Tren Yolculuğu

Trenden dışarıyı izlerken aklında tek bir şey vardı: Onunla geçirdiği zaman. Çok güzel anlar geçirmişlerdi birlikte. Saatlerce önemsiz konular hakkında konuşmak, en olmadık şakalara bile gülmek, birlikte farklı deneyimler edinmek… Bu günlerin bitmesini istemiyordu fakat her güzel şeyin bir sonu vardı. Tekrar karşılaşmayı umarak binmişti trene. Fakat ummak yetmiyordu. Biraz daha kalmak için her şeyi denemişti. Şimdi ise umuttan başka bir şeyi yoktu.

Tren yolculuğu onun için çok uzun geçmişti. Evine gelince hissettiği pişmanlık ve yalnızlık duygusuna şaşırmıştı. Özenle seçtiği mobilyalar içini karartıyor, evinin duvarları üstüne geliyordu. İtiraf etmek istemese de arkasında bıraktığı kişiyi düşünmek üzüyordu onu. Yıllar geçiyordu. Önceleri sık sık onu hatırlarken zaman acımasız unutkanlığını kullanıyor onu daha az hatırlıyordu.

Tam da unuttuğunu sandığı bir anda yıllar sonra yürürken bir ses onu olduğu yere mıhladı. Biri ona seslenmişti. Arkasına baktı ve onu gördü. Bunca zaman sonra tekrar karşılaşmışlardı. Bir anlığına geçmişi düşündü. Tekrar karşılaşmayı ne kadar çok istemişti. Şimdi karşılaşmışlardı işte. Mutluluktan havalara uçacağını zannetmişti

Köşedeki kafeye geçip laflamaya başladılar. Geçen yıllar ikisini yaşlandırmıştı. Yaşlanmak dışında her şey aynıydı. Duygular; özlemler, hüzünler, pişmanlıklar… Halı altına süpürülen şeyler çıkarılınca onu ne kadar özlediğini anladı. Uzun uzun konuştular, komik olmayan şakalara güldüler. Nihayet ayrılma vakti gelince geçmişte yaşadığı pişmanlık duygusu aklına geldi. Bu sefer de pişman olmak istemiyordu. Bu yüzden sonraki buluşma için sözler verildi ve öyle ayrıldılar. Artık sadece ummaktan başka bir seçeneği daha vardı: Sonraki buluşmayı kaçırmamak.

(*) Ümitköy Anadolu Lisesi öğrencisi

Similar Posts

  • Gözlerin

    Bir eski şarkıyla gelir uzaktanŞöyle bir maziye dalar gözlerinÖnce ümitlenir bir heves ileSonra hüzünlenir dolar gözlerin Yeğinleşir derdim gelir velhasılSilahsız pusatsız öldürur asılBiraz kahve rengi birazcık yeşilBazende maviye çalar gözlerin Bir mum ışığinda gelir de sızıZamanin içinde titrerken maziDiyardan diyara gönderir bazıBir ordan oraya salar gözlerin Ömrü törpüleyen zaman çarkı mıŞiir mi şarkı mı yoksa…

  • Kastamonu Telgrafhanesi

    ‘Seni Sevda çiçeğim, Tac’ı ser’im.’ Leyla Saz Hanım gülümsedi bulduğu ışığa. Gözleri parladı. İncecik elleri notalarda gezindi. Kelimeleri okşadı. ’Seni sevda çiçeğim, Tac’ı ser’im’ dedi. Yüreği koptu. İnce dudakları kıvrıldı. Kısacık saçları rüzgârı taşıdı, yakasındaki broş her zamankinden parlaktı. Şiirlerine korkmadan imzasını atan ilk kadındı. Bir anneydi. Vedat Tek’in annesiydi. Taşa ses veren bir adamın,…

  • |

    Güneşin Sesi

    Güneşin bir adı vardıGözlerine dokununca anladım.Yaşamın ,sevdasına yakalandim ellerindeŞiir misali oldum sesinde Yakın bir andı izlarini yaşadımHuzurun rüzgarıni yaşadımSesini duyuncaİlk ve tek ses de titreyen sesim oldu Bakıp geçmeden gökyüzüneUğrayıp sesine varıpArşın sevdasına ulaşan bir yürek oldum.

  • Otuz Sekiz Yaşın

    Nerede kaldı sekiz yaşın?Hani o çok sevdiğin kırmızı pabuçların?Ya bayramda alınan güllü, yeşil renkli elbisen?Annen hatırlasın seni diye, sekiz yaşında mı sakladın?Sığdıramazken yüreğini koca dünyaya bir karanlık odada mı saklandın?Nerede kaldı 38 yaşın?Kendini mi tamamladın?Yoksa sekiz yaşını on sekiz yaşındaki kalbine mi bağışladın?Nerede kaldı geçmiş yılların?Hangi seneyi, nerelerde, hangi seneyle suçladın?Hangi seneyi, nerelere, hangi seneye…

  • Bir Anın Aynası

    Veysel Çolak’tan iki şiirli anı Şiir Kâğıt Tütün Cemal Süreya “Beni Öp Sonra Doğur Beni” (1973) adlı kitabını yayımladığında on dokuz yaşındaydım. Şiirlerim Memet Fuat’ın çıkardığı Yeni Dergi’de yayımlanıyordu. O günlerin birinde Arif Damar’ın Suadiye’deki Yeryüzü Kitabevi’ne uğradım. Erken saatlerde gitmiştim. Bütün günümü kitabevinde geçirdim. Akşamına da Cemal Süreya ile buluştuk. Böyle tanışmıştım onunla. Bana…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir