hasır şapka, Mehmet Rayman
bir kadın geçiyor
kendi sokağından içeri
üstünde kalmış
iki numara çorapların
boydan boya kaçık izleri
yeni çözülmüş bir düğüm gibi
kertiğinden acıyor yara
suların yolunu gözlüyor
boşluğa bakan gürültü
masallara değindikçe genişliyor
içinde kaldığımız dünya
bir dönüşüm aksanı esrik dilimiz
buğulu gözlerin toz pembe
bir kadın geçiyor
afsunlu giysiler içinde
kuzey afrika kıyılarına vuran dalgalar
bizim okuduğumuz deniz savaşları
hiç yansıtmıyor ak denizin sıcak sularını
tepside geliyor raks eden kadınlar
kıvrak bellerin renkli şakırtısı
akşamın iki yanı açık gri
bir kadın geçiyor önümüzden
dört mevsimin en melezi
yeni sönmüş volkan külü gibi sıcak
dudakları kalın dışa dönük
gözleri bir fincan kahve
yılan oynatan insanların
elmacık kemikleri sivri tepeler
yandan boncuklu hasır şapkasını
tutuyor insanların önüne
ay katmeri gecelerin sonbaharı
büyülü dansların halkasına takılıyor
kanatları yalazlı bir çift kumru
pır diye göklere doğru uçtu
4. sayıdan