ÖLÜM BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

“Ertesi gün kimse ölmedi”
Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir: Ölüm, o güne değin yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez.
“Ertesi gün hiç kimse ölmedi” diye başlar kitap. Bu olay, yaşamın temel kurallarına aykırıdır.
Ölüm ortadan kalkınca sevinilir elbette. Ölümsüz olmayı kim istemez ki!
Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç çok geçmeden yerini hayal kırıklığına bırakır. Ölümsüzlüğün sevincini yaşayanlar bir süre sonra bu gerçekle karşılaşınca ülkede kargaşa başlar.
Tüm yaşamsal devinimini yitirenler, ölümün sınırına gelmiş yaşlılar, onulmaz hastalığın acısını çekenler, hastanelerde, evlerde bakıma muhtaç olanlar için yaşamak ölüme yeğlenir mi?
İnsanların ölmemesi zamanın durduğu anlamına gelmemektedir. Hiç bitmeyen bir yaşlılıktır artık onları bekleyen.
Hükümetten kiliseye, sağlık kurumlarından ailelere, şirketlerden mafyaya kadar herkes ölümün ortadan kalkmasının getirdiği sonuçlarla başbaşadır.
Bitkisel yaşamdaki bir bebekle yaşam coşkusunu yitirmiş, yaşlılığın dönülmez devinimsizliğine girmiş bir dedenin ölümü; gece yarısı gizlice götürdükleri komşu ülkenin sınırında gerçekleşir. Bunun ayırımına varan komşuları durur mu?
Böylece sınırdaki gizli ölümler artmış, yönetimdekiler önlem almakta umarsız kalmıştır. Gizliliği kalmayan gömülenlerin yakınlarına, bu işlemleri para karşılığında yapan şirketler türer. Kapital düzen, yaşamın her alanında kendine Pazar bulmaktadır. Dahası parasal ilişkilerdeki rekabet ve kargaşa, bürokrasideki düzensizlik mafya benzeri grupların çatışmasına dönüşür.
Böyle gitmeyecektir elbette.
Ölüm, beklenmedik bir kimlikle ve umulmadık duygularla insanların arasına geri döner.

Başkana “Şu gün, şu saatte herkes ölecektir” diye “ölüm” imzalı bir mektup gelir. İnsanlar o güne değin nasıl yaşayacaklarını, neler yapmaları gerektiğini düşünmeye başlarlar.
Ölüm ve ölümsüzlük karşısında insanın şaşkınlığını, çelişkili tepkilerini, ahlaki çöküşünü, edebi, toplumsal, felsefi ve derinlikli bir biçimde işleyen José Saramago, “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş”u başladığı gibi bitiriyor:
“Ertesi gün hiç kimse ölmedi.”
Konuşma imi kullanmadan yazan Saramago’nun “Körlük” “Görmek” “Mağara” “İsa’ya Göre İncil” gibi “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” kitabı da okumaya değer.

8. sayıdan

Similar Posts

  • Hazinam

    Hüzünlüyüm yine yoğun biçimdeİçimdesin aşkının ateşiyle içimdeÇok istesem özlesem deYoksun yine değilsin benimleUzaktan uzağa seni sevmekleSana kavuşmak korkuyorum bir de hayalseGeçti seneler ömrüm bitecek neredeyseVarsın olsun seni sevmek uzaktan güzelseKarşılıksız sevdim seni sen bilmeden deÖmrüm bitene kadar sevecektim yineSen sevmesen deMucizyei sundun birdenKalbindi benim hazinemSeviyorum seni demenAh ah duygularımı tarif edemem

  • Merhamet Testide Su

    Viran evler Zulasında kelebek kanatları Ekmeğimizdeki acı Sayfalarda suskun çocuklar Sızlar yamalı insanlık Düşer ağrılara zaman Kelepçeler, yansımayan o renkler Acı satın alınır mı Davet edilir mi hasret Sığar mı dünyaya yitik şehirler Sınırı var mı emeğin Yokluklara gömülür kıyametler Özgürlüğün içine mahkûm Saçlarımızı saran yel Serilir hayaller ipten ipe Eli kopmuş yürekler Ana ocağı,…

  • | |

    Oyun Oynamak, Defne Kızılelma

    Gel beraber oynayalımGülelim, eğlenelim, hoplayalımArkadaşlarımızla beraberGüle oynaya oynayalım. Park, oyuncak, salıncak, topGel beraber oynayalımHer çocuğun hakkıdırSosyalleşmenin başıdır. Karışmayın çocuklaraOynasınlar güle oynayaBak ufukta beliriyorOyun oynayan her çocuk seviniyor (*) Angora Sınav İlkokulu 4. Sınıf Öğrencisi

  • Adımızla Yaşarız

    Geleneklerimizde, yeni doğan bebekler için “Adıyla yaşasın” denilen güzel bir “temenni” dileği vardır.Bu dileğin anlamı da; adı gibi bir insan olsun, adının anlamını yaşatan bir kişi olsun, demektir. Konuya yaradılış temeline inerek baktığımızda da; Hz. Âdem, Hz. Havva, Hz. İsa ve Hz. Yahya gibi isimlerin ortak özelliğinin, isimlerinin Yaradan/ Allah tarafından verilmiş olduğunu görürüz. Buradan…

  • Yaşasın Kahkaham, Fazlı Humar

    yıkılıyor fildişi kulelerinizkorkudan sarsılıyor saltanatınızbaktıkça gülen umutlu yüzümeyaşanacak hürriyet kadar eminimellerimi bir yumruk gibisıkışımdan biliyorumher gülüşümdedüşüyor çehreniztitriyor ellerinizkabus oluyorum her birinizeeydüzenin kemirgenleri sizine kadar öfkelisinizsevdamın gülen aydınlık yüzüne kara bir perdesinizçekin sırıtkan suratınızı geleceğimdenbüyüsün çocuklarsevinçle yeşersin aşklaracılar ve yokluklar içindeneşeyle doğurdu anam beniinatla çağlayacak hayatımsusturamazsınızeysahne simsarları sizibir deniz gibi kabaran neşemegem vuramazsınız aşktadırdireniştedirpatlamaya hazırbir silah…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir