Büyük Resetleme

Bilgisayarda ya da cep telefonunda oynadığınız oyunu kabettiğinizde “Game Over’’ yazar ve oyun biter. Tekrar oynamak isterseniz yeniden başlamanız gerekir, aynı yeniden doğmak gibi.

Ama hayat öyle değilir! İyi de olsanız, kötü de olsanız selanız okunur, cenaze namazınız kılınır. Başka bir inanca sahipseniz ona uygun ritüeller ve vecibeler yerine getirilir. Çok sevilen biri olsanız bile arkanızdan birkaç gün yas tutulur, sonar unutulur gidersiniz. Ve tekrarı yoktur hayatın bilgisayar oyunları gibi.

Dünyaya gelmek sizin elinizde değildi, gitmek de sizin elinizde değil. Belki bir kaç gün daha fazla yaşamak için nelerinizi vermezdiniz. Doğum ile ölüm arasında geçen koca bir ömür var hesaba katmadığımız ya da dünya telaşından farkına varamadığımız.

Kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Mutlu musunuz? Yorgun musunuz? Kızgın mısınız? Sakin misiniz?

Ya da kendinizi nasıl hissettiriyor sunuz karşınızdaki muhattabınıza?

Size bakınca aklından neler geçiyordur iyi ya da kötü kim bilebilir?

Hayvanlara, bitkilere, canlılara karşı tavrınız, düşünceniz, yaklaşımınız nasıl? Aynı dünyayı paylaşan dostlar, komşular, akrabalar gibi görüyor musunuz onları da?

Yediğiniz meyvelerin çekirdeklerini çöpe atmayıp doğaya dikiyor musunuz ya da uygun yeşil alanlara bırakıyor musunuz? Yazın en sıcak günlerini yaşadığımız bölgemizde hayvanlar için yiyecek özellikle de su için adımlar atıyor musunuz? Yoksa “Ben” mottosu ile devam mı dibine kadar yaşamaya ve hayatınıza level atlatmaya çalışmaya.

Ya da musalla taşına yatmadan önce “Beni nasıl bilirler?” diye hiç sorguladınız mı kendinizce? Yahut, arkadaşlarınızla bir aradayken sordunuz mu kendinizi onlara ‘’Ben nasıl biriyim?’’ diyerek.

Kişi ya iyidir, ya kötüdür? Ortası bir cevap çok fazla siyaset içerir.
Ama iyi bir insan olmak elinizde!

Yardımseverlik, adalet, dürüstlük, hüsnüzan, güleryüzlülük, ahlak gibi temel değerlere yaşayarak ve hayatınıza uygulayarak sahip çıkın yeter.

Makam, variyet ve güç arttıkça insan özdeğerlerinden uzaklaşma yönünde ilerliyor, empati ve sempati melekelerini kaybederek egonun esiri oluyor. Belki makamını korumak, belki variyetini artırmak belki de gücüne güç katmak için hırs denizinden besleniyor, karanlığın dünyayı örtüp geceyi getirdiği gibi kalbini karartıyor ve pozitif yönlü düşüncelerine aşılmaz sınırlar koyuyor.

“Ben” mottosu ile yaşayıp ömrün son demleri geldiğinde “keşke!” formuna dönüyor; aynı gecenin gündüze döndüğü gibi, yalnız batmakta olan güneşin ne faydası var ilk önce sana sonra da sana yakın olanlara ve güneş, onca sene yaptığın hataları düzeltmeye fırsat verecek enerjiyi sana verebilecek mi bu sönük haliyle?

Emin olun! Eğer dünyayı ve dünyadakileri bırakıp gidenler konuşabilseydi sadece bir cümle, ilk diyecekleri kelime ‘’keşke!’’ olurdu. Mezar taşlarının üzerine kendi elleriyle yazarlardı kalanlara bir miras olsun diye adlarından, doğum ve ölüm tarihlerinden önce; ‘’keşke!’’

“Keşke!’’ heba edilen bir ömür demektir.

“Keşke!’’ Kaybedilebilecek bir cenneti de içinde barındırır.

Keşkelerin içinde; kul hakkı, yetim hakkı, yalan, adam kayırma, torpil, liyakatsiz atama, arsızlık, suistimal, görevi kötüye kullanma, ihaleye fesat karıştırma, zulüm, adaletsizlik gibi kötü işler ve kötü davranışlar vardır.

Ve unutulmamalıdır ki!

Devlete ve millete karşı yapılmış kötü işler ve kötü davranışlar için “keşke!’’ ile kurtulamazsınız.

İnsanlığa karşı yapılmış kötü işler ve kötü davranışlar için de “keşke!’’ ile kurtulamazsınız.

Tüm canlılara karşı yapılmış kötü işler ve kötü davranışlar içinse “keşke!’’ ile hiç kurtulamazsınız.

Orada torpil yok, kayırma yok!

Ne bir eksik, ne bir fazla!

Herşey zerre ile tartılacak!

Ve öyle bir mahkeme ki, hakimin kendisi şahit.

Vakit geçmeden kendinizi resetleyin!

7. sayıdan

Similar Posts

  • ANNEMİN ETEĞİ, Sevgi Erol Öçal

    Annemin çiçekli basmadan eteği benzerdi kırlaraYaşadıklarıysa eski mertek evin dumanı hesabı bacasız acıSinmişti tüm dumanı sanki bahtınaOysa annemin hayalleri hep kır çiçeği karlı dağ zirvesiArnavut kaldırımlı O yokuştan yürürdü annemKöşesinde taş duvarları olan yokuşuSabahın aydınlığı ağarırken annemi alırdı arnavut kaldırımlarıAlacakaranlık basmadan annem dönerdi keranları ahşap köhne evineDış duvarları badanasızÖn tarafı camsız ahşap kapısı korunaksızO evBenzerdi…

  • HATIRLA

    İsmail rutubet kokusunun, çürük meyve kokularına karıştığı karanlık hücresinde gözlerini açtı. Kendini iri bir taş kadar ağır hissediyordu. Etrafına bakındı. “Yine bayıldım herhalde!” diye düşündü. Hesaplarına göre iki gündür buradaydı. Fakat tepesinde parıldaması gereken güneşi bir süredir göremediğinden, şu anda gece mi yoksa gündüz mü bilemiyordu. Bir de kaldığı hücre öyle küçüktü ki dinlenebilmek için…

  • Masada Kalan Çay, Ahmet Yılmaz Tuncer

    Kendi hayatı gibi demlenmişBir bardak çay duruyorMasanın üstündeKendi de masanın başında oturmuşNe oldu o anda kendi bileBilmiyor bakışları uzaklara dalıyorBardaktaki demlemiş çay gibiKendi hayatı da yılların içinde demlenmişHerkes kendi hayatının bahçesinden bakarGeçip giden yıllarına ve hatırlarAnnesinin anlattığı masalı hatırlar gibiHayatın içindeOlan canavarları devleri hatırlar( belki annesini hiç görmedi tanımadı bilmiyor ya daannesi ona hiç masal…

  • BİR KİTAP KULÜBÜ DÜŞÜNÜN

    Bir kitap kulübü düşünün; her şeyin çok uçucu olduğu bir zamanda, yıllardır edebiyatın insan ruhunda bıraktığı lezzetlerin peşinden hiç vazgeçmeden, günden güne kenetlenerek ve çoğalarak giden… Hayal gücünün sınırlarında, edebiyatın her biri farklı renkteki dehlizlerinde dolaşmaya gönüllü, derin analizlerini sıcacık “kadın” sohbetleriyle süsleyen bir okur grubu. Yaklaşık beş yıl önce, Türk Dili, Edebiyatı öğretmeni ve…

  • Sunu

    dağılan okullara baktımçocukların yüzünden boşalıyorkapkara bir hüzün dalgasızılgıt çeken kadınların eşiğindetapusuz ölümler sıralı bu çılgın paylaşımın arka yüzübahçe duvarını saran ısırgan otlarıdokunduğumuz yerden dalıyorelimizin içindeki can odacıklarınıdiktiğimiz ağaçların gölgesine kurulmuşuzaktan izliyor dilenen çocukları bir çerçi gibi geçtim sokaklarıçocuklar için aldığım öte beribir fişek kırık leblebi halkalı şekerdaha eve girmeden bittiipliğin iğine dolanmış dünyayumağından sıyrılmış gece…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir