Size de Çıkabilir

Yazar: Şehnaz İşeri

N E H İ R D E N K Ü L T Ü R S A N A T V E E D E B İ Y A T B Ü L T E N İ D o s y a 1 . Ç a y y o l u E d e b i y a t G ü n l e r i

D o s y a 1 . Ç a y y o l u E d e b i y a t G ü n l e r i Ö y k ü Ş e h n a z İ ş e r i

Yukarımızdaki fotoğraf geçen senekiyle aynı. Resmi üçe bölmüşler, orta parçada bı yıkları sakalları ağarmış başı kasketli bir çiftçi sağ avcundaki buğday tohumlarını sol avcuna döküyor. Arkasında buğday başakları. Üst parçada sulama sistemi, yeşil uzun bitkiler ve ağaçlar. Alt parçada yine sulama sistemi, zirai araç, traktör tekerleği. Fotoğ rafın kenarına da- alt parçanın sol kenarına- hem Türkçe hem İngilizce “Suyun İzinde Daha İleriye” yazılmış. Fotoğrafın altındaki günlerin, haftaların, ayların yazılı olduğu kısımları asıl takvimi takvim yapanları yani bizi yeni yıla göre bir zahmet düzenle mişler artık. Aynı yerde asılıyız. Veranda kapısının hemen yanı başındaki duvarda. Fotoğrafın altında üç kat fırfırlı etek giymiş küçük bir kız gibiyiz. Her katta on iki ayı gün gün gösteren 16 cm uzunluğunda 34 cm genişliğinde rahatlıkla koparılabilir kağıt yapraklarız. Baba orta kata içinde bulunduğumuz ayın yaprağını yerleştirir. Üst katta içinde bulunduğumuz aydan bir önceki yaprağın ayını tutar. Alt kata içinde bulundu ğumuz aydan bir sonraki ayın yaprağını koyar. Yukarıdan aşağıya Ekim Kasım Aralık olarak sıraladı bizi bu aybaşında. Eh bugün ayın 8’i yirmi iki gün sonra vazifem sona erecek “cırt” koparılacak çöpü boylayacaksın. Bize daha ne anlatabilirsin ki diyorsu nuz muhtemel. Asıl hikayem burada başlıyor.

Ablanın babası kopardığı biz takvim yapraklarından kırmızı makasla 4 cm genişli ğinde 14 cm uzunluğunda parçalar kırpar. Muhtemelen kuzu derisinden siyah 15 cm genişliğinde 18 cm uzunluğunda bir çantanın en arka cebine sokar. Yazısız beyaz arka kısmımızı not alma kağıdı olarak kullanır. Telefon numarası, adres, banka hesap numarası (ablanın kitabını yayınlayan kitabevinin sahibinin banka numarası) yazmak için ama en çok alışveriş listesi çıkarırken çantasından çeker alır. Abla da Şiir Atölye sinden arkadaşı Moris’e kitabını gönderecek postaneden onun ev adresini not etmek için aldı bir tane bizden. İyi kötü bir takvim yaprağından kırpık bir parçaya dönüş müş olsam da benim gibi kırpılmış bir tomar kağıt parçasıyla bir çantanın cebinden

S A Y I 1 0 – K A S I M 2 0 2 3 yine salonu ama bu sefer tam ters açıdan seyredebiliyorum. Boyum uzun olduğundan cepten rahatlıkla dışarıyı görebiliyorum. Tıpkı “ Parmak Hikayesi”ndeki sargı bezin den aşağıyı seyreden parmak gibi.

Alışveriş listesi olacaksam ne güzel, ekmek için hooop yolun aşağısına fırına inece ğim. Göremesem bile koklarım ekmekleri. Gazete için ablaların geldikleri yıldan beri gazetelerini aldıkları meşhur Mutlu Market’e gireceğim. Merak ediyorum marketin sahibini. Göremesem bile dinlerim sesini. Sonra ver elini Migros, Gürmar, Carrefour. Ay affedersiniz isim veremiyordum değil mi? Orada kesin çıkarır cebinden babası beni, hatırlamak için neler alacağını. Kim bilir ne kadar çok insan görürüm. Ablalar tam çekirdek aile: anne, baba ve çocuk. Bazen hafta sonları abi ve yenge. O da daha çok güzel havalarda ve yazın.

Baba dalgın bir insan olduğundan ne zaman çöpe atılacağım da meçhul. Ye ter ki gömlek, eşofman altı cebinde olmayayım. Abla çok sık çamaşır yıka dığından beni hemen çöp poşetine atar. Ama banka hesap numarası, telefon numarası ya da adres yazılırsa üzerime kolay kolay sırtım yere gelmez. Baba on ları kitap içinde ve çantalarda saklıyor. Alnıma alışveriş listesi olmak yazılmış sa bile şikayetim yok halimden. Ama takvim yaprağından bozma daha doğru su kırpma takvim yaprağı olmasaydım eğer piyango bileti olmayı çok isterdim. Biletçinin tablasında “ Keşke bu güzel kız beni alsa” diye hevesle beklerdim. Veya “ İnşallah şu kara sakallı iri yarı adam almaz beni” diye dualar ederdim. “ Bir birlerine ne yakışıyorlar. Onlara şans getirmeyi çok istiyorum” derdim genç kız la yakışıklı sözlüsü beni seçince ya da kim bilir bir restoranda biletçinin elindeki bir tomar biletin içinden küçük sevimli bir kız çocuğu çekse beni ne çok sevinir dim. Çekilişin yapılacağı ana kadar piyango bileti pek kıymetlidir. El üstünde tutu lur. Bu kadar değer görmeyi kim istemez. Ama ikramiye çıkmadığındaki o hayal kırıklığı. Çöp yolu göründü bana o zaman. Keşke çocuklar piyangoculuk oy nasalar bizimle. Üzerimize piyango bileti şekli çizerlerdi. Biri seyyar piyangocu olur: “Milli piyango yarın çekiliyor. Büyük ikramiye… kadar. Size de çıkabilir” derdi. Diğer çocuklar müşteri olurdu. Hangi çocuklar mı? Defne, Duru, Ya ğız…

Bu yazı, Nehirden Kültür Sanat ve Edebiyat Bülteni’nin 10. sayısında, Kasım 2023 tarihinde yayımlanmıştır.

Similar Posts

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir