Hayatta Ben En Çok Babamı Sevdim
Rahmetli babama babalar günü kutlaması için birçok kez tebrik kartına yazarak gönderdiğim ve sık sık da andığım bu muhteşem şiir hakkında yazmayı çok istemiş ama bir türlü başına oturmamıştım. Ama yolum Datça’ya düştüğünde ve “Mekanım Datça Olsun” da diyen büyük şairin yaşadığı yerleri gezdiğimde bu yazı farz olmuştu artık. Ama ondan önce tüm babaların geçmiş de olsa babalar gününü kutlamak, rahmetli babacığım Oğuz Akdoğan’ı bir kez daha Can Yücel’le beraber anmak için bu şiiri hatırlatmak istiyorum.
Hayatta ben en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yardan bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü, ha düşecek-
Nasıl koşarsa ardından bir devin
O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici-hep, hep acele işi! –
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezberledim gurbeti
Sevinçten uçardım hasta oldum mu
40’ı geçerse ateş, çağrırlar İstanbul’a
Bir helalleşmek ister elbet, diğ’mi, oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oyununu
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu
En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.
1926 doğumlu şair Can Yücel 1999 yılında vefat ettikten sonra çok sevdiği Datça’da defnedilmişti. Che Guevara’nın ve Mao’nun yazılarını Türkçeye çevirdiği için hapis yatmıştı.
Babası Atatürk’ün çok değer verdiği isimlerden biri olan Hasan Ali Yücel’di.
Hasan Ali Yücel oğlunun tabiriyle bir “dev”di. Kuşkusuz belki bütün babalar çocukları için birer devdi ama Can Yücel’in babası sanki bu tabire en çok yakışanlardan biriydi. Kurtuluş savaşını zaferle sonuçlandıran ve kurduğu cunhuriyeti eşsiz devrimlerle taçlandıran Mustafa Kemal Atatürk’e yürekten bağlıydı ve onu herkesten çok anlayanlardan biriydi.
Hasan Ali Yücel köy enstitülerinin inşasında, dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesinde, devlet konservatuvarının kuruluşunda, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, İTÜ gibi güzide kurumların ülkemize kazandırılmasında başrolü oynayan bir politikacıydı.
İşte Can Yücel böyle bir devin ardından koşarken; başka aşklar, geniş sevdalar için nefesini açmıştı. O nefesle yazdı bütün şiirlerini.
Bugün şarap içiliyor diye evinin kapalı olması da, mezar taşının parçalanması da işte bu nefes yüzünden.
Can Yücel bir devin ardından koşmuştu, babası ise başka bir devin… Devlerin bıraktığı izleri anlamayanların yapabilecekleri ise görüneni kırmak dökmekten öteye gidemedi, gidemez.
Üçü ve bir de sevgili babam ışıklar içinde yatsın!
Babalar gününüz kutlu olsun…
6. sayıdan