|

HİÇLİĞİN UMUDUNA BİR POETİK MONOLOG, Bedriye Korkankorkmaz

uğultulu bir boşlukta sallanıyor dünya.
bir yünün karanlığında üşüyorum; sanki anlamsızlığın iplikleriyle örülmüş bir battaniyenin altındayım.
kulağıma antik çağlardan kalma bir ses fısıldıyor:
“adaletin terazisi hâlâ dengede mi?”
sonsuz olasılıkların içinde kayboldum.
kafa yormaktan yoruldum ve hiçliğin umuduna sığındım.
her umudun, her neşenin üzerine bir karanlık çöküyor
sanki sevinç, doğası gereği kısa ömürlü.
çocukluk, aşk, gençlik…
yaşamı güzel kılan her şeyin yolu neden ölümden geçiyor?
acı dediğimiz duygu, neden bu kadar kalıcı?
sanki dünya, acının kalıcılığıyla anlam buluyor.
evren bir hava boşluğu gibi.
geceye kanıp uyuyoruz, gündüze kanıp uyanıyoruz.
her kılığa giren duygular, maskelenmiş sözler,
hakikati kardeşliğin kapısından dışarı itiyor.i
insan suretlerini yan yana dizsek,
tek bir yüzde gerçek mutluluğu bulabilir miyiz?
yazgımıza güvenmek yetiyor mu gerçekten,
yoksa kendimizi korumayı unuttukça mı kayboluyoruz?
belki de evrenin sırrı, hiçbir cevapta değil.
belki de soruların kendisi
insanın kendine tuttuğu tek aynadır.

Similar Posts

  • Maviş

    Kim bilebilirdi ki o masmavi gözleri olan çocuğun hayatının nasıl olacağını. Daha annesinin karnındayken sıkıntılarının başlayacağını. Çevresindekilere gülücükler saçan, etrafındakilerle kolayca kaynaşabilen, sevimli maviş gözlü bir çocuktu o. Onu görenler mutlu, o da gördüğü kişilerle mutluydu. Maviş’e anne ve babası “Haydi bakalım anaokuluna gitme zamanı geldi,” dediler. “Gidelim,” dedi içinden ama “Uyumak ve çocuklarla oyun…

  • çocukluğun gizli yeri, Sergül Gültekin

    Bir dut ağacı hatırlıyorum. O ağacın dallarına kurmuştum gizli yerimi. Bir evdeki tek kişilik koltuklardan birisini evin köşesine bitiştirerek arada kalan ufacık yerde kuruyordum kendi dünyamı. Her çocukluğun bir gizli yeri vardır, benimki bu ikisiydi. Neden yaparız bunu diye düşündüm geçen gün. Daha çocukken neden yuva içerisinde yalnızca bize ait olan bir yere daha ihtiyaç…

  • Aziz Nesin’i Analım

    Aziz Nesin’le bire bir hiç karşılaşmadık. Bu şansı hayat bana vermedi. İlk Tanışmamız TANİN gazetesi köşe yazarı iken oldu. Tanin gazetesi ulusal bir gazete idi. Sahibi ise CHP Genel sekreteri Klasım Gülek. Aziz Nesin Tanin’de köşe yazarı idi. Sene 1963-64 yıları. Bir gün Aziz Nesin’in köşesinde “Masalların Masalı” başlıklı bir şiir yer aldı. Kimin yazdığı…

  • Tren Garı

    Arkalığı yoktuoturup gövdeni devirdiğin bankın“Aman dikkat edin hanımefendi” deyipgörünmez ellerimle tutupdüşmekten kurtarmıştım seniO vakit çevirmiştin yüzünü yüzümeHangi kentin yağmur sonrası ormanıydıesmer teninde yeşil gözlerin bilmemBilmemnerden gelirsinnereye gidersinLakin o günbir ben bıraktım tren garındaTekrardan döndüğündemasalsı yüzün ve gözlerinleormanı olması için yüreğimin…

  • Ayrı Gece

    Her gece suretini düşünürümSensizken ne eyleyeyim sevgiliYoksan burada sen gece üşürümBırakıp gitme beni ey sevgili Aşık Kerem ne eyledi AslısızSensiz bu cihan neylesin vicdansızAl canımı kurtarayım cefasızEller almasın bu canı sevgili Kuşlar olduysa aşkından divaneHerkes olur etrafında pervaneGönlün varsa senin de çık meydaneO gönül sende ne gezer sevgili 14. sayıdan

  • TEMİZLİKÇİ KADIN

    (Bu çalışmamı, en saygı duyduğum kişiler olan tuvalet temizlikçisi kadınlara ithaf ediyorum.) Zaten pek gönülsüz oturduğumuz AVM restoranında tepemde dikilen garsonlar ile masa aralarında koşturan çocukların yaşattığı tedirginlikten başka bir de sırtı dönük halde oturan arkadaki oğlanın durmaksızın geriye ittiği koltuğu, serseri bir geminin başka gemiye bindirmesince koltuğuma çarpınca olacağı buydu tabii. Cibes otu, çatalımla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir