HAYVAN SEVGİSİ
Yazar: Nurhayat HARTEVİOĞLU
Merhaba dostlarım ve kıymetli okuyucularım, umarım iyisinizdir? hepiniz. Sizlerle birşeyleri paylaşmadan rahat edemez oldum artık. Ben o kadar şanslı biriyim ki, çevremde hayvanları çok seven, hatta evinde birden fazla kedi ya da köpek besleyen; hem kedi, hem de köpeğini aynı ev çatısı altında,birarada besleyen arkadaşlara ve dostlara sahibim.Ne mutlu bana ki,böyle sevgi dolu insanlarla karşılaştırdı Allah beni. Herkese de nasip etsin inşallah. Bu güzel insanların yürekleri sımsıcak, niyetleri iyi, ruhları huzur doludur her zaman. Asla,çevrelerindeki, gerek insan,gerek hayvan olsun,hiçkimseye ve hiç- bir canlıya (karıncayı bile ezmezler) zarar vermezler.Yani ,şiddetten uzak ve sakin hayat sürerler. Ve bu insanlarla yaşamak da güzel olur. Evinde hayvan besleyenlerin, çevresindeki insanların Fobi’lerine saygı duymaları gereklidir. Geçenlerde bir bayan arkadaşımız, sahipli bir köpekten korkup düşerek kolunu kırmış ve kolu alçıya alınmış ve kolunu 2-3 ay süreyle kullanamamıstır. Söz konusu insanlar,kedi ve köpeğine sahip olma koşuluyla, istedikleri hayvanları evlerinde ya da bahçelerinde besleyebilme haklarına sahiptirler. Ve ben,vicdanı olan o kadar kişi tanıdım ki bugüne dek, sokakta gördüğü, kazaya uğramış ve yaralanmış kedi ya da köpeği alıp, en yakın bir veterinere götürerek, üstelik de cebinden masraftan kaçınmayıp,onu iyileştirmeyi başardıktan sonra ,onlara evlerinde yuva açan…Ne kadar güzel bir davranıştır bu.Keşke herkes yapabilse. O zaman inanın sokaklarda , başıboş gezen ne kedi ne köpek ne de başka tür sahipsiz hiçbir hayvan kalmazdı. Amerika’da bulunduğum sırada,sokaklarda bir kedi yada köpek aradım resmen.Ama ne çare, sanki yer yarılmış da hepsi içine girmişlerdi.Maalesef yoktu 1 tane bile başıboş ne kedi ne de köpek,ne de baska tür bir hayvan.İnanamadınız belki de,ama gerçek bu.Çünkü onların bir yu- vaları vardı.Hepsi ya sahipleriyleydi ya da barınaklarda idiler.Ve devlet garantisi altındalardı.Hepsi bir kimlik kartına bile sahiplerdi.Tıpkı insanlar gibi.Bazen de sahiplerinin arabasında,sanki bir çocuk gibi,gezintiye çıkıyorlardı.Yani bir insana verilen değeri,onlarda aynen görmekteydiler açıkçası.Bu nedenle, sokakta hayvan saldırısı olacak gibi bir tehlike de yaşamıyordu hiç kimse. Özellikle de, bu konuda fobisi olan kişiler. Hayvan Sevenler Derneği’nin kurallara bağlamış olduğu şartlar da gözönüne alınarak, bu konuda yetersiz kalan kısımlar varsa tekrar gözden geçirilerek ele alınmasının,önemine binaen,bazı fobisi olan insanlara karşı da duyarlı olmak adına;hayvan sahiplerinin,sözkonusu hayvanlarını gezdirdikleri yerlerde diğer insanlara zarar vermemeleri icin dikkat etmeleri ve başıboş gezen hayvanlar için de,gerekirse özel barınaklar kurulabilmesi için ,gönüllü kişi ve kuruluşlardan maddi ve manevi yardım alınması gibi faaliyetlerin baş- latılmasının, hayvanlar için de yararlı bir durum olacaği kanısındayım.Ben buna inanıyor ve herkesin bu konuda, hassasiyetine güveniyor, konuya duyarlılık göstereceklerini umuyorum. Ve de, hür olan her canlıyı sevmeli ve yaşatmalıyız diye düşünüyorum. Bırakalım her canlı yaşasın ve şiddete maruz kalmasın. O zaman henüz geç kalmadan,hemen iş başına geçelim ne dersiniz? Günleriniz mutlu, yarınlarınız umutlu, geleceğiniz aydınlık olsun dileklerimle,sizlere hoşçakalın diyorum. Sevgi ve saygılarımla, Nurhayat HARTEVIOGLU
Bu yazı, Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni’nin 12. sayısında yayımlanmıştır.