hasır şapka, Mehmet Rayman

bir kadın geçiyor
kendi sokağından içeri
üstünde kalmış
iki numara çorapların
boydan boya kaçık izleri
yeni çözülmüş bir düğüm gibi
kertiğinden acıyor yara

suların yolunu gözlüyor
boşluğa bakan gürültü
masallara değindikçe genişliyor
içinde kaldığımız dünya
bir dönüşüm aksanı esrik dilimiz
buğulu gözlerin toz pembe

bir kadın geçiyor
afsunlu giysiler içinde
kuzey afrika kıyılarına vuran dalgalar
bizim okuduğumuz deniz savaşları
hiç yansıtmıyor ak denizin sıcak sularını
tepside geliyor raks eden kadınlar
kıvrak bellerin renkli şakırtısı
akşamın iki yanı açık gri

bir kadın geçiyor önümüzden
dört mevsimin en melezi
yeni sönmüş volkan külü gibi sıcak
dudakları kalın dışa dönük
gözleri bir fincan kahve

yılan oynatan insanların
elmacık kemikleri sivri tepeler
yandan boncuklu hasır şapkasını
tutuyor insanların önüne

ay katmeri gecelerin sonbaharı
büyülü dansların halkasına takılıyor
kanatları yalazlı bir çift kumru
pır diye göklere doğru uçtu

4. sayıdan

Similar Posts

  • çayyolu: başkentin gelişen halkı

    Ankara, Türkiye’nin başkenti olması nedeniyle hem tarihi hem de modern yapılarıyla dikkat çeken bir şehirdir. Bu güzel şehrin bir semti olarak önemli bir yere sahip olan Çayyolu, Ankara’nın gelişen ve modernleşen yüzünün en güzel örneklerinden biridir. Bu yazıda, Çayyolu’nun başkentteki önemine ve özelliklerine dair bir yolculuğa çıkacağız. Ankara’nın Yeni Yüzü: Çayyolu Ankara, Türkiye’nin politik ve…

  • Satranç

    Yazar bilgileri:IA – FI Fatma YılmazAnkara’da yıllarca edebiyat öğretmenliği yapan YILMAZ, satranç çalışmalarında da Türkiye’nin ilk uluslararası bayan satranç hakemi ve uluslararası düzeyde kıdemli satranç antrenörüdür. Buna bağlı olarak da Yılmaz, Ankara Satranç Eğitim Kurulu Başkanlığı, Çankaya Satranç İlçe Temsilciliği ve Türkiye Satranç Federasyonu Yayın Kurulu Başkanlığı görevlerinin yanı sıra 15 yılı aşkındır da Türkiye…

  • HİÇLİĞİN UMUDUNA BİR POETİK MONOLOG, Bedriye Korkankorkmaz

    uğultulu bir boşlukta sallanıyor dünya.bir yünün karanlığında üşüyorum; sanki anlamsızlığın iplikleriyle örülmüş bir battaniyenin altındayım.kulağıma antik çağlardan kalma bir ses fısıldıyor:“adaletin terazisi hâlâ dengede mi?”sonsuz olasılıkların içinde kayboldum.kafa yormaktan yoruldum ve hiçliğin umuduna sığındım.her umudun, her neşenin üzerine bir karanlık çöküyorsanki sevinç, doğası gereği kısa ömürlü.çocukluk, aşk, gençlik…yaşamı güzel kılan her şeyin yolu neden ölümden…

  • |

    Yeni Yıl, Bora Mütevellioğlu

    Yeni yılı, yeni yılEn mutlu yılDilekler geliyor bu yılSevindiğimiz en mutlu yıl Noel baba geliyorHediyeler veriyorHediyeler gelinceBizler çok seviniyor Noel ağacı hazırlanıyorBahçeyi beyaz yorgan kaplıyorHerkes seviniyorSokaklara çıkıyor Sonra geliyoruzSaat 23.59 oluyorBir dakika kalıyorBitince 2026 oluyor (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

    “Ertesi gün kimse ölmedi”Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne değin yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez.“Ertesi gün hiç kimse ölmedi” diye başlar kitap. Bu olay, yaşamın temel kurallarına aykırıdır.Ölüm ortadan kalkınca sevinilir elbette. Ölümsüz olmayı kim istemez ki!Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok…

  • Göçler

    “… Anlaşıldı… Dörtlüğe konu olanın hiç suçu yok… Tek başına savaşlar değilmiş göçlere neden; bu tuhaf semptom halleri de; gamzeli adalardan çapalar çekilip başka kıtalara pembe yelkenli gemileri göç ettirirmiş… Yerkürenin de bunda bir suçu yokmuş; pembe yelkenli gemiler yine bir umutla, yelkenlerine yıldız ışıklarını doldurarak uzayın boşluğunda göç yolculuğuna devam edermiş…Ve şairler artık şiir…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir