AKSİSEDA

Zamanı değiştiremiyoruz belki ama biz zaman içinde değişiyoruz.

Sesim kulağıma farklı gelmeye başladı. Sanki bir gıcık ! Hem benim iki adım var neden bunca sene haksızlık ettim ki diğer ismime? İstemiyorum artık seni desem bırakabilir miyim? Diğerinin sırası geldi kırılmak gücenmek yok desek. Hem nerden başlayacağım ki ben artık diğer adımı kullanmak istiyorum demeye? Numeroloji ile mi ilgili aca ba? Yoksa büyümekle ve kendini tanımakla mı ilgili? Bir ben miyim böyle düşünen? Aklıma türlü türlü şeyler geliyor. Nerden düştü aklıma şimdi bu?

Saçımın rengini değiştirmeye karar vermek ya da şeklini değiştirmek daha kolay. Onlar da benim değil mi?

Gevezelik mi ediyorsun bak çok sesin çıkıyor . Evet sesimi kısmak istiyorum dur bir düğmesi olmalı. Ama nerde? Doğru ya kontrol bende , eşim dostum ne derse desin.

Artık karar verdim beni bu ismimle çağırmayın bakmam bak. Hah! Bana aitse kontrol bende! O zaman önce bir aksisedasına bakalım. Ayna karşısında bir denesem. Sanki söyleyince daha bir bana gitti. Yansıması aynı ben gibi , sadece bir kere söylemek yetti.

Yıllar geçti yaşlandık ya belki yeni bir doğuş oldu. Dikkatlice düşündüm, kendimi de iyice tanıdım. Belki kulağıma bu ismim üflenmiştir olamaz mı? Sihirli lambaya kapattım sesimi bak şimdi neşelendim. Gıcık mıcık çok dikkatli davrandım. Yorucuydu , size çılgınca gelmesin. Bakmayın öyle, birini seçmek zorunda kaldım.

Hayır efendim ben seçtim de siz tamamını hatırlayın. Şşşşşt…. K alk haydi! Sıra sana geldi, memure hanım çağırıyor…Neredeydi benim nüfus cüzdanım?

Sırası mıydı şimdi ? İsim değiştirmenin bir sürü resmî işlemleri ve sonuçları var da isim seçmenin yapılması gerekenler sırası yok. K abalık mı yapıyorsunuz memure hanım Ö nce “size nasıl hitap etmemi istersiniz?” diyin. Herkes bilir bunu. Doğru ismi nasıl seçiyorsunuz bunlar arasından? H â l â yanıt vermediniz. Lütfen bana cevap veriniz ama ben de bir cevap bulmakta zorlandım siz en iyisi mi içinizden geldiği gibi davranın.

Kızım , evladım diye çağırırlar beni,
Canım , boncuğum diye çağırırlar beni,
Anne , abla, eş diye çağırırlar beni,
Öğretmenim diye çağırırlar beni,
Dostum yavrum, tatlı dillim diye çağırırlar beni,
“Sessiz” diye çağırır lar beni
Fakat ben artık başkayım. Bu benim adım değil!
Hoş geldin.

Similar Posts

  • |

    Göynekli

    Çocuk edebiyatına kazandırdığı şiir ve öyküleriyle tanınan, emekli öğretmen, şair- yazar Ümran Erol bu kez Klaros yayınlarında, Mart 2022’ de basılan “Göynekli” adlı romanını edebiyat dünyasında okurlarıyla buluşturuyor.İlgiyle okuduğum “Göynekli” romanını tanıtmak amacıyla roman üzerine düşündüklerimi, yorumlarımı okurlara aktarmak istiyorum:12 bölümden oluşan romanın bitiminde 1.2.3. numaralarla final yüklemesi yapan yazar, okuru romanın bitiş finaline ortak…

  • Nasıl Geçti Habersiz

    İstanbul’un Avrupa yakasında temiz bir aile muhitinde yaşıyorlardı. Bir apartman dairesinde yaşasalar bile aslında 60’lı yıllarda yapılmış beş katlı bir müstakil evi andırıyordu bu apartman. Etrafı büyük bahçelerle çevriliydi, bahçenin hangi köşesine bakarsan bir güzellik insana yaşadığını hissettiriyordu. Bahçesinde her mevsim ayrı ayrı dikkat çeken bir detayı vardı. İlkbahar sonunda açmaya başlayan yazınsa hayranlık uyandıran…

  • |

    Çayyolu Dergi Yolu

    Çayyolu’nda 2020 yılında Çayyolu Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi ile başlayan kültür sanat ve edebiyat yolculuğu son iki ay içinde dört yeni dergi ile devam ediyor. Çıkmalarına yardımcı olduğumuz dergi sayısı böylece onu buldu. Bunun anlamı Cemil Meriç’in tabiriyle “hür tefekkürün” kalelerini artı on büyütmek… Bu dergilerden bir tanesi sadece tek bir sayı çıkabildi ve…

  • BOZ YEŞİL YAPRAKLI ANKA; DELİCELER

    Bir sabah, sepetin içinde kapınızın önüne terk edilmiş halde bulduğunuz bir bebek sanki ilkten. Ya da ağır geldiğinden bir leyleğin daha fazla taşıyamayıp tam bahçe duvarınızın dibine düşürüverdiği yeşil bir gülümseme. Çat kapı yapmışçasına. Ansızın karşınızda. Bahçe sularken gördüm. Bir delice zeytin bitivermiş taş duvarın dibinden. Akşamdan sabaha. Üç beş yapraklık körpecik fide gün ışığı…

  • Bir Anın Aynası

    Veysel Çolak’tan iki şiirli anı Şiir Kâğıt Tütün Cemal Süreya “Beni Öp Sonra Doğur Beni” (1973) adlı kitabını yayımladığında on dokuz yaşındaydım. Şiirlerim Memet Fuat’ın çıkardığı Yeni Dergi’de yayımlanıyordu. O günlerin birinde Arif Damar’ın Suadiye’deki Yeryüzü Kitabevi’ne uğradım. Erken saatlerde gitmiştim. Bütün günümü kitabevinde geçirdim. Akşamına da Cemal Süreya ile buluştuk. Böyle tanışmıştım onunla. Bana…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir