hasır şapka, Mehmet Rayman

bir kadın geçiyor
kendi sokağından içeri
üstünde kalmış
iki numara çorapların
boydan boya kaçık izleri
yeni çözülmüş bir düğüm gibi
kertiğinden acıyor yara

suların yolunu gözlüyor
boşluğa bakan gürültü
masallara değindikçe genişliyor
içinde kaldığımız dünya
bir dönüşüm aksanı esrik dilimiz
buğulu gözlerin toz pembe

bir kadın geçiyor
afsunlu giysiler içinde
kuzey afrika kıyılarına vuran dalgalar
bizim okuduğumuz deniz savaşları
hiç yansıtmıyor ak denizin sıcak sularını
tepside geliyor raks eden kadınlar
kıvrak bellerin renkli şakırtısı
akşamın iki yanı açık gri

bir kadın geçiyor önümüzden
dört mevsimin en melezi
yeni sönmüş volkan külü gibi sıcak
dudakları kalın dışa dönük
gözleri bir fincan kahve

yılan oynatan insanların
elmacık kemikleri sivri tepeler
yandan boncuklu hasır şapkasını
tutuyor insanların önüne

ay katmeri gecelerin sonbaharı
büyülü dansların halkasına takılıyor
kanatları yalazlı bir çift kumru
pır diye göklere doğru uçtu

4. sayıdan

Similar Posts

  • cennette esen rüzgarlar, Bahri Yıldızbaş

    İnsan diyorum, özellikle öğretmenler, öğretmenlerin sosyal olanları İLE çok sosyal ve hareketli olanları; binlerce insan tanırlar. Çevreleri, okul arkadaşları, öğrencileri, öğretmen arkadaşları, daireden arkadaşları, velileri, sosyal çevreleri, aileler, komşular, akrabalar, dostlar, dost olmayanlar ve niceleri. Çoğunu unuturlar ve bir daha hatırlamazlar.Yolda görseler bile, tanımadıkları olur.Çok azı, bazen akıllarından geçer.Bazılarını, arada bir hatırlarlar.Bazılarını, hep hatırlarlar.Bazılarını, görmek…

  • Çayyolu Doğası: Bitki Örtüsü ve Hayvanları

    (Morfoloji- Jeoloji, Dereler, Yeraltı- Yerüstü Su kaynakları, Doğal Bitki Örtüsü, Endemik Bitkiler, Kalıntı Ormanlar, Anıt Ağaçlar, Kuşlar, Yaban Hayatı…) GİRİŞ Ben Kimim? Ben Kuzey Işık. 22 yaşındayım ve Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde eğitimime devam etmekteyim. 11 yıldır Çayyolu Bölgesi’nde ikamet ediyorum. Çocukluktan gelen doğa ilgim ve sevgim sebebiyle de bu süre içinde bölgenin doğasını ve…

  • Sevdiğim

    Ne haldeyim gurbette,Bilen var mı sevdiğim.Gözümden akan yaşı,Silen var mı sevdiğim. Yürüdüğüm yollardan,Geçen var mı sevdiğim.Sen de Allah kulusun,Diyen var mı sevdiğim. Çınar iken kurudum,Gören var mı sevdiğim.Aşkının hesabını,Veren var mı sevdiğim. Acı dolu kalbime,Merhem var mı sevdiğim.Boşa geçen ömrümde,Vefa var mı sevdiğim. Şu yalancı dünyada,Kalan var mı sevdiğim.Kendinin selasını,Duyan var mı sevdiğim. 5. sayıdan

  • |

    Üç Küçürek Öykü

    Henüz Güneş Doğmadı Çifte minareli Cami Kebir’e bakan bir sokakta oturuyordum önceden. İnsanlardan hayli uzak, yine de ötelere / bulutlara yeterince yaklaşamamış. O günlerde ölseydim eğer, cenazem oradan kaldırılırdı büyük ihtimal. Taraçamızda utangaç martılar yaşıyorlardı. Upuzun kanatları ile üzerimizde uçarlardı bazı bazı… Ve ben sabahın en erken saatlerinde, henüz güneş doğmadan, Zühre yıldızını görürdüm. Az…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir