Çayyolu Doğası: Bitki Örtüsü ve Hayvanları

(Morfoloji- Jeoloji, Dereler, Yeraltı- Yerüstü Su kaynakları, Doğal Bitki Örtüsü, Endemik Bitkiler, Kalıntı Ormanlar, Anıt Ağaçlar, Kuşlar, Yaban Hayatı…)

GİRİŞ

Ben Kimim?

Ben Kuzey Işık. 22 yaşındayım ve Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde eğitimime devam etmekteyim. 11 yıldır Çayyolu Bölgesi’nde ikamet ediyorum. Çocukluktan gelen doğa ilgim ve sevgim sebebiyle de bu süre içinde bölgenin doğasını ve doğasında gerçekleşen (çoğunluğu maalesef olumsuz) değişimleri yakından gözlemledim. Odaklandığım konuların kuşlar ve bitkiler olması sebebiyle bu konularda yazılar yazmak, elimdeki bilgilerimi paylaşmak istedim. Bu ayki yazıda bölgenin doğasına genel bir giriş yapacak, daha sonraki sayılarda ise ilgilendiğim alanlar olan bitkiler ve kuşlar konusunda daha detaylı yazılar yazacağım. Kabaca içerikte; Morfoloji- Jeoloji, Dereler, Yeraltı- Yerüstü Su kaynakları, Doğal Bitki Örtüsü, Endemik Bitkiler, Kalıntı Ormanlar, Anıt Ağaçlar, kuşlar başta olmak üzere yaban hayatı konusunda yaptığım, ilçemizdeki sivil toplum kuruluşları işbirliğinde şahsen yer aldığım etkinlikler ve araştırmalar olacak. Ayrıca her bölüme ilişkin akademik bir arşiv oluşturmaya çalışacağım.

Çayyolu Hakkında Genel Bilgi

Çayyolu, Ankara şehir merkezinin yaklaşık 20 km güneybatısında yer alan, ismini ise bölgeyi baştan sona kat eden Çayyolu Deresi’nden (eski adıyla Kutugün Deresi) alan bir bölgedir. Kabaca özetlemek gerekirse; kuzeyde Eskişehir yolu, batıda Ankara çevreyolu, güneyde İncek sırtları ve doğuda Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü arasında kalan bölgeye Çayyolu Bölgesi veya Semti denebilir. Şahsi çalışmalarımda kullandığım sınır da bu şekildedir.

Bölgede Ümit, Mutlukent, Çayyolu, Prof Dr, Ahmet Taner Kışlalı, Konutkent, Yaşamkent, Alacaatlı, Dodurga Mahalleleri’nin tamamı ile Beytepe Mahallesi’nin bir kısmı bulunur. Bu mahallelerden Çayyolu (Kutugün), Alacaatlı, Beytepe (Lodumlu) ve Dodurga ise eski köy yerleşimleridir. Ayrıca Prof Dr. Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi sınırları içinde de Çayyolu Höyüğü bulunur.

Bölgedeki ilk yerleşim 1971 yılında Ümitköy’de kurulmuştur. Bu tarihten önce tarım ve hayvancılığa odaklı tipik Ankara kırsalı görünümüne sahip bölge şehirleşme ile tanışmıştır. Şehirleşme; hem geçmişte, hem de günümüzde bölgenin canlı yaşamının karşılaştığı en büyük tehdittir. İlerleyen on yıllarda ise bölgedeki şehirleşme gittikçe hızlanmıştır. 2000’li yıllara kadar çoğunlukla bahçeli, doğa ile nispeten barışık olan şehirleşme düzeni o tarihlerden sonra ne yazık ki vahşileşmiş bir hal almıştır. Örneğin o dönemlerde bazı yeşil/doğal alanlar yapılaşmaya açılmıştır. Yaklaşık bu tarihlerde, benim çalışma bölgem dahilinde olan Dodurga Meşelikleri’nin bir kısmı da hafriyat döküm sahasına dönüştürülerek hem Çayyolu Deresi, hem de kalıntı meşeliklerin bir kısmı acımasızca gömülmüştür. Örneğin, meşe konusunda uzmanlaşmış Doç Dr. Caner Aktaş ve Dodurga Mahallesi yerlilerinin aktardığına göre bölgede güzel su kaynakları, zengin bir yaban hayatı ve endemik bitkiler mevcutmuş.

1986 yılında, Çayyolu Toplu Konut Alanı Projesi’nin onayıyla kentsel gelişme, Ankara Belediyesi’nin kamulaştırma ve planlamasıyla hazırladığı imar parsellerini kooperatiflere tahsisiyle desteklenmiş, 1990’larda tamamlanan inşaatlar 2000’lerde iskanını tamamlamış, çoğu bahçeli ev olmak üzere düşük ve orta yoğunluklu uydukent olarak planlanmış ve böyle uygulanmıştır. Ancak izleyen yıllarda semtin morfolojisini değiştiren yüksek katlı, yüksek yoğunluklu yapılaşmanın önü açılmıştır. Birçok yeşil alan ve kamu hizmet alanı çok katlı ve yüksek yoğunluklu yapılaşmaya açılarak uydukent niteliği ve hedefi değiştirilmiştir. Kentsel morfoloji ve kentleşme öyküsü başka bir ilgi ve uzmanlık alanıdır. Ancak 2000 öncesi ve sonrası Kentsel Morfoloji hedefleri ve sonuçları konusu, semtimizin kaderini etkilediğinden, mutlaka çalışılmalıdır.

Bölgenin jeolojik yapısına bakıldığında; deniz seviyesinden yükseltinin kuzeyde yaklaşık 850 metreden, güneyde İncek sırtlarında 1200 metre civarına kadar değişiklik gösterdiği görülebilir. Tulumtaş Mahallesi’nden doğup Dodurga ve Alacaatlı Mahalleleri’nden geçen Çayyolu (Kutugun) Deresi, bölgemizi baştan sona kat eden bir vadi oluşturur. Bu ana dereye ek olarak; Çeşmebaşı Deresi ve Uğu Dere gibi yan kollar da mevcuttur. Çayyolu Deresi ve kollarının bulunduğu vadi kısımlarda alüvyal çökellere rastlanabilir. Onun dışında ise bölgemizde Karakuş Tepesi, Akbayır Tepesi, Çerçimusluğu Tepesi ve Akkaya Tepesi gibi birçok mevkiide kireçtaşı baskın kayaç tipidir. Bu kireçtaşlarının içinde yer yer denizsel fosillere de rastlanabilir. Dodurga Mevkii gibi bazı yerlerde kireçtaşları biraz daha kırıntılı bir hal alır. MTA Haritası’na göre bu bölgeler daha az kireçli bir yapıda olup, “Karasal Kırıntılılar” adıyla isimlendirilir. Bu jeolojik yapılara ek olarak yer yer volkanitlere de rastlanabilir. Bölgemizin baskın kayaç tipi olan kireçtaşının alkali yapısının bölge bitki örtüsüne olan etkisi, bitki örtüsünün detaylandırılacağı ilerleyen yazılardan birinde anlatılacaktır. Kabaca özetlemek gerekirse; Çayyolu’nun doğal bitki örtüsü alçak kesimlerde kireçtaşlı bozkırlardan, yüksek kesimlerde ise meşeliklerden, çalılıklardan ve bozkırlardan oluşmaktadır.

Bölgenin baskın vejetasyonu olan bozkırlarda kekik, geven, adaçayı, sığır kuyruğu, papatya, kantaron otu, deve dikeni gibi otsu türlerle kılıç otu ve ak yıldız gibi geofit (soğanlı) bitkiler mevcuttur. Bazı kireçtaşlı bozkırlarda (örneğin Alacaatlı Mahallesi’ndeki Akkaya Tepesi) cehri, yabani badem, sumak ve çitlenbik çalılarına rastlanabilir. Yüksek kesimlerdeki kalıntı meşeliklerde ise baskın tür tüylü meşedir (Quercus pubescens), tüylü meşeye ek olarak yer yer mazı meşesine (Quercus infectoria) de rastlanır. Kuraklık ve verimsiz toprak yapısı başta olmak üzere olumsuz şartlarda boy gösteren bu meşelikler; kısa boylu ve açıklıklı, “park ormanı” tipinde kurakçıl ormanlardır. Bu meşeliklerde baskın tür olan meşenin yanında katran ardıcı, alıç, ahlat, yabani yasemin ve kuşburnu gibi çalı türlerine; salep ve çiğdem başta olmak üzere de geofit bitkilere rastlanır. Sayılan bitki örtüsü yapılarına ek olarak da dere ve su kenarlarında söğüt, kavak gibi ağaçların baskın olduğu “galeri ormanları” bulunur.

Bölge Yaban Hayatının Geçmişi

Şehirleşme öncesinde bölgedeki yaban hayatının şimdiki durumundan çok daha zengin olduğu aşikar olsa da şehirleşme öncesi dönemde de insan unsurları başta olmak üzere çeşitli tehditler coğrafya ve yaban hayatında olumsuz etkiler doğurmuştur. Örneğin; bölgenin önemli bitki örtüsü olan bozkırlar; aşırı otlatma ve tarla açma sebebiyle, meşelikler ise odun kesimi, tarla açma ve aşırı otlatma sebebiyle yoğun tahribe uğramıştır. Bu ekosistemlerin tahrip olması sonucunda da oralara adapte olan canlı çeşitliliği yok olmuştur. Bölgemizin geçmişindeki en önemli ve belirgin doğa tahrip olayı kabul edilebilecek olan Çayyolu Deresi’nin kapatılması; bölgedeki su kuşlarının ve su kenarındaki bitki örtüsüne bağımlı çulha kuşu (Remiz pendulinus) gibi türlerin çoğunlukla ortadan kalkmasına sebep olmuştur. Çayyolu Bölgesi geçmiş zamanlarda Atatürk Orman Çiftliği gibi önemli kurumlar için bile su kaynağı olmuştur. Dolayısıyla, önemli bir dere bölgesi olan Çayyolu’nda derelerin kapatılması ve çevredeki vejetasyonun tahrip edilmesi yaban hayatı için son derece olumsuz sonuçlar doğurmuştur.

Yazılarımın, aynı zamanda yaban hayat ve, doğal hazinelerimizi geleceğe taşımak, izlerini korumak için yapabileceklerimizin tartışılmasına ve fikirler geliştirilmesine katkı sunmasını dilerim.

7. sayıdan

Similar Posts

  • | |

    Oyun, Ada Altıntaş

    Annem, evde temizlik varDışarı çıkmak ister misin, dediAldım bebeğimi ve suyumuÇıktım dışarıGördüm Ayza ile Arya’yı. Gittik birlikte parka,Kaydık kaydıraklardanSaat oldu akşam 07.30Annem bağırdı camdan;“Hadi gel.” diye. Bay bay dedimAyza ve Arya’yaNeşeyle yattımGördüm güzel bir rüya. (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • Antarktika senin Antarktika Kimsenin, Seda Uslu

    “Sonunda başardın. Sonunda geldin. İşte buradasın Barkın. Antarktika’ya hoş geldin Barkın.” “ANTARKTİKA SENİN ANTARKTİKA KİMSENİN”. İlginç bir söz değil mi? Antarktika bizim ama aynı zamanda hiç birimizin.Antarktika senin Antarktika kimsenin, çocukluğundan beri Antarktika hayalleri kuran ve bunu gerçekleştirmeyi başarmış bir gezginin, Barkın Laçin Özdemir’in kitabı. Ani bir kararla yola düşüp ve yine ani bir kararla…

  • Beni Bir Şiire Gömün

    06 Mayıs 2023, Cumartesi, saat 04.55 Beni bir şiire gömün. Ölümsüz sözcüklerle yazılmış olsun o şiir. Harfleri çocuklardan olsun. Gülen sözcüklerden, çınar ağaçlarından gelen rüzgârı da olsun o şiirin. Kol kola girmiş devrimciler gibi olsun dizeleri. Her imgesinde yürek olsun, özgürlük için deliren bir yürek. İşçilere uğrasın her sabah; onlara yaz ortasında bir dağ serinliği…

  • dün, bugün, yarın

    Bin yıl, yüzyıl, yıl, ay, hafta, saat, dakika, saniye, salise. En büyükten en küçüğe sıralanan bu birimler, zaman’ın unsurlarıdır. Zaman nedir? Şairin sorduğu gibi: “Bir su mu, bir kuş mu; iniş mi, yokuş mu?” Fizikten felsefeye her alanda bir tanımı olan olgudur zaman. Her düşünen zihni kurcalayan, her hisseden kalbi örseleyen bir şey. Dünyada cismi…

  • |

    Çayyolu’nda Kitap Fuarı

    Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni Çayyolu’nda bir kitap fuarının öncülerinden olduğu için çok mutlu şu günlerde. Tıpkı kendisi gibi bu fuar da uzun yılların bir ürünü aslında, yuvarlanan iki kartopunun sürekli büyümesi gibi ikisi de beraber olgunlaştı ve bugünlere geldi… Fuarı ilk olarak dillendirmeye başladığımızda birçok kişi bunun altından kalkılamayacak bir organizasyon olduğunu çeşitli…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir