SEVGİSİZLİKTEN ÖLÜYORUM ANNE, Hızır İrfan Önder

Canım annem,

Hayat, bıraktığın gibi değil ki:
Gönlü de yüzü de kararıp duruyor!…
Senin gibi sevmesini beklemiyorum
Fakat üvey anneden
Daha hırçın davranmasına dayanamıyorum!
Sabahları uyandığımda
Bir kez olsun
Yanaklarıma öpücük kondurduğu yok!
Ne senin gibi gülümsüyor
Ne senin gibi sıcak bakıyor…

-Sevgisizlikten ölüyorum anne!…

Canım annem,

Hayat, karakış gibi:
Yolu kapalı,
Suyu ve elektriği kesik ruhumun!
Kalbimin pencerelerini,
Kapılarını kuşattı kar!
Sessizliğin sesini duyuyorum
Azrail’in ayak izlerini görüyorum…

-Yalnızlıktan ölüyorum anne!…

Canım annem,
Hayat, Rize’de Temmuz ayı boyunca
Yüzünü hiç göstermeyen güneş gibi:
Romatizmal ağrıları artıyor ömrümün
Tahammül sınırımı zorluyor hicran, ıstırap…
Hayallerim bile çürüyor artık!
Banimle kahroluyor geceler
Benimle ağlıyor felekler!

-Kederimden ölüyorum anne!…

Ben sensiz yaşayamıyorum!
Ben sensiz yaşamıyorum!
Canım annem benim.

38. sayıdan

Similar Posts

  • BİR KİTAP KULÜBÜ DÜŞÜNÜN

    Bir kitap kulübü düşünün; her şeyin çok uçucu olduğu bir zamanda, yıllardır edebiyatın insan ruhunda bıraktığı lezzetlerin peşinden hiç vazgeçmeden, günden güne kenetlenerek ve çoğalarak giden… Hayal gücünün sınırlarında, edebiyatın her biri farklı renkteki dehlizlerinde dolaşmaya gönüllü, derin analizlerini sıcacık “kadın” sohbetleriyle süsleyen bir okur grubu. Yaklaşık beş yıl önce, Türk Dili, Edebiyatı öğretmeni ve…

  • Merhaba 2, Kamil Akdoğan

    Bildiğmiz depremlere hiç benzemeyen bir sarsıntıyla vurulmamızın üzerinden bir aya yakın bir zaman geçti ve bu satırların yazıldığı sıralarda kaybettiğimiz can 40 bini aşmıştı. Kimi resmi açıklamalar “artık ümit kalmadı” derken, başka resmi açıklamalar enkaz altında hâlâ 100 binden fazla insanımızın kaldığını söylüyordu. Çok iyi biliyorduk ki enkaz altında kalan sadece yüz binlerce insanımız değildi….

  • BİR ERGEN KOLAY YETİŞMİYOR

    Değerli okuyucu dostlarım, merhabalar. İyisinizdir umarım.Biyolojik anne ve baba olabilirsiniz ancak, gerçekte anne ve baba olabilmek çok başkadır. Ben tek çocuk sahibiyim. Eşim görevi gereği birçok şehirde görev yaptık. O yüzden ikinci çocuğu bile düşünemedik. Ebeveyinlerimiz Ankara’da ikamet ediyorlardı. Bakacak kimsemiz olmadığından kimseye güvenemedik. Hele ki bu devirde çocuk büyütmek, genç haline getirebilmek için gösterilen…

  • Nostalji Kokan Şarkılar

    Nostalji (TDK): Geçmişseverlik), geçmişteki mutlu anlara ya da hüzünlü, eski aşklara duyulan özlemi ifade eder. Kara sevdanın (TDK: umutsuz ve güçlü aşk) yansımasıdır bu..nostaljik duygularBana göre, nostaljiyi yüreklerde hissettirenlerin ve kara sevdayı çağrıştıran şarkıcıların başında; Ümit Besen, Ferdi Özbeğen gelir. Türk Sanat Müziği’nin en sevilen şarkılarının da çoğu nostalji ve karasevda kokar. Bence, bu noktada…

  • Aşk

    Sevdamız, rüzgârlarla süzülen,Aşkın zarif nakışlarına dokunan bir hikâye.Gökyüzünde dans eden yıldızlar, bize tanıklık eder,Bir masal gibi devam eden bu aşk serüvenine. Gönlümde açan güller ılıman esintilerle büyür,Tüm büyüyen güller senindir sevgilim.Karanlık gecede parlayan yıldızlar,Bize aşkımızın sonsuzluğunu anlatır sevgilim. 14. sayıdan

  • hafızamdaki tiyatro

    Henüz beş altı yaşlarındayken annemin eteğini çekiştirip dururken bulmuştum kendimi Çan Tiyatrosu’nun önünde. O kadar miniciktim ki, tiyatro denilen yer bana devasa bir abide gibi gözükmüştü. Hayal meyal hatırlıyorum; merdivenlerden adım adım çıkıp yerime oturduğumda karşımda duran o kırmızı kadife perde, arkasında hangi sırları barındırıyor diye çok merak etmiştim. Perde aralandığında rengarenk bir dünya çıkmıştı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir