Portakal Çiçeği ve Annesi, Hatice Eğilmez Kaya

Rüzgârlı Orman’daki ufak tefek endamlı portakal ağacı; birdenbire ışıldamaya başlayan günlere bakarak şaştı, yine bahar geliyordu. Aceleci ve sevimli bir yolcu gibi üstelik!
Asırlık çınarların, yeni yetme gürgenlerin, başları bulutlara değen kavakların, iğne yapraklı çam ağaçlarının, söğütlerin ve palamutların arasında yapayalnızdı. Çevresinde anne babası, kardeşleri ya da akrabaları yoktu.
Nereden gelmişti acaba tohumu? Yoksa biri onu fidanken getirip buraya mı dikmişti?
“Hişt, portakal ağacı, merhaba! Beni duyuyor musun?”
Etrafta kimsecikler yoktu. Belki de yanlış duyuyordu. Ağaçların hışırtılarını işitip biri kendisine sesleniyor zannetmiş olabilirdi. Oralı olmadı.
“Hey sen, ne kadar burnu büyük bir ağaçsın! Selamıma karşılık versen ne olur…”
“Sesini duyuyorum fakat seni göremiyorum. Ben burnu büyük filan değilim. Yine de merhaba!”
Rengârenk bir papağan çam ağacının iğne yapraklarının arasından el, pardon kanat sallıyordu. Portakal onu yanı başına çağırdı. Dallarından herhangi birine konmasını istedi. Papağan içinden ‘keşke bana meyve ikram etse’ diye geçirdi.
Sanki muhatabı, içinden geçeni duymuştu. “Gelsene, hem meyvelerimden birkaç tane yersin.”
Rengârenk kanatlı papağan bir çırpıda portakalın alçak dallarından birine kondu. Bir yandan atıştırıyor, diğer yandan konuşuyordu. “Çevrendekilerden çok farklısın, bu seni şaşırtmıyor mu?”
“Şaşırtmaz mı? Fakat kaç kişiye sorduysam bilen çıkmadı. Aniden belirmişim, bir sabah bakmışlar ki ben buradayım.”
“Bir sabah bakmışlar ki sen buradasın, çok ilginç!” Papağan dudak bükmüştü, onun dudak büküşünde inanmazlık yahut şaşkınlık değil, senin nereden geldiğini biliyorum havası hâkimdi.
“Buradan çok uzaklarda, bahar günlerinde sokakları portakal çiçeği kokan, denize nazır bir şehir var, Gerçek memleketin orası. Seni buraya ben getirdim ve bu yumuşacık toprağın bağrına atıverdim. Tırnaklarımın arasından usulca bıraktım yere. Bu yüzden hiç kimse fark etmedi. Zamanla filizlenip ağaç olmuşsun. Seni tekrar gördüğüme çok sevindim.”
“Annem babam? Onlar hâlâ oradalar mı? Kardeşlerim, akrabalarım!”
“Evet, hepsi de oradalar ve seni görmek istiyorlar. İstersen…”
“Sakın devam etme!” dedi hüzünlü bir edayla ufak tefek endamlı portakal ağacı.
Ne kadar yalnız olsa da onun memleketi onlarca yıldır Rüzgârlı Orman’dı ve bu güzel ormanda kök saldığı için çok mutluydu. Gözlerinin ucuyla gölgesinin günışığıyla buluştuğu yere baktı. Tazecik bir fidan gülümsüyordu. İçinden ‘senin adın Portakal Çiçeği olsun’ dedi.

3. sayıdan

Similar Posts

  • |

    Bayrağım, Defne Kızılelma

    Baksana ne güzel dalgalanıyorŞerefle göklerde canım bayrağımBağımsızlığımızı temsil ediyorŞerefle dalgalanıyor canım bayrağım Bayrak benim kimliğimdirÖzgürlüğümün bir belirtisidirKırmızı beyaz ay yıldızlı bayrağımŞerefle dalgalanıyor canım bayrağım Baksana ben özgürümBaksana ben mutluyumKırmızı beyaz ay yıldızlı bayrağımŞerefle dalgalanıyor canım bayrağım (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • ANNEMİN ETEĞİ, Sevgi Erol Öçal

    Annemin çiçekli basmadan eteği benzerdi kırlaraYaşadıklarıysa eski mertek evin dumanı hesabı bacasız acıSinmişti tüm dumanı sanki bahtınaOysa annemin hayalleri hep kır çiçeği karlı dağ zirvesiArnavut kaldırımlı O yokuştan yürürdü annemKöşesinde taş duvarları olan yokuşuSabahın aydınlığı ağarırken annemi alırdı arnavut kaldırımlarıAlacakaranlık basmadan annem dönerdi keranları ahşap köhne evineDış duvarları badanasızÖn tarafı camsız ahşap kapısı korunaksızO evBenzerdi…

  • |

    Bağımsızlık, Ada Altıntaş

    Yıl 1919 kalktım bir bomba sesiyleHemen koştum annemin yanınaAnnem dedi “Kızım korkma savaş var”Hemen ışıkları kapattım ve girdim masanın altına Sabah oldu çağırdılar babamıGittik babam, annem, ben cepheyeAnnem yemek hazırladıBen askerlerin yaralarını sardım 4 yıl sürdü savaşKazandık CumhuriyetiAldık Bağımsızlığımızı Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • Adımızla Yaşarız

    Geleneklerimizde, yeni doğan bebekler için “Adıyla yaşasın” denilen güzel bir “temenni” dileği vardır.Bu dileğin anlamı da; adı gibi bir insan olsun, adının anlamını yaşatan bir kişi olsun, demektir. Konuya yaradılış temeline inerek baktığımızda da; Hz. Âdem, Hz. Havva, Hz. İsa ve Hz. Yahya gibi isimlerin ortak özelliğinin, isimlerinin Yaradan/ Allah tarafından verilmiş olduğunu görürüz. Buradan…

  • doğa bekçiyle değil, sevgiyle korunur

    Bazı insanlar zarar verir dünyamızdaki muhteşem doğaya, bazıları ise özür diler topraktan, ağaç diker her yere… Daha temiz bir dünya için, daha mavi gökyüzü ve daha yeşil bir dünya için elele veren insanların bir araya geldiği yerdir TEMA Vakfı. Çocuklara doğa sevgisinin ve doğa bilincinin kazandırılacağı dönem erken çocukluk dönemidir. Çocuğun doğa ile etkileşimi erken…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir