TEKNOLOJİ İYİDİR, HOŞTUR DA, YA İNSANLARA VERDİĞİ ZARARLARA NE DİYECEKSİNİZ…

Merhaba değerli dostlarım yine yeni bir konu ile karşınızdayım insanlara faydalı olabilmek amacıyla yazdığım yazılarımı umarum beğeniyorsunuzdur? Şu teknoloji harikaları yok mu! İnsanları hemen esir alıyor değil mi ! Hele başta şu cep telefonları. Ülkemiz de dahil, dünya ülkelerinde hemen hepsinde cep telefonu olmayan,kullanmayan kişi hemen hemen yok gibi birşey. Hatta 2 yada 3 tane cep telefonu olupta kullanan kişiler bile var çevremde. Var da ya beynimize verdiği zararları… İşte o kısmını da ben anlatayım da herkes bilsin. Gerçi bilmeyen yoktur ancak, hatırlatmakta yarar görüyorum.Çünkü, yararları kadar zararları da var maalesef. Ve de zararlarını bildiği halde uygulayan kaç kişi vardır sizce! İnanın yok denecek kadar azdır.Satın alınmasında çıkartılan zorluklara rağmen, vazgeçilmemiz gibi bir şey oldu hayatımızda. Ayrıca bir cep telefonu yetmiyorcasına, ikincisi üçü de ne oluyor. Yok benim param var 3 te alırım 5 de diyenleri duyar gibiyim.Hayır dostum, sağlığını düşünüyor isen fazlasını ALMAMALISIN! Hele kendine vereceği zararları bile bile.

Bırakın cep telefonunu gerek saç kurutma makinaları, gerekse fön çekme makinalarının da bizlere verdiği zararları bilseniz ya kullanmaktan vaz geçerdiniz ya da kullanımını azaltırdınız eminim ki. Bunu da özellikle kuaförler sık sık gidenler düşünsün bence. Evet söz konusu makinalar da, yüksek gerilim etkisi yaratıyormuş beynimizde. Bunu da katıldığım bir konferans sayesinde öğrenmiş bulunuyorum maalesef ki.

Ya, evimizin başköşesine oturtuğumuz televizyonların yaydığı radyasyonun,bizlere verdiği zararlara ne dersiniz? Saymakla bitmez inanın ki. Negatif etkileri yetmiyormuş gibi,her geçen gün eklenen ,yok akıllısı yok 3G’lisi gibi çeşitleri olan şu cep telefonlarıyla başedemez hale gelmedik mi?o kadar aciz mi kaldık biz bu teknoloji denen canavar karşısında. Yutuyor adeta insanları.Başımızı döndürüyor harikaları.Kullanmadan artık hiç bir şey yapamıyor gibiyiz. Ama bu durumun birde sağlıkla ilgili olan bir yanı var ki! İşte bu hep göz ardı ediliyor.

Bir insanın kendi sağlığını hiçe sayması bir nevi ölüme davetiye çıkartması demektir. Oysa ki yaşamak için çaba sarfetmemiz gerek.Tabi,teknolojinin sağladığı imkanların rahatlığına da diyecek yok.Ve de insanların rahata alışmaları daha kolay oluyor.Ama bu durumun,kendi sağlıklarından neler götürdüğüne asla kaygısız kalamam.Teknoloji harikaları bağımlılık ta yapıyor bazı kişiler üzerinde . İşte en zararlısı da budur bence.

Gelelim cep telefonlarının insanlara verdiği zararlı etkilere,

KISA VADELİ 24 SAATTEKİ ZARARLARI

Görüş alanında daralma, Kalp pilinin bozulma riski, Yoğun stres ve yorgunluk hissi, Konsantrasyon ve dikkat bozulması, Kulak çınlaması ve kulaklarda ısınma, İşitmede geçici aksaklıklar oluşması, Baş ağrıları ve sersemleme,

UZUN VADELİ 10 YIL SÜREDEKİ ZARARLARI

Genetik  yapının bozulması, beyaz kan hücrelesi, yani Lenfoma kanseri, kan beyin bariyerlerinin zedelenmesi, kalp rahatsızlıkları, hafıza   zayıflaması   beyin   tümörü  riski, kalıcı işitme bozuklukları,  Embriyo gelişiminin zarar görmesi,  Kadınlarda düşük riskinin artması, kan hücrelerinin bozulması, yüksek tansiyon, erkeklerde  sperm  sayısının  azalması ve İngiltere de yapılan bir araştırma sonucunda, direksiyon başında cep telefonu kullanımı  dikkati %30 oranında azaltmakta imiş, ve bu etki yasaların izin verdiği maksimum alkol miktarının yaptığı etkiden daha fazlaymış. Birçok ülkede,  direksiyon  başındayken elde cep telefonu kullanımı  Kanunen yasaklanmış.Ve yasalarda yapılan son değişikliklerde AHİZESİZ, ingilizce hands-free  kullanımı da yasaklanmaya çalışılmaktaymış.
   Son olarak diyebilirm ki dostlarım, cep telefonlarının bir organımız olmadığının bilincine vararak, hayatımızı cep telefonsuz olarak da idare edebilmenin yollarını aramak,mümküm mertebe, klasik araçlarla iletişim sağlamanın,  sağlığınıza katkıda bulunmanız açısından yararlı olacağını düşünüyorum.  Ve çağımızda arttığı gözlenen, kanser, Alzheimer ve Parkinson  gibi hastalık türlerinin, elektromanyetik dalgaların yaydığı RADYASYON denen illettten kaynaklandığı düşüncesindeyim. Sizcede öyle değil midir?

Umarım cep telefonlarınızı bundan böyle keyf için değil,zorunlu hallerde kullanarak, sağlığınızı bir nebze de olsa düşünme zamanınız gelmiştir. Vakit geçirmeden hemen harekete geçerek sağlıklı günlere imza atmanız temennisiyle hoşçakalın,esenkalın güzel dostlarım.

14. sayıdan

Similar Posts

  • çayyolu: başkentin gelişen halkı

    Ankara, Türkiye’nin başkenti olması nedeniyle hem tarihi hem de modern yapılarıyla dikkat çeken bir şehirdir. Bu güzel şehrin bir semti olarak önemli bir yere sahip olan Çayyolu, Ankara’nın gelişen ve modernleşen yüzünün en güzel örneklerinden biridir. Bu yazıda, Çayyolu’nun başkentteki önemine ve özelliklerine dair bir yolculuğa çıkacağız. Ankara’nın Yeni Yüzü: Çayyolu Ankara, Türkiye’nin politik ve…

  • Türk Seçmeninin El Kitabı, Aytekin Ertuğrul

    Türk Seçmeninin El Kitabı, Türk milletine Cumhuriyetimizin 100. Yılı armağanı olarak tasarlanmış ve yayımlanmıştır. Bu kitabımız Lazer Yayınları’ndan (Ankara) 2007’de çıkardığımız Kuvayı Milliyeci Türk Seçmeninin El Kitabı’nın genişletilmiş, güncelleştirilmiş, yeni olaylar ve deliller eklenmiş bir devamıdır. Her seviyedeki; özelikle 2023 seçimlerinde oy sahibi her Türk seçmeninin temel kitaplarından biri olması amacıyla tasarlanmış ve yazılmıştırAçık bütçeler;…

  • İlk Mesaj

    Yapılması gereken işler onu bekliyordu fakat bir türlü masanın başına oturamıyordu. Onun gülümsemesi, adıyla seslenişi, ilk karşılaşmaları… İlk karşılaştıkları gün güneş daha parlaktı sanki. Çiçekler güzel yapraklarını açmıştı. Ona göre tam bir film sahnesi gibiydi o gün. Hiçbir detayı unutamıyordu. Gerçi unutmak da istemiyordu. Düşünmekten memnundu fakat yapması gereken işlere de bir an önce başlaması…

  • METAFORLARIN DİLİYLE – 5, Gülen Dizdar

    Şahmeran Sembolizmi: Bilgeliğin Bedeni, Sırrın Yarası I. Mitin Özü: Bilgelik, Aşk ve İhanetEfsaneye göre Şahmeran — “yılanların şahı” — yarı kadın, yarı yılandır.Yeraltında, ışığın ulaşmadığı bir mağarada yaşar.Yüzü insan, gövdesi yılandır; ama kalbi, insandan çok daha merhametlidir.Bir gün Cemşab adlı bir genç, açlıktan ve çaresizlikten o mağaraya düşer.Şahmeran ona acır, ona dost olur, ona bilgelik…

  • | |

    Merhaba 38, Kamil Akdoğan

    İki aylık bir aranın ardından yeni bir sayıyla yeniden karşınızdayız. Çayyolu’ndan yola çıkan bu yerel dergi, bu sayısında da ulusal ölçekte alabildiğine yelken açarken; Çayyolu’nu asla unutmadan yoluna devam ediyor. Sayfalarımızda, her zamanki gibi hem Çayyolu’ndan hem de farklı şehirlerden değerli isimleri bir arada göreceksiniz. Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi, toplumsal sorumluluğunun bir gereği…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir