|

İnsan Nereye Gider, Fazlı Humar

öpmeden çiçeğini koklamadan
bağrına basmadan henüz
için için tutuşup yanarak
insan nereye gider
canının yarısını bırakarak

ölümün kutsal çağında
kısalır ayakların
dönüp uzun uzun bakarsın
bıraksalar darmadağın aşkını
yeniden yaratacaksın
insan nereye gider
hasret kurşunu ile yaşayarak

sarılmak istersin delice
güzeller güzeli zeytin ağacına
kurban olursun havasına suyuna
yememiş içmemişsindir hani
var etmişsindir yokluktan
sonra yer yerinden oynar
sökülürsün kökünden
insan nereye gider
aziz toprağından koparak

kıpır kıpır
bir özgürlüğe uyanırsın
güller açmıştır yüzünde
gökyüzü
her zamankinden daha afilidir
türküler söylersin geleceğe dair
çoğalır sevginin dili
birleşir umutla eller
insan nereye gider
barış tohumları ekilmişken henüz

koparsın birer birer dalından
meçhule mültecidir ömrün
sığamazsın yeryüzüne
insan nereye gider
bombalar ve savaşlar içinde

Similar Posts

  • |

    Yaşama Sevinci

    Sezaryenle doğan bebekUltra hijyenik doğumhanedeEnfeksiyon kapıyor daKuvözde yatıyorkenTarlada doğuran AnaYerden bulduğu taşlaGöbek bağını kesipYavrusunu kundaklayıpHasada devam ediyor“Durumu kritik” diyorYoğun Bakım’daki bilen doktorOysa biliyoruz kiAllah’tan umut kesilmezVe hiçbir ilaç veremezTemiz hava, taze gıda ve parlak güneşinVerdiği sağlığıHem de bunlar parayla mı?Bir kahkahaBir kilo pirzolaO zaman, ne olursa olsunBağlanalım her zaman yaşamaGülerekVe sonsuz umutla…

  • TEMİZLİKÇİ KADIN

    (Bu çalışmamı, en saygı duyduğum kişiler olan tuvalet temizlikçisi kadınlara ithaf ediyorum.) Zaten pek gönülsüz oturduğumuz AVM restoranında tepemde dikilen garsonlar ile masa aralarında koşturan çocukların yaşattığı tedirginlikten başka bir de sırtı dönük halde oturan arkadaki oğlanın durmaksızın geriye ittiği koltuğu, serseri bir geminin başka gemiye bindirmesince koltuğuma çarpınca olacağı buydu tabii. Cibes otu, çatalımla…

  • TÜRK MİTOLOJİSİNDE AK İYELER – 1, Fevziye Şimdi

    AKANA: Ak Ana Türk, Tatar, Altay, Yakut, Çuvaş mitolojilerinde Deniz Tanrıçasıdır. Değişik Türk dillerinde Ağ Ana, Ürüng Ene, Şura (Sura, Sor) Ene olarak da bilinir. Moğollar ise Sagan (Sagağan, Saj) Ece olarak anarlar. Altay mitolojisine göre, henüz hiçbir şey yaratılmamışken ve yalnızca uçsuz bucaksız bir su varken, sonsuz sulardan çıkarak, Tanrı Ülgen’e yaratma ilhamını vererek…

  • |

    Bir Yol Masalı

    Yıldızların okşayışları araladı kirpiklerini; sürpriz yolculuğun coşkusu… Saçlarında Ankara rüzgârı, aklı rüzgârlardan da yukarıda; başlamıştı bir masalı yazmaya… Ne de güzeldi yollar, yârin yüzünde gülücüklerle… Şafağı müjdelerken güneş, cömertçe saçıyordu simlerini, renklerini bizim için çoğaltarak. Sarı sıcakta, ayçiçeği tarlalarının yorgun bireyleri, olgunlaşan başları önde, bizi selamlıyorlardı hasadı beklerken… Anı tazelemek isterken çayırda türlü türlü su…

  • |

    Kadın, Zekine Dündar

    Kanın sıcaklığıyla yazıldı şiirlerBedenineSenin sesindi sokaklara saplanan bıçakSaç örgülerini kesen makasSenin sesindiBu göğsümüzde duran türküKiminiz tabut olup taşındınız omuzlardaKiminiz slogan olup yazıldınız pankartlaraŞeref ararlar namus ararlarÖlü bedenleri üstündeSayıları her gün artan kadınların

  • Duyguların Sessizliği/ Selinnur Karadeniz

    Yaşamak, sadece nefes almak değil.Birinin gözlerine bakıp gerçekten görebilmek,Kelimesi bir sessizlikte bile varlığını hissettirmek,Yalnızlığı saklayan birine“Yanındayım” diyebilmektir…Bazen bir çocuğun korku dolu bakışlarındaSaklanır hayat.Bazen yaşlı bir çiftin ellerinde yorgun amaVazgeçmemiş.Kimi zaman bir dostun suskunluğunda,Kimi zaman hiç tanımadığın birinin yükünde gizlidir.Empati, ruhun en derin aynasıdır.Kendi acın gibi hissedebilmektir başkasının sızısını.Bir damlanın nehir olduğunu fark etmektir.Kendi yüreğini, başka…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir