Üç Küçürek Öykü
Henüz Güneş Doğmadı
Çifte minareli Cami Kebir’e bakan bir sokakta oturuyordum önceden. İnsanlardan hayli uzak, yine de ötelere / bulutlara yeterince yaklaşamamış. O günlerde ölseydim eğer, cenazem oradan kaldırılırdı büyük ihtimal. Taraçamızda utangaç martılar yaşıyorlardı. Upuzun kanatları ile üzerimizde uçarlardı bazı bazı… Ve ben sabahın en erken saatlerinde, henüz güneş doğmadan, Zühre yıldızını görürdüm. Az sonra havanın ışıyacağını bilerek.
(3 Temmuz 2023)
Körkütük Bir Yalnızlık
O tenha İstasyon Caddesi’nde hiç oturmadık. Caddeye sakinleri kadar umarsızca bakan sokakları bilmem. Nerede ne satılır, hangi evin bahçesinde hangi ağaçlar çiçek açarlar ilk yazla? Körkütük bir yalnızlık bizimki. Bana kalırsa en çok ben özlerim, sana kalırsa bütün kapalı perdeler sır katibin. Burada burnumun direkleri sızlıyor deniz kokusundan. Orada belki de fildişi kuleler vardır en eski tanrılara kafa tutan. Bir antik kentten ötekine ne mavi ne de kara trenle gidilebilir. Allı turna katarı; güneye, ılıman nehirlerin bakır renkli sularına nasıl ulaşacağını çoktan unutmuş. İçgüdü eski bir söylence artık. Yine de gülümsemeliyiz gramofon kağıtlarından yaptığımız rengarenk kanatlı kuşlara bakarak…
(4 Temmuz 2023)
Suskunlar
Bu sabah kuşluk vakti söyledi bana. Uzun süreden beri düşlerine güvenmiyormuş. “Eskiden” dedi “Gözlerimi uykuya her yumduğumda kendimi müthiş bir öyküyü ilk ağızdan dinleyecek gibi şanslı hissederdim.” İnce omuzları öne doğru eğilmişti bunları söylerken. Bellek dura dura eprimiş kumaşlarla doludur çoğu kez. İri, ela bakışlarına dikkat kesildim. Suskundular. Ve yarı uyanık.
(5 Temmuz 2023)
Suskunlar
Bu sabah kuşluk vakti söyledi bana. Uzun süreden beri düşlerine güvenmiyormuş. “Eskiden” dedi “Gözlerimi uykuya her yumduğumda kendimi müthiş bir öyküyü ilk ağızdan dinleyecek gibi şanslı hissederdim.” İnce omuzları öne doğru eğilmişti bunları söylerken. Bellek dura dura eprimiş kumaşlarla doludur çoğu kez. İri, ela bakışlarına dikkat kesildim. Suskundular. Ve yarı uyanık.
(5 Temmuz 2023)