Aziz Nesin’i Analım

Aziz Nesin’le bire bir hiç karşılaşmadık. Bu şansı hayat bana vermedi. İlk Tanışmamız TANİN gazetesi köşe yazarı iken oldu. Tanin gazetesi ulusal bir gazete idi. Sahibi ise CHP Genel sekreteri Klasım Gülek. Aziz Nesin Tanin’de köşe yazarı idi. Sene 1963-64 yıları. Bir gün Aziz Nesin’in köşesinde “Masalların Masalı” başlıklı bir şiir yer aldı. Kimin yazdığı beli, değil. Laedri yazmış deniliyordu. Laedri Sözlük anlamı Anonim, bilinmemezci. Birisi bu şiiri yazmış ama kim bilinmiyor. Veya biliniyor ama şu an itibari ile yazılamıyor. Laedri’den şiir işte bu şiirdi.
Masalların Masalı
( Laedriden)

Su başında durmuşuz,
çınarla ben.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana.
Su başında durmuşuz,
çınarla ben, bir de kedi.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarla benim, bir de kedinin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınarla bana, bir de kediye.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, bir de güneş.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, bir de güneşin.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, bir de güneşe.
Su başında durmuşuz,
çınar, ben, kedi, güneş, bir de ömrümüz.
Suda suretimiz çıkıyor,
çınarın, benim, kedinin, güneşin, bir de ömrümüzün.
Suyun şavkı vuruyor bize,
çınara, bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze .
Su başında durmuşuz.
Önce kedi gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra ben gideceğim,
kaybolacak suda suretim.
Sonra çınar gidecek,
kaybolacak suda sureti.
Sonra su gidecek
güneş kalacak;
sonra o da gidecek…
Su başında durmuşuz.
Su serin,
Çınar ulu,
Ben şiir yazıyorum.
Kedi uyukluyor
Güneş sıcak.
Çok şükür yaşıyoruz.
Suyun şavkı vuruyor bize
Çınara bana, kediye, güneşe, bir de ömrümüze…
Bu şiiri okuduk beğendik. O zamanın modasına uygun olarak ne olur ne olmaz diye okuduğumuzu sakladık ve gizledik. Sonra insan sora sora Bağdat’a gidermiş ya biz de sora sora bu şiiri yazanı bulduk. O zaman bu şair Türkiye de yasaklı idi kimse şiirlerini yayınlayamazdı. Yayınlayanı derhal içeri atarlardı. Birkaç yıl sonra haftalık YÖN gazetesi. Tam iki sayfa Nazım Hikmet’in şiirlerini yayınladı. Ve tabuyu yıktı. İlk yayınlan şiirlilerinin başında:
“Dört nala gelip uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim”
Vardı.
Aziz Nesin’in yayınladığı “ Masalları Masalı” şiiri ile Nazım Hikmet Türkiye’ye Türk şairi olarak yurdumuza ilk defa geri geldi. Aziz Nesin’e gelince Tanin’deki yazıları yüzünden soruşturmaya uğradı. Suya sabuna dokunan yazılar yazdığı için. Ben hala neden bu yazılar için soruşturma geçirdi anlamış değilim. Soruşturma geçiren köşe yazılarından biri şöyle idi.
“Üç Eşek üst üste binmişler. Gidiyorlar.
En üstteki gidiş iyidir hep böyle gidelim dermiş
Ortadaki ehh ne iyi ne fena dermiş
En alttaki de bozulalım yeniden sıralanalım dermiş.
Dava alttaki ezilen eşeğin davasıdır.
Üst üste değil yan yana yürümek davasıdır
Bu mizahi yazıda soruşturulacak ne var. Eşekler kim neden en alttaki eşeğe sahip çıkan yazı yazılmasın. Anlamış değilim. Aziz Nesin bir mizah yazarımızdır. Mizah yazı sanatının en zorudur. Mizahin sözcük anlamı “ Gülmece” dir. Üç eşeğin yan yana değil de üst üste bindirerek yürütülmeleri ustaca yazılmış bir gülmecedir. Mizahtır. Aldığı ödüllerin sayısı 20 den fazladır. İki tanesini, sunalım:
• 1956 – Altın Palmiye, İtalya (Fil Hamdi adlı öyküsüyle)
• 1957 – Altın Palmiye, İtalya (Kazan Töreni adlı öyküsüyle)

5. sayıdan

Similar Posts

  • HİÇLİĞİN UMUDUNA BİR POETİK MONOLOG, Bedriye Korkankorkmaz

    uğultulu bir boşlukta sallanıyor dünya.bir yünün karanlığında üşüyorum; sanki anlamsızlığın iplikleriyle örülmüş bir battaniyenin altındayım.kulağıma antik çağlardan kalma bir ses fısıldıyor:“adaletin terazisi hâlâ dengede mi?”sonsuz olasılıkların içinde kayboldum.kafa yormaktan yoruldum ve hiçliğin umuduna sığındım.her umudun, her neşenin üzerine bir karanlık çöküyorsanki sevinç, doğası gereği kısa ömürlü.çocukluk, aşk, gençlik…yaşamı güzel kılan her şeyin yolu neden ölümden…

  • Merhaba 8

    Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni Çayyolu’nda sekiz ayını geride bıraktı bu sayıyla birlikte. Geçen bir ayda hem dernek kuruluşu için çalıştı hem de üretmeye çabaldı… Grup olarak biraz daha büyüdü, çok güzel insanlarla tanıştı, çok değerli yazarları sayfalarına kattı. Ağustos sayısında yaptığımız çağrı ise yankısını buldu ve yarınlar için umutlarımızı arttırdı. Çayyolu’nun sanatı seven,…

  • Kelebeğim

    Dağlarda kırların koynundaUçuşurum hep bir umutlaMutluluk ararım ormandaÇiçeklerin arasında kelebeğim, kelebeğimince narin, pembe rengimSevgidir, özgürlüktür, felsefemUçar, uçar çiçeklere konarım Ben güzellik, arılık ararımDünyamızda kötülük olmaz benimSevdiğimden başkasınıGörmez gözlerim 5. sayıdan

  • Oğuz Atay’la Edebiyatımızda Baba Teması

    Bir eseri okurken eserin yazarı ve hayatını araştırarak mı okursunuz? Yoksa sadece kitabınıza yoğunlaşıp kurguyu sindire sindire okumak mı istersiniz? Yazarın hayatı veyaşadığı dönem eseri için ne kadar belirleyicidir acaba? Bu soruyu kendi adıma cevaplayacak olursam; edebiyat tarihine damga vurmuş yazarların çoğunun sıra dışı olduğunu bildiğimi söyleyebilirim. Çoğu yaşadıkları karşısında olup bitene uyum gösteremeyen, ortalamadan…

  • hafızamdaki tiyatro

    Henüz beş altı yaşlarındayken annemin eteğini çekiştirip dururken bulmuştum kendimi Çan Tiyatrosu’nun önünde. O kadar miniciktim ki, tiyatro denilen yer bana devasa bir abide gibi gözükmüştü. Hayal meyal hatırlıyorum; merdivenlerden adım adım çıkıp yerime oturduğumda karşımda duran o kırmızı kadife perde, arkasında hangi sırları barındırıyor diye çok merak etmiştim. Perde aralandığında rengarenk bir dünya çıkmıştı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir