplumsal bellekte bulduğu yerin karşılığı da temenniler olmaktadır. Gelin görün ki, bir de moda isim takıntıları vardır maalesef. Dile güzel gelen, ahengi olan, sözde havası bulunan, dizilerden, filmlerden, sanatçılardan aldığı referansla toplumda popüler olan isimlerdir bunlar. Fakat kaş yapayım derken, göz çıkardığımızın farkına bile varamayız çoğu zaman. Bu bağlamda, bazı popüler ve diğer isimlerle ilgili de anlamlarını içeren örneklemeler vermek gerekirse;

Lara: Bu isim Latin mitolojisinde sır tutamadığı için dili kesilen “ölüm perisi” anlamına gelmektedir.

Sanem/ Senem: Bu isim de “put” anlamına gelmektedir.

Jülide: Farsçadan dilimize geçen bu isim “dağınık, perişan” anlamına gelmektedir.

Melisa: Rumcadan dilimize geçen bu isim “oğul otu” anlamındadır. Ayrıca Yunan Mitolojisindeki “tanrıçalardan” biridir.

Nilda: İspanyolca’da “kadın asker” demektir.

Rana: Arapça’da er’an kökünden gelip “ahmak, sünepe kadın” anlamını taşımaktadır.

Ecrin: Kelime olarak “ücret” anlamı taşımaktadır.

Aleyna: Sıkça duyduğumuz bir isimdir ama anlamı “üstümüze bela, sıkıntı aksın” demektir.

Kezban: “Yalancı” demektir.

İrem: Allah’ın gazabına uğrayan “sahte cennetin” adıdır.
Bade: “İçki” demektir.

Lerzan: “Titrek, titreyen kişi” demektir.

Sude: “Sürülmüş, ezilmiş” anlamlarını taşır.

Hatice: “Pramatüre/ Erken doğmuş kız çocuğu” demektir.

Bekir: “Deve yavrusu” demektir.

Turgut: “Konut, mesken, oturulacak yer” anlamlarını taşır.

Buğra: “Erkek deve” demektir.

Osman: “Yılan yavrusu ve Toy kuşu yavrusu” anlamındadır.

Sergen: “Raf, dolap, vitrin” demektir.

Bu isimlere daha birçok örneklemeler vermek mümkündür. Bu çerçevede çocuklarımıza isim koyarken daha dikkatli ve özenli olunmalıdır. Popüler diye, ahenkli bir telaffuzu var diye, Kur’an’da geçiyor diye, anlamını bilmeden ad/isim verilmemelidir.

Unutulmamalıdır ki insanlar adlarıyla/ isimleriyle yaşarlar ve anılırlar.

14. sayıdan

Similar Posts

  • Beni Bir Şiire Gömün

    06 Mayıs 2023, Cumartesi, saat 04.55 Beni bir şiire gömün. Ölümsüz sözcüklerle yazılmış olsun o şiir. Harfleri çocuklardan olsun. Gülen sözcüklerden, çınar ağaçlarından gelen rüzgârı da olsun o şiirin. Kol kola girmiş devrimciler gibi olsun dizeleri. Her imgesinde yürek olsun, özgürlük için deliren bir yürek. İşçilere uğrasın her sabah; onlara yaz ortasında bir dağ serinliği…

  • Düşüncelerim

    Düşünceler denizinde kaybolan ben,Hiç beklemediğim kadar bekliyorum.Denizimin kalbindeki gizemi çözmeyi,Hiç istemediğim kadar çok istiyorum. Sorgularken evrenin derinliklerini,Sonsuzluğun gizemini çözmek için çabalıyorum.Gözümdeki perdeyi indirmeyi,Hiç istemediğim kadar çok istiyorum. Yaşamın anlamını sorgular dururum,Yaratılışımın güzelliklerine bakıyorum.Bir anlam arayışıyla başlayan yolculuğumu bitirmeyi,Hiç istemediğim kadar çok istiyorum. Gerçeğe yakın olan düşüncelerimi,Çok ama çok seviyorum.Bu yolculuğumda,Hiç istemediğim kadar düşüncelerimle birlikte olmak…

  • HASAN BUYRUK İLE SÖYLEŞİ – 1, Nurdan Öztürk

    Prof. Dr. Hasan BUYRUK Ordu Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü’nde öğretim Üyesi olarak görev yapmaktayım. 1966 yılında Iğdır’ın Tuzluca ilçesi Kamışlı köyünde doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimini Iğdır’da tamamlayıp, 1985 yılında Erzurum Atatürk Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi’nde başladığım Sanat Tarihi eğitimini 1989 yılında tamamladım. Iğdır Lisesi’nde Sanat Tarihi öğretmenliği yanında, çeşitli devlet kuruluşlarında…

  • Yaşasın Kahkaham, Fazlı Humar

    yıkılıyor fildişi kulelerinizkorkudan sarsılıyor saltanatınızbaktıkça gülen umutlu yüzümeyaşanacak hürriyet kadar eminimellerimi bir yumruk gibisıkışımdan biliyorumher gülüşümdedüşüyor çehreniztitriyor ellerinizkabus oluyorum her birinizeeydüzenin kemirgenleri sizine kadar öfkelisinizsevdamın gülen aydınlık yüzüne kara bir perdesinizçekin sırıtkan suratınızı geleceğimdenbüyüsün çocuklarsevinçle yeşersin aşklaracılar ve yokluklar içindeneşeyle doğurdu anam beniinatla çağlayacak hayatımsusturamazsınızeysahne simsarları sizibir deniz gibi kabaran neşemegem vuramazsınız aşktadırdireniştedirpatlamaya hazırbir silah…

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

    “Ertesi gün kimse ölmedi”Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne değin yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez.“Ertesi gün hiç kimse ölmedi” diye başlar kitap. Bu olay, yaşamın temel kurallarına aykırıdır.Ölüm ortadan kalkınca sevinilir elbette. Ölümsüz olmayı kim istemez ki!Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok…

  • |

    TÜRK MİTOLOJİSİNDE AK İYELER – 1, Fevziye Şimdi

    Türk Mitolojisinde Ak Sembolizmi Ak Ana, Ak Ata ve Göksel İyilik Varlıkları Türk, Altay, Tatar, Yakut, Çuvaş ve Moğol mitolojik geleneklerinde su, ışık, beyazlık, doğurganlık, bereket ve yaratılış fikri etrafında şekillenen kutsal varlıklar. Ak Ana Yaratılışın başlangıcında sonsuz sulardan çıkan, Ülgen’e yaratma ilhamını veren deniz tanrıçası. Ak Ata Suların ezeli başlangıcını ve yaratıcı gücünü temsil…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir